Biz yürürken sadece asfalt sanıyorduk, meğer sokakların tam 11 metre altında buzdolabı varmış
Avrupa enerji krizini tartışırken, Zaragoza 30 yıldır sokaklarının altındaki görünmez devden faydalanıyor: sabit 18°C’de kalan yeraltı su tabakası, şehrin onlarca binasını sessizce ısıtıp soğutuyor.
Avrupa’da enerji krizleri ve elektrik faturaları tartışılmaya devam ederken, İspanya’nın Zaragoza şehri yaklaşık 30 yıldır ayaklarının altındaki sessiz devden yararlanıyor. Şehrin asfaltının tam 11 metre altında; ne ses çıkaran ne duman yayan ne de haberlere konu olan devasa bir yeraltı su tabakası bulunuyor.
Ağustos sıcağında veya ocak ayının dondurucu soğuğunda bile yıl boyunca sabit 18°C sıcaklıkta kalan bu su yastığı, şehrin onlarca büyük binasını sessizce ısıtıp soğutuyor.
İspanyol araştırmacılar, şimdi bu doğal kaynağı kurutmadan, akıllıca yönetebilmek için geliştirdikleri yapay zekâ destekli THERMAL yöntemini dünyaya tanıttı.
Ebro’nun doğal termostatı: Neden Zaragoza?
Bu jeotermal mucizenin Zaragoza’da olması bir tesadüf değil. Şehrin altında, jeologların "Ebro Alüvyal: Zaragoza" akiferi adını verdiği 20 ila 30 metre kalınlığında devasa bir su kütlesi yatıyor. Doğrudan Ebro Nehri yatağına bağlı olan bu su tabakası, şehir için adeta doğal bir termostat görevi görüyor.
Aragon bölgesinde dışarıda hava sıcaklığı yazın 35°C'ye çıkıp, kışın rüzgarla birlikte 2°C'ye kadar düşerken; yeraltı suyu her zaman 18°C’de sabit kalıyor. Bu muazzam istikrar, jeotermal ısı pompalarının en yüksek verimlilikle çalışması için aranan kusursuz ortamı sunuyor.
Asfaltın altındaki dev buzdolabı
Sistemin çalışma mantığı, evlerimizdeki buzdolaplarına benziyor. Buzdolapları soğuk üretmez, sadece içerideki ısıyı dışarıya taşır. Kentsel ölçekteki jeotermal ısı pompaları da tam olarak bunu yapıyor.
Kışın sistem 18°C'deki yeraltı suyunu yukarı çeker. Özel bir ısı eşanjörü vasıtasıyla bu suyun içindeki ısının bir kısmını "çalarak" binayı ısıtmak için kullanır. Isısı düşen (soğuyan) su, yeraltı dengesini bozmamak için tekrar akifere enjekte edilir.
Yazın ise işlem tamamen tersine döner. Binanın içindeki bunaltıcı ısı çekilir ve dışarıdaki kavurucu havaya (örneğin 35°C) vermek yerine, çok daha serin olan 18°C'deki yeraltı suyuna aktarılır.
Zaragoza'da bu yöntemle işletilen, çoğunluğu kamu binalarında olmak üzere 60 büyük tesis bulunuyor. Bu tesisler, yaklaşık 15.000 evin ısıtılması ve soğutulmasına eşdeğer olan 110 megawatt termal kapasiteye sahip.
Sıfır Emisyonlu Belediye Binası: Geleneksel yöntemlerle ısıtılan bir binaya kıyasla tam %52 daha az enerji tüketiyor.
Saica Kağıt Fabrikası: Temellerine entegre edilmiş 12 sondaj kuyusuyla fabrikanın iklimlendirmesini tamamen yeraltından sağlıyor.
Fazla kullanılırsa aşırı ısınabilir
Bina yöneticileri, sistemi kurmanın ilk maliyeti yüksek olsa da, dalgalı elektrik piyasasına bağımlı olmamanın getirdiği huzurun bu maliyeti fazlasıyla amorti ettiğini belirtiyor. Ancak yeraltı kaynaklarının da bir sınırı var. Çok sayıda bina aynı anda yeraltından su çekip geri enjekte ettiğinde kuyular birbirine müdahale edebiliyor. Eğer akifere çok fazla sıcak su geri dönerse, yeraltı su tabakası uzun vadede aşırı ısınarak kullanılamaz hale gelebilir.
İşte bu noktada İspanyol Jeoloji ve Madencilik Enstitüsü (IGME-CSIC) tarafından geliştirilen THERMAL yöntemi devreye giriyor:
Akıllı koordinasyon: Sistem; tek bir yeni kuyu açmadan, mevcut tesislerin su akış hızlarını ve sıcaklıklarını birbirini etkilemeyecek şekilde milimetrik olarak ayarlıyor. Bu sayede kurulum başına yılda 7.500 € net tasarruf sağlanırken, 15 ton CO2emisyonunun önüne geçiliyor.
Avrupa’ya ihracat: Projenin bir sonraki aşamasında, yapay zekâ ve makine öğrenimi entegre edilerek yeraltındaki anlık enerji talebi ve iklimsel değişimler önceden tahmin edilecek. Bu akıllı yönetim modeli, kentsel hidrojeoloji alanında tüm Avrupa şehirlerine ihraç edilecek.
Neden tüm dünya bunu konuşmuyor?
Uzmanlara göre jeotermal enerjinin en büyük şanssızlığı "görünmez" olması. Bir çatıdaki güneş paneli veya ufuktaki rüzgar türbini gibi pazarlanabilir bir görsel etkiye sahip değil. İlk sondaj maliyetleri yatırımcıları korkutsa da, sistem sağladığı kesintisiz tasarrufla 5 ila 8 yıl içinde kendini tamamen amorti ediyor.
Zaragoza, bilim ve yapay zekâyı birleştirerek bir şehrin kirlilik yaratmadan, sokakların altındaki sudan nasıl ısıtılıp soğutulabileceğini kanıtladı. Cevaplanması gereken asıl soru artık bu sistemin çalışıp çalışmadığı değil; dünyanın geri kalanının ayaklarının altındaki bu bedava hazineyi neden hala görmezden geldiği.