Bir memleket tablosu!

Sevgili okurlarım sizlerden çok özür dileyerek bir kez daha tekrar ediyorum. Bu memlekette olanları akıl almıyor. Bunlara rezalet mi yoksa siyasi skandal mı demeli, vallahi bilmiyorum!

Ya da Türk toplumu olarak hep birlikte kafayı mı yedik!

Korkutulduk mu, bir sürü hukuksuzluğu, adaletsizliği o yüzden mi sineye çekmek zorunda kalıyoruz...

Ya da artık alıştık mı!..

O yüzden mi sessiz kalıyoruz!

Sabahın köründe bir milli maç canlı yayınlanacak diye milyonlarca kişi meydanları dolduruyor. Sabah vakti daha gün doğmamışken meydanlara akın başlıyor.

Bu fırsattan yararlanan Diyanet ve dinci kesim cami önlerine büyük ekranlar kuruyor. Kalabalıklar akın akın geliyor. Ellerde bayraklar, milli takıma büyük tezahürat... Ortalık inliyor...

Bu fırsattan yararlanan Diyanet ve dinci kesim, gelenlere çay/kahve, simit/poğaça ısmarlıyor!

★★★

Öbür tarafta ise millet birtakım siyasetçiler tarafından aldatılıyor.

Hak, hukuk ve adalet kavramları paspas gibi çiğneniyor. Adalet, bizim iktidara teslim edilmiş, iktidarın emrine girmiş belli bir kesim dışında hiç kimseden tepki yok.

Milli maça gelenlere “Haydi arkadaşlar tepkimizi koyalım, milletin üzerinden oynanan bu oyunları biraz olsun açığa vuralım. Bizi soyanlara karşı çıkalım” deseniz belki size güleceklerdir!

İşte bunun adına “tribün milliyetçiliği” denir.

Maça konsantre olanların tek derdi o maçı kazanmaktır. Kazanırsak zafer, kazanamazsak Allah kerim!

★★★

Şu tabloya bakınız! Ortalıkta bir ana muhalefet partisi var ki başına gelenler dostlar başına! En güçlü olduğu dönemde partinin başına yargı kararıyla (!) bir genel başkan atandı.

Seçilmedi, atandı!

Bu kişi atandığı andan başlayarak partisinde ‘temizlik operasyonu’ başlatıyor. Milletvekilleri, yönetim kademesi ve il başkanları dahil herkesi değiştirmeye kalkışıyor. Kendisine Recep Tayyip ekibi tarafından verilen talimat belli:

Yeni bir CHP kuracak, AKP’ye çalışacak kadroları iş başına getirecek ve ana muhalefet partisini yumuşak karnından yakalayıp bölecek!

Atanmış genel başkan KK’nın geçmişi ve amacı zaten belli...

Recep Tayyip iktidarının stepnesi, bastonu ve kurtarıcı meleği olmak!

Aynen Devlet Bahçeli gibi bu görev için biçilmiş kaftan.

Bu onurlu (!) göreve dünden razıydı ve işe hızla başladı!

★★★

İzmir’in CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay dün partisinden istifa etti. Ama bu istifanın nedeni farklıydı. Partisinden istifa ediyordu ama belediye başkanlığı görevinden değil.

“Üst üste alınan ihraç kararları çok endişe vericidir. Bir gün geri dönebilmek umuduyla CHP üyeliğimden istifa ediyorum” dedi.

Öyle bir düzende yaşıyoruz ki, olanları hiç kimsenin aklı ve mantığı almıyor. Şu son örnekten gidelim...

“Cemil Tugay (ya da herhangi bir siyasetçi) CHP’den istifa ediyor ama işin gerçeği nedir?

Burada akla hemen bir soru geliyor:

“Hangi CHP’den?”

Yani başka bir deyişle Özgür Özel’in CHP’sinden mi yoksa oraya iktidar yargısının kararıyla ‘atanmış’ olan KK CHP’sinden mi?

Sadece bu olaylar dizisi bile Türkiye Cumhuriyeti için hem yüz kızartıcı hem de komedidir.

Gelecek günlerde bu gibi istifa olaylarına tanık olacağımız kesin. Milletvekilleri, parti yöneticileri, il ve ilçe başkanları falan filan...

Partili herhangi bir vatandaş CHP’den istifa ettiğini söyleyecek ve biz her seferinde aynı soruyu sormak zorunda kalacağız...

“Hangi CHP’den kardeşim!”

★★★

Yandaş medyada sık sık haberler çıkıyor...

Özgür Özel için fezleke hazırlanıyormuş. Bir süre sonra o da yargıya sevk edilip yargılanabilirmiş.

Yine yandaş medya kulislerinden bir alıntı:

Ankara’da temmuz ayında yapılacak NATO toplantısı nedeniyle Mansur Yavaş’a şu anda dokunulmayacakmış. Onu bir sürse daha içeri tıkmayacaklarmış!

Yine yandaş medyadan bir haber daha ama bu çok sevindirici...

Dünya lideri Recep Tayyip İtalya Başbakanı Meloni’ye “Bak haa, sigarayı bırak artık” demiş ve o da bırakmış!

Valla dedim ya, bu memlekette kafayı yemek çok kolaylaştı. Hayırlısı olsun!

Yazarın Diğer Yazıları