Bırakın İmamoğlu konuşsun insanlar yargıya güvensin

Öcalan’ı yargılayan hakim, SÖZCÜ’ye anlattı...

Turgut Okyay, bölücü terör örgütünün başı Abdullah Öcalan’ı İmralı Adası’nda yargılayan Ankara 2 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin başkanıydı. 50 bin kişinin katili olduğu belirtilen Öcalan’a hangi hakim olursa olsun vereceği ceza belliydi. İşlediği öne sürülen suçların karşılığının idam cezası olacağını hemen her hukukçu söylüyordu. Öcalan, ne söylerse söylesin bunun değişmeyeceği belirtiliyor, o yüzden kamuoyu bir an önce davanın sonuçlandırılmasını istiyordu.

1941’de Adıyaman’ın Tut ilçesinde doğan, 1964’te Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Okyay, kariyeri boyunca uzun yıllar ağır ceza mahkemelerinde ve DGM’de hakim ve mahkeme başkanlığı yaptı. Yargıtay Onursal Başkanlığı görevinde bulunan Okyay, sade bir yaşam sürdürüyor. Bir otomobili bile olmayan, o yüzden evinden Kızılay’a otobüsle gidip gelen Turgut Okyay’ı, yıllar önce durakta beklerken görmüştüm. O gün gideceği yere ısrarım sonucu ben bırakmıştım.

İMRALI DURUŞMALARI

İmralı Adası’nda Öcalan’ın yargılandığı günler çok heyecanlıydı. Bursa’nın Mudanya ilçesi iskelesinden avukatlar, şehit aileleri, gazeteciler hep birlikte vapura binip gidiyorduk. Öcalan’ın avukatları ve yakınları ise Gemlik iskelesinden geliyordu. Onlara herhangi bir saldırı olmaması için daha sıkı korunuyordu. İmralı’ya gittiğimizde de hepimiz ellerimizde barut izi olup olmadığı, retina taramalarından geçiriliyorduk. Aynı işlemler vapura binilen Mudanya ve Gemlik iskelelerinde de yapılıyordu. Adaya bizim kağıt, kalem, para götürmemiz yasak olduğu için girişte defter ve kurşun kalem veriliyordu.

Mahkeme salonunda şehit ailelerinin oturduğu bölümün ön tarafında avukatlar, yandaki bölmede ise Öcalan’ın avukatları ve yakınları oturuyordu. Şehit aileleri ve avukatları ile Öcalan’ın avukat ve yakınları paravanla bölünün ayrı salonlarda oluyordu. Bizlere tost, ayran ya da çay ikram ediliyordu.

MASA ALTINDA GÖZYAŞLARI

Zaman zaman şehit ailelerinin avukatlarının yönelttiği sorulara mahkeme başkanı müdahale ediyordu. Örneğin Öcalan’a Ermeni olup olmadığı sorulmuştu. Başkan Turgut Okyay, benzer sorular yöneltilmesine asla izin vermiyordu. Hatta şehit ailelerinin duruşma salonunda İstiklal Marşı okumalarına da karşı çıkıyor ve bu konuda sıkça uyarıları oluyordu.

O da bir insan, o da bir baba.Şehit ailelerini duruşmada dinlerken ağladığına da çok tanık olduk. Sıkça kalemini düşürüp onu yerden alıyormuş gibi yapıp gözyaşlarını kimseye göstermeden siliyordu. Eşi otobüsten indirilip gözlerinin önünde şehit edilen hemşire Yıldız Namdar’ı dinleyip de ağlamayan şehit yakını, gazeteci, avukat kalmamıştı.

“YARGI KÖTÜ GÜNLER YAŞIYOR”

Hakim Turgut Okyay, idam cezasına karşıydı. Ancak yasalar, sanığın işlediği suçların karşılığının idam cezası olduğunu biliyordu. Abdullah Öcalan hakkında idam cezası verdiğini açıklarken, kalemini kırmamıştı. “Allah bana bir daha idam cezası verdirmesin” diye idam cezası verildiğinde hakimler kalemi kırıp atıyordu. Okyay’ın idam cezasını imzaladığı kararda kullandığı kalemi, duruşma sonunda bir meslektaşımız almıştı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin seçilmiş başkanı, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, kendisine yeterince söz verilmediği gerekçesiyle yargılandığı İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde mahkeme başkanıyla tartışmış, dün bu köşede yazdığım tartışmalar sonucu salondan çıkarılmıştı. Turgut Okyay’a bu tartışmaları hatırlattığımda, “Yargı kötü günler yaşıyor. İnsanlar yargı bağımsızlığından kuşku duyuyor” dedi. Turgut Okyay sorularımı şöyle yanıtladı:

BU DÜŞÜNCEYİ YIKMAK İÇİN

“Yargının bağımsız olmadığına ilişkin düşünceleri yıkmak için meslektaşların çok büyük özen göstermesi, bağımsız yargıya sahip çıkmamız lazım. Bu da meslektaşlarımızın titizliğiyle olacak inşallah. Evet, başka türlü olmaz. Cesur olacaklar, korkmayacaklar. Yargı bağımsızlığına sahip çıkacaklar. Bütün demokratik ülkelerde yargı bağımsızlığına sahip çıkılıyor. Yargısı bağımsız olmayan ülkeden hayır gelmez. Bizde de her şey ortada. Müdahale edildiğine dair yaygın bir kanaat var.”

Okyay, müdahale edildiğine ilişkin görüşünü söyleyince, kendisine de müdahale edilip edilmediğini sordum. Şunları söyledi: “Hayır, hayır hiç müdahale etmediler, biz tam özgürce bir yargılama yaptık. Benim meslek hayatımda hiçbir müdahale olmadı. Tabii, bağımsız yargı çok önemli.”

SAVUNMA, ÖZGÜRCE YAPILABİLMELİ

Ekrem İmamoğlu’nun duruşmasında yaşanan ve basına yansıyan olayları Turgut Okyay şöyle yorumlardı: “Ekrem İmamoğlu’nun dosyasını bilmiyorum. Basına yansıdığı kadarıyla İmamoğlu’nun iddia edilen suçları işlediğine inanmıyorum. Dosyasını bilmiyorum, bilmeden de konuşmak doğru olamaz ama ben İmamoğlu’nu dürüst, namuslu bir insan olarak biliyorum.”

“İmamoğlu, savunması için kendisine yeterli zamanın verilmediğini söylüyor. İnsanların mahkemede savunmalarını özgürce yapmaları lazım. Savunmasını yaparken hiç kesilmemeli. Ne olacak? Dava üç gün, dört gün daha uzasın. İnsanın yargıya güveni kaldırılmasın, yok edilmesin. Abdullah Öcalan günlerce savunma yaptı. Yani insan yeterince konuşturulmazsa derdini dökmezse nasıl anlayacaksın sorunu? Yargı bağımsızlığı çok ama çok önemli.”