Burnumuzun dibindeki göl yok oldu
Yunanistan'ın en büyük beşinci gölü olan Koronia, iklim değişikliği, kuraklık ve bilinçsiz tarımsal sulama nedeniyle son sekiz yılda %90'dan fazla küçülerek yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.
Yunanistan'ın kuzeyinde yer alan ve geçmişte ülkenin en büyük beşinci gölü konumundaki Koronia Gölü, tarihi bir kuruma süreciyle karşı karşıya. Atina Ulusal Rasathanesi verilerine dayandırılan uydusal ölçümlere göre gölün su yüzeyi alanı, 2016 yılında 34,4 kilometrekare iken 2,7 kilometrekareye kadar gerileyerek eski boyutunun onda birinden daha küçük bir seviyeye düştü.
EKOSİSTEM VE YEREL EKONOMİ OLUMSUZ ETKİLENİYOR
Yaklaşık 10 yıl önce flamingolar dahil binlerce göçmen kuş türüne ev sahipliği yapan ve koruma altındaki sulak alan statüsünde bulunan bölge, turizm, balıkçılık ve tarımsal faaliyetlerin merkezi durumundaydı. Bölgedeki kıyı toplulukları temsilcileri, gölün mevcut durumunun parçalı bulanık göletler ile güneş ışığı nedeniyle çatlamış çamur ovalarından ibaret olduğunu ifade ediyor.
KURAKLIK, BUHARLAŞMA VE KAYNAK KURUMASI
Uzmanlar, sulak alanın küçülmesindeki temel nedenleri düşük yağış miktarı ve yükselen sıcaklıklar olarak sıralıyor. Ulusal Sulak Alanlar Merkezi Su Kaynakları Yönetimi ve İklim Değişikliği Birimi verilerine göre:
Göl havzasındaki yıllık ortalama yağış miktarı son beş yılda 400 milimetre seviyesine geriledi. Bu değer, önceki on yılların ortalamasından yaklaşık 150 milimetre daha az.
Yüksek sıcaklıklar nedeniyle yıllık su buharlaşması 100 ile 150 milimetre arasında artış gösterdi.
Aşırı sıcaklar ve kuraklık, gölü besleyen doğal su kaynaklarının da kurumasına yol açtı.
İNSAN FAKTÖRÜ VE DENETİM ADIMLARI
İklim koşullarının yanı sıra, bölgedeki tarımsal sulama ve hayvancılık faaliyetleri için gölden kontrolsüz su çekilmesi su kaybını hızlandıran faktörler arasında yer alıyor. Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın 2013 yılında Yunanistan'ın gölü aşırı sulama, yasa dışı kuyu açma ve kirliliğe karşı yetersiz koruduğuna dair kararı bulunuyor. Yunanistan Çevre Bakanlığı Su Kaynakları Genel Sekreterliği yetkilileri, bilinçsiz sulamayı engellemek adına bölgede denetimlerin artırıldığını belirtiyor.
KÜRESEL OKYANUS VE DENİZ ISINMALARININ ETKİSİ
Bölgesel kuraklık, küresel ölçekteki denizel ve iklimsel değişimlerle paralellik gösteriyor. Küresel veriler, okyanusların sera gazlarının tuttuğu fazla ısının yaklaşık %90'ını ve salınan karbondioksitin üçte birini emdiğini ortaya koyuyor. Bu durumun sonuçları şöyle özetleniyor:
1999'dan bu yana yıllık ortalama 3,8 mm artan deniz seviyesi yükselme hızı, 2012-2025 döneminde yıllık 4,2 mm'ye ulaştı.
Okyanusların asitlik oranı son 40 yılda %17 arttı.
Küresel ortalamadan yaklaşık iki kat daha hızlı ısınan Avrupa'da, Akdeniz genelinde her on yılda ortalama 0,32 °C sıcaklık artışı kaydediliyor. Akdeniz ve Karadeniz'de derin su katmanlarına kadar ulaşan denizel sıcaklık dalgaları gözlemleniyor.