Bu Avrupa ülkesinin ne başkenti ne de resmi bir dili var; ama saat gibi işliyor

İlk bakışta "bu ülke nasıl yönetiliyor?" dedirten bir idari yapı... Resmi bir başkenti yok, herkesin konuştuğu tek bir dili de yok. İşte Avrupa'nın göbeğinde, tüm ezberleri bozan ülke...

Dünyanın en zengin ve en düzenli ülkelerinden biri denince akla hemen İsviçre gelir. Bu ülkenin anayasasında, diğer devletlerde görmeye alıştığımız çok temel iki şey eksik: Resmi bir başkent ve tek bir ulusal dil.

Peki, nasıl oluyor da bu "yokluklar" içindeki ülke, dünyanın en istikrarlı devleti olmayı başarıyor?

Sokaktaki 10 kişiye "İsviçre'nin başkenti neresi?" diye sorsan, 9'u tereddütsüz "Bern" der. Meclis ve hükümet orada olduğu için bu cevap pratikte doğru gibi görünse de hukuken yanlıştır. İsviçre anayasasına göre Bern bir başkent değil, sadece "Federal Şehir" statüsündedir.

Bu kararın arkasında 1848 yılında yapılan tarihi bir uzlaşma yatıyor. O dönemde Zürih ve Cenevre gibi güçlü şehirlerin "ben yöneteyim" kavgasına girmemesi ve hiçbir şehrin diğerine üstünlük taslamaması için Bern, bir nevi "tarafsız bölge" olarak idari merkez seçildi.

BİR ÜLKE, 4 FARKLI DİL!

"İsviçrece" diye bir dil yoktur. Ülke, tek bir resmi dil yerine tam dört dili eşit statüde kabul etmiştir:

Almanca (%60)

Fransızca (%20)

İtalyanca (%8)

Romanşça (%1'den az)

Hiçbir dil diğerinden üstün değildir. Devlet dairelerinde işler ilk üç dilde yürürken, Romanşça da o bölgedeki halkla iletişimde resmi dil kabul edilir.

"Bu kadar dil varken nasıl kaos çıkmıyor?" diyebilirsiniz. Cevap: Kanton Sistemi.

İsviçre, her biri kendi yasalarına, eğitim sistemine ve resmi diline karar veren 26 kantondan (eyaletten) oluşur. Örneğin Zürih'te hayat Almanca akarken, Cenevre'de Fransızca konuşulur. Farklı bölgelerden insanlar bir araya geldiğinde ise ya tercüman kullanırlar ya da ironik bir şekilde İngilizce anlaşırlar.