Karamanoğlu Mehmed Bey, Karamanoğulları Beyliği’nin kurucusu Karaman Bey’in en büyük oğlu. 13 Mayıs 1277’de Konya’da yayımladığı fermanıyla Türkçeyi Anadolu’da resmi dil ilan etti. Karamanlılar, yakın bir döneme kadar her yıl “Karaman Türk Dili Ödülleri” veriyordu. Bu ödüllerden birisi de araştırma-inceleme dalında bana verilmişti. İlk Türkçe mesajın verildiği Karaman’da, tam 750 yıl sonra İstiklal Marşımızın Arapça okunacağı kimsenin aklına gelmezdi. Vali, İl Milli Eğitim Müdürü marşı okuyan öğrencileri alkışlarken, Belediye Başkanı Savaş Kalaycı da protesto amacıyla salondan hemen ayrıldı.
Türk siyasetinin içinde hep önemli görevlerde bulunmuş, birisi Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere beş hükümette bakan olarak görev yapmış, 100 yaşındaki siyasetçi Ali Naili Erdem’le günlerdir sohbet ediyor, yakın bir dönemde kitaplaştıracağım anılarını dinliyorum.
DEVLETTEN BİR DİL DÜNYAYA GELMEZ
Ali Naili Erdem’e, Türk dilinin başkenti Karaman’da İstiklal Marşımızın Arapça okunduğunu söylediğimde, inanamadı. Yaşına rağmen Türkiye’nin sorunlarıyla hep iç içe olan, görüş ve düşüncelerini düzenlenen toplantılarda anlatırken bilgi ve birikimine büyük hayranlık duyulan Ali Naili Erem’e, Arapça okunan İstiklal Marşımız hakkındaki düşüncelerini sordum. 100 yaşındaki Erdem’in anlattıklarını aynen aktarıyorum belki birilerine ders olur diye. Söz Ali Naili Erdem’in:
“Dil esas itibariyle en önemli konudur. Dilden bir devlet dünyaya gelebilir. Ama devletten bir dil dünyaya gelmez. Bizim dilimiz ahenk makamından bir orkestradır. Sadece ve yalnızca kelimelerden bir şey değildir. Bir ahenk manzumesidir. Dil, bir milletin varlığını tanımlamak için en önemli unsurdur. ‘Dilde beraberlik, dinde beraberlik’ diye tanımlanır. Türkçe, dünya dilleri arasında fonetiği itibariyle saygıyla karşılanan bir dildir.
TÜRKİYE’Yİ SEVMEYENLERİN İFADESİDİR
Bazı kendini bilmezler, Harf İnkılabının yapılmasıyla dilimizin körleştiğini ifade ederler. Bu yanlıştır. Türkiye’yi sevmeyenlerin ifadesidir. Aksine, Harf İnkılabının yapılmasıyla Türk dili zenginleşmiş ve dünya dilleri arasında yerini almıştır. Ben bir yazar ve aynı zamanda şiirden nasibini almış bir insan olarak şunu söyleyebilirim ki, dünyanın en zor yazılan nesnesi şiirdir.
Ama, Türkçe, fevkalade önemli şiirlere yer vermiştir. O itibarıyla bizim dilimizi horlamak, hor görmek, fukara görmek, yoksul görmek, sadece dilimizi değil, varlığımızı da sevmeyenlerin ortaya koyduğu bir görüştür. Atatürk’ün yaptığı en büyük inkılaplardan biri Türk Dili ve İnkılabıdır.
BAŞKA LİDER YOKTUR
Müstesna bir tarafı olan Atatürk’ü şu an, vesileyle anmak isterim. Dünyada bir başka lider yoktur ki oturup kendi diline kelimeler kazandırmış olsun. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türkçe kelimeler kazandıran bir liderdir. Oturmuş geometride, matematikte kelimeler üretmiştir. Bu bizim zenginliğimizin ifadesidir. Anadolu insanı doğrusuyla, eğrisiyle kendi kelimeleriyle Allah’a ulaşır.
Dil esas itibariyle bir
milletin şerefidir, onurudur, haysiyetidir, itibarıdır, bağımsızlığıdır. Hür ve müstakil devletler kendi dillerinin ötesinde bir başka dilin varlığına kolay kolay yer vermezler. Sömürge devletlerinde yabancı diller geçerlidir. Türk vatanı kendi diliyle iftihar eder.
BÜYÜK ORKESTRANIN İFADESİDİR
İstiklal Marşımız dünyanın her yerinde olduğu gibi bir milletin haysiyetinin, onurunun, bağımsızlığının ifadesidir. Şunu ifade edebilirim ki, İstiklal Marşımız şiir olarak da fevkalade güzel bir şiirdir. Kolay şey değildir dil, rastgele gelen kelimelerden bir şekil, bir şey değildir şiir. İstiklal Marşı bir kelimeler manzumesi olduğu kadar bir büyük orkestranın ifadesidir.
Ben şahsen Batı dünyasında konuşma yaparken dinleyenler ekseriyetle şaşırıp kalırlar. ‘Türk dili bu kadar güzel midir?’ diye. Fransızca bir ahenkler dilidir, Almanca matematik bir dildir. İtalyanca da aynı şekilde harmonidir. Türk dilini dinlediğiniz zaman hem matematiğin güzelliklerinden hem de şiirin ahengini Türk dilinde bulmak
mümkündür.
O itibarla şiirimizi İstiklal Marşı içerisinde yorumlamak her Türk’ün, her namuslu vatandaşın, her bağımsızlığını düşünenin, her hür fikrin malıdır ve iftiharıdır.
HAYSİYET YOKSUNLUĞU HALİDİR
SÖZCÜ’de okudum. İstiklal Marşımızın kabulünün yıldönümünde Karaman’da yaşananları. İstiklal Marşımızı öğrencilere Arapça okuttular. Bu bir sömürge anlayışıdır. Bu yaşadığı vatana ihanetin bir başka şeklidir. Bu, ülkenin insanı olmanın sıkıntısını çeken utanmazlığın ifadesidir. Bu, bir haysiyet yoksunu halidir.
Dilinden nefret eden insan, vatanından nefret edendir. Türkçenin dünya dilleri arasında var olmasının sadece şarkılarıyla değil, İstiklal Marşı gibi şiirlerin var olmasıyladır. O itibarla Arapça İstiklal Marşı’nı ifade etmek, bağımsızlığa tahammül edemeyen, Türk’ü ve Türklüğü içine sindiremeyen, Cumhuriyetin vatandaşı olmaktan iftihar edeceğine, nefret edenlerin ifade tarzıdır. Lanetlemenin bir başka şekli yoktur. Bunu yapanlar, inkılaplara, batılılaşmaya, modernleşmeye, bağımsızlığa tahammülü olmayanlardır.”
İstiklal Marşımızı Arapça okuyanlara Karamanoğlu Mehmed Bey’in fermanını hatırlatalım: “Bugünden sonra divanda, dergahta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır.”