Bu harita 50 yılı aşkın süredir meydana gelen depremleri kaydederek dünyanın en tehlikeli bölgelerini gösteriyor
EarthScope ve IRIS tarafından geliştirilen etkileşimli harita, 1970’ten günümüze kaydedilen 5,4 milyondan fazla depremi tek bir ekranda topluyor.
Bizler üzerinde yürürken Dünya'yı sabit ve hareketsiz sanırız. Oysa ayaklarımızın altında, devasa tektonik plakalar her saniye milimetrik olarak kayıyor, birbirine çarpıyor ve muazzam bir enerji biriktiriyor. Büyük depremler nadiren gerçekleşip haber bültenlerine düşse de, mikro sarsıntılar da hesaba katıldığında Gezegenimiz günde ortalama 1.000'den fazla kez sallanıyor.
Bilim insanları, Dünya’nın hiç durmayan bu sismik dinamizmini gözler önüne sermek için yarım asırlık verileri hipnotik, etkileşimli bir dijital haritaya dönüştürdü.
Yarım asırlık veri tek bir ekranda
EarthScope Konsorsiyumu ve IRIS Veri Hizmetleri tarafından ortaklaşa geliştirilen bu devasa harita, 1970 yılından günümüze kadar kaydedilmiş tam 5,4 milyondan fazla depremi tek bir arayüzde görselleştiriyor.
Platform, veritabanını dünyanın en güvenilir sismik izleme merkezi olan USGS (ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu) Ulusal Deprem Bilgi Merkezi’nin resmi kataloğundan çekiyor. Genişletilmiş mod seçildiğinde ise Kuzey Amerika dışındaki en küçük mikro sarsıntıları bile kaydeden Uluslararası Sismoloji Merkezi (ISC) verileri de haritaya dahil oluyor.
Haritada neler görebilirsiniz?
Haritaya ilk baktığınızda, her biri bir depremi temsil eden milyonlarca ışık saçan noktanın tektonik levha sınırlarını bir dantel gibi sardığını görüyorsunuz. Ancak platform statik bir görselden çok daha fazlasını sunuyor:
Boyut ve Renk Kodları: Haritadaki her bir noktanın büyüklüğü depremin büyüklüğünü (magnitüd), rengi ise sarsıntının derinliğini saniyeler içinde anlamanızı sağlıyor.
3 Boyutlu (3D) Modelleme: Kullanıcılar dünyanın istedikleri bölgesine yakınlaşarak sismik aktiviteyi 3 boyutlu olarak inceleyebiliyor veya haritayı uydu görüntüsüne çevirebiliyor.
Hızlandırılmış Animasyon (Time-lapse): 50 yıllık deprem geçmişini hızlandırılmış bir video gibi oynatarak, sismik enerjinin yeryüzünde zaman içinde nasıl göç ettiğini canlı canlı izleyebiliyorsunuz.
Veri İndirme: Araştırmacılar ve meraklılar filtreledikleri spesifik deprem verilerini Excel (CSV) formatında bilgisayarlarına indirebiliyor.
Haritada en çok parlayan 3 kritik bölge
Küresel haritaya bakıldığında, sismik yoğunluğun tavan yaptığı üç ana hat hemen dikkat çekiyor:
Pasifik Ateş Çemberi
Dünyadaki tüm depremlerin %90'ından sorumludur. Levhaların daldığı bu hat, tarihin en büyük sarsıntılarına ev sahipliği yapar.
Amerika kıtasının batı kıyıları, Japonya, Filipinler, Endonezya ve Yeni Zelanda. (Örn: 1960'taki 9.5'lik dev Valdivia Depremi)
Alp-Himalaya Yay
Avrasya, Afrika ve Hint-Avustralya levhalarının çarpışma alanıdır. Depremler Pasifik'e göre daha sığdır ancak devasa nüfus yoğunluğu nedeniyle çok yıkıcıdır.
Akdeniz havzası, Türkiye, İran ve Hindistan'a kadar uzanan hat.
Doğu Afrika Rift Sistemi
Bir kıtasal levhanın yavaş yavaş ikiye bölündüğü jeolojik olarak büyüleyici bir hat. Milyonlarca yıl sonra burada yeni bir okyanus ve yeni levha sınırları oluşacak.
Doğu Afrika hattı boyunca uzanan çöküntü alanı.
Bu harita bilim dünyası için neden bir dönüm noktası?
Görsel ihtişamının ötesinde bu araç, afet yönetimi uzmanları ve sismologlar için paha biçilemez bir veri madeni sunuyor:
Depremleri derinliklerine (sığ, orta, derin) göre filtreleyebilmek, araştırmacıların yer kabuğunun altındaki magmatik hareketleri ve manto tabakasının mekanizmasını anlamalarını kolaylaştırıyor. Sığ ve derin depremler tamamen farklı jeolojik süreçlerden beslenir.
Eskiden laboratuvarlarda, sadece bilim insanlarının anlayabileceği karmaşık sayılar, koordinatlar ve dağınık tablolardan ibaret olan sismik kayıtlar; bu harita sayesinde insanlığın gezegenin dinamizmini anlamasını sağlayan, neredeyse hipnotik ve farkındalık yaratan bir eğitim aracına dönüşmüş durumda. Ayaklarımızın altındaki devin asla uyumadığını görmek ürkütücü olduğu kadar büyüleyici.