Buzun altından birden kızıl su fışkırdı: 5 milyon yıldır dünyadan saklanıyordu

Antarktika'nın beyaz örtüsü üzerinde yükselen pas kırmızısı sularıyla ünlü "Blood Falls" (Kanlı Şelale), bilim insanları tarafından mercek altına alındı. Araştırmacılar, Taylor Buzulu yüzeyindeki çökmelerin ve buzun derinliklerinde meydana gelen ani basınç değişikliklerinin bu doğa olayını tetiklediğini keşfetti.

McMurdo Kuru Vadileri'nde gerçekleşen bu olay, buzun altında biriken tuzlu suyun periyodik olarak dışarı fışkırmasıyla oluşuyor. 2018 yılında kaydedilen nadir bir gözlemde, buzul üzerindeki takip cihazlarının yüzey çökmesini saptadığı anda kameraların yeni bir püskürmeyi kaydetmesi, sürecin işleyişine dair somut kanıtlar sundu.

BUZUN ALTINDA NELER OLUYOR?

Buzun altındaki devasa rezervuarlarda biriken tuzlu su, artan basınçla birlikte sistem tarafından tutulamaz hale geliyor. Buzulun devasa ağırlığı ve yavaş hareketi, bu sıvıyı çatlaklara doğru iterek ani patlamalarla dışarı salıyor.

Tuz, donma noktasını düşürdüğü için bu su aşırı soğuklarda bile sıvı kalabiliyor. Yüzlerce yıl süren donma olayları tuzları yoğunlaştırarak sıvının buz içinde hareket etmesini sağlarken, bu karışımın kimyasal yapısı buzulun altındaki kayalar ve tortular hakkında değerli bilgiler veriyor.

SU NEDEN KIRMIZIYA DÖNÜYOR?

Şelalenin ürkütücü kızıl rengi aslında tamamen kimyasal bir reaksiyonun sonucu. Buzun altından çıkan tuzlu su, bünyesinde yoğun miktarda demir barındırıyor.

Bu su yüzeye ulaşıp havayla temas ettiği anda oksidasyon süreci başlıyor ve demir oksijenle reaksiyona girerek dakikalar içinde kırmızı pas rengini alıyor. İlk kez 1911 yılında kayıtlara geçen bölge, bugün Antarktika Koruma Planı kapsamında sıkı bir şekilde korunuyor.

5 MİLYON YILDIR SAKLANIYORDU

Havadan yapılan taramalar ve buz delici radarlar, vadinin altında derin tuzlu su kanalları tespit etti. Bilim insanları, bu tuzlu su rezervuarının üç ila beş milyon yıldır dış dünyadan izole bir şekilde buzun altında kaldığını tahmin ediyor.

Bu uç noktadaki ortamda, oksijen yerine demir ve kükürt bileşiklerini kullanan özel mikroorganizmalar hayatta kalıyor. Ekosistemin benzersiz yapısı ve mikroorganizmaların zarar görmemesi için bölgeye erişim uluslararası düzenlemelerle sıkı bir şekilde denetleniyor.