Bulgaristan euroya geçti: AB'yi bekleyen siyasi ve ekonomik engeller öne çıkıyor
Bulgaristan’ın euroya geçmesiyle birlikte Avrupa Birliği’nde ortak para birimini kullanmayan ülke sayısı azaldı. Ancak kalan ülkelerde kamuoyu desteğine rağmen eurosceptic siyaset, bütçe açıkları ve anayasal engeller euro bölgesinin daha fazla genişlemesini şimdilik zorlaştırıyor.
Bulgaristan, halkın yaklaşık yarısının karşı çıkmasına rağmen euroya geçerek 21’inci euro bölgesi üyesi oldu. Böylece 27 üyeli Avrupa Birliği’nde ortak para birimini henüz benimsememiş sadece birkaç ülke kaldı. Ancak uzmanlara göre bu ülkelerdeki siyasi dengeler ve ekonomik sorunlar, euro bölgesinin yakın vadede daha fazla genişlemesini güçleştiriyor.
ORTAK PARA BİRİMİNE GEÇİŞ ZORLAŞIYOR
Bazı ülkelerde euroya kamuoyu desteği yüksek olsa da, hükümet ortaklıklarında yer alan eurosceptic partiler ve parlamentolardaki direnç, ortak para birimine geçiş sürecini yavaşlatıyor.
İşte euroya henüz geçmeyen AB ülkeleri ve mevcut tablo:
Macaristan
Eurobarometer’in Ekim-Kasım döneminde Avrupa Komisyonu için yaptığı ankete göre Macaristan’da halkın yüzde 72’si euroya geçişi destekliyor. Bu oran, euroyu henüz benimsememiş ülkeler arasında en yüksek destek seviyesine işaret ediyor. Buna karşın Başbakan Viktor Orban’ın eurosceptic tutumu süreci zorlaştırıyor.
Muhalefet lideri Peter Magyar, merkez sağ partisinin gelecek yıl yapılacak seçimleri kazanması halinde ülkeyi euroya geçiş yoluna sokacağını açıkladı. Ancak Macaristan, euro bölgesi dışında kalan AB ülkeleri arasında milli gelire oranla en yüksek borca sahip ülke konumunda. COVID-19 sonrası bütçe açığını azaltma çabaları da Orban’ın seçim öncesi harcamaları nedeniyle sekteye uğramış durumda.
Üstelik tüm kriterler karşılansa bile, euroya geçiş için parlamentoda nitelikli çoğunluk gerekiyor. Orban, forinti anayasal olarak ulusal para birimi ilan etmiş durumda.
Romanya
Romanya, AB’nin en yüksek bütçe açığını düşürmekte zorlanıyor. Bu nedenle euroya geçiş için mali istikrarın sağlanmasının birkaç yıl alabileceği değerlendiriliyor.
Eurobarometer anketine göre ülkede euroya destek yüzde 59 seviyesinde. Ancak yüksek enflasyon, kemer sıkma önlemleri ve 2028 seçimleri öncesinde yükselen aşırı sağın baskısı nedeniyle euro konusu kamuoyunun gündeminden büyük ölçüde düşmüş durumda.
Polonya
Polonya’da euroya kamuoyu desteği yüzde 45 seviyesinde bulunuyor. Maliye Bakanı Andrzej Domanski, Varşova’nın euroya geçiş üzerinde çalışmadığını ve euro bölgesi dışındaki en büyük AB ekonomisi olarak “kendi para birimine sahip olmaktan memnun olduklarını” söyledi.
Ana muhalefetteki Hukuk ve Adalet Partisi lideri Jaroslaw Kaczynski ise euroyu savunanları “Polonya’nın ölümcül düşmanı” olarak nitelendirdi.
Çek Cumhuriyeti
Çek Cumhuriyeti’nde euroya destek yüzde 30 ile oldukça düşük. Hükümetin de euroya geçiş için herhangi bir adım atma planı bulunmuyor.
Ülkenin kamu borcu, euro bölgesindeki birçok ülkeden daha düşük seviyede. Bu nedenle kamuoyunda euroya geçişin, daha borçlu ülkelerin yükünü paylaşma riskini artıracağı endişesi öne çıkıyor.
Başbakan Andrej Babiš, iş dünyasından geldiği ilk yıllarda euroya daha sıcak bakarken, zamanla partisinin çizgisini milliyetçi ve eurosceptic bir noktaya taşıdı. Babiš, Çek kronunun da anayasada güvence altına alınmasını öneriyor.
İsveç
İsveç’te yalnızca küçük bir parti açık şekilde euroya geçişi savunuyor. Parlamento içindeki ikinci büyük güç olan ve sağ azınlık hükümetine desteği kritik önemdeki İsveç Demokratları ise euroya karşı. Bu tablo, euro tartışmalarının uzun süre teorik düzeyde kalmasına yol açıyor.
İsveç, 1995’te AB’ye katıldı. Ancak 2003’te yapılan referandumda halkın yüzde 56’sı euroya hayır dedi. Eurobarometer’e göre bugün destek oranı yüzde 39. 2012-2013 euro bölgesi borç krizinin ardından yüzde 80’in üzerinde olan karşıtlık zamanla gerilemiş durumda.
Danimarka
1973’te AB’ye katılan Danimarka, eurodan resmi muafiyet hakkına sahip tek üye ülke konumunda. Bu nedenle tüm kriterleri karşılasa bile ortak para birimine geçmek zorunda değil. Ülkede euroya kamuoyu desteği yüzde 33 seviyesinde bulunuyor.