Çanakkale: Cumhuriyet’in ön sözü

Birinci Dünya Savaşı’nda, Osmanlı Devleti’nin savaştığı cephelerden biri de Çanakkale...

★★★

18 Mart 1915 Perşembe, güneşli bir günün sabahında, işgal ordusu gemileri Yunanistan’ın Gökçeada, Bozcaada ve Limni Adası’ndan hareket ettiler.

Saat 10.05’te, donanmanın öncü gemileri Çanakkale Boğazı’ndan içeriye girmeye başladı.

Hedef, Osmanlı’nın başkenti İstanbul’un işgaliydi.

★★★

Boğaz’daki Türk savunmasından, Cevat Paşa (Çobanlı) komutasındaki Müstahkem Mevki Komutanlığı sorumluydu.

Nusret mayın gemisi, gemilerin manevra yaptıkları Erenköy Koyu’nun tam burnu istikametinde, 7-8 Mart 1915 gecesi sabah saat 3.20’de 26 mayın döşemişti.

Bu mayınlardan habersiz işgal donanması, Çanakkale Boğazı’nı rahatça geçeceğinden emindi.

★★★

Döşenen mayınlar, görevlerini eksiksiz yaptılar.

18 Mart 1915’te akşam karanlığı basarken, 200 yılın yenilmez İngiliz donanması daha ilk günde donanmasının üçte birini kaybetti.

18 Mart Deniz Zaferi’nin gerçek kahramanı, Nusret mayın gemisidir.

Türk topçusunun başarısı da önemli bir yer tutar.

18 Mart günü işgal kuvvetleri, 800 kişilik zayiat verirler.

Türk tarafının kaybı ise, 26 şehit ve 53 yaralıdır.

★★★

18 Mart 1915, Türklerin uzun zamandır kazandığı ilk zaferdi.

Büyük Britanya İmparatorluğu içinse, bu yenilgi büyük bir travmaydı.

İngiltere Deniz Kuvvetleri Bakanı Churchill, şunları söyler:

“1915 yılında dört-beş bin harp gemisi denizlerde dolaşmakta idi. Fakat bunların hiçbiri Nusret’in döktüğü mayınlar kadar savaşın devamına ve düşmanın istikbaline etkili olacak bir başarı gösterememiştir.”

★★★

İşgal kuvvetleri, Boğazı sadece donanmayla geçemeyeceklerini anlarlar.

25 Nisan 1915’te, Gelibolu Yarımadası’nı işgal etmek üzere Kara Harekâtı başlatırlar.

Fakat hedeflerine ulaşmadan büyük bir yenilgiyle, 9 Ocak 1916’da geri çekilirler.

Alman Ordu Komutanı’nın büyük tuzağı

Çanakkale cephesinde, 26 Mart 1915’e kadar emir-komuta Türk komutanların elindeydi.

Türk komutanların hazırladığı savunma planında, düşmanın, henüz denizde iken karşılanması ve karaya çıkması engellenecekti.

★★★

Enver Paşa, 26 Mart 1915’te Alman General Liman von Sanders’i, Çanakkale Cephesi’nden sorumlu 5’inci Ordu Komutanı olarak görevlendirir.

Sanders’in ilk işi, Türk komutanların hazırladıkları savunma planını değiştirmekti.

Enver Paşa, Alman komutanın planını onaylar.

★★★

Alman Ordu Komutanı’nın savunma planına, Türk komutanlar şiddetle itiraz ederler.

Yarbay Mustafa Kemal, 3 Mayıs 1915’te doğrudan Enver Paşa’ya bu konuda bir mektup gönderir.

Alman komutanın hazırladığı planın bir felakete yol açacağını yazar.

Ancak, Enver Paşa bu feryatları duymaz.

Çünkü, Alman hayranlığı ağır basar.

★★★

Alman Ordu Komutanı’nın savunma planı ve Alman birlik komutanlarının hatalı yönetimlerinin Türk ordusuna maliyeti çok ağır olur.

Kısa sürede bitecek savaş, 260 gün devam eder.

Ve Türk kanı oluk oluk akıtılır.

★★★

Eğer, Türk komutanların savunma planı uygulansaydı, savaş çok daha kısa sürede zaferle sonuçlanacak ve Türk ordusu çok daha az kayıp verecekti.

Alman hayranlığı, bir neslin hayatına mal olacaktı…

Çanakkale cephesinde gerçek kayıp sayısı

Çanakkale Muharebeleri’nde şehit ve zayiat sayısı hep tartışmalıdır.

Çanakkale Muharebeleri, denizde ve karada 287 gün, karada 260 gün sürdü.

Harp cerideleri, zayiat raporları ve hastane kayıtları incelendiğinde, şu gerçek sayılara ulaşılır:

Türklerin şehit sayısı 101 bin 279’dur.

102 bin 603 yaralı ve kayıp; 10 bin esir olmak üzere, toplam zayiat 213 bin 882’dir.

İngilizlerin kaybı 205 bin.

Fransızların zayiatı ise 47 bin.

★★★

İşgal kuvvetleri 252 bin.

Türk kuvvetleri 213 bin 882.

İki tarafın kaybı, toplam 465 bin 882 kişi.

Yaklaşık, yarım milyon...

Türkler, kara harekâtında, günde yaklaşık 825 zayiat verir.

İşgal kuvvetleri, günde yaklaşık 970 kayıp verirler.

İki taraf, günde yaklaşık bin 800 zayiat verir.

Çanakkale’deki muharebelerin önemi

Çanakkale Muharebeleri, tarihte o ana kadar yapılan en büyük amfibi harekâttır.

Çanakkale Zaferi, Millî Mücadelenin ve Cumhuriyet’in ön sözüdür.

Mustafa Kemal, Çanakkale’de Türk İstiklal Savaşı’nın çekirdek kadrosunu oluşturur.

Çanakkale, Mustafa Kemal’in tarih sahnesine ve Türk Milleti’nin huzuruna çıktığı devler savaşıdır.

Türk Milleti, Çanakkale’de Anafartalar Kahramanı ile tanışır.

Bu açıdan, Mustafa Kemal’in doğum yeri Çanakkale Muharebeleri’nde gözetleme yeri olan KEMALYERİ’dir.

Eğer Çanakkale Muharebeleri zaferle sonuçlanmasaydı, Millî Mücadele yolculuğu başlatılamaz, Türk İstiklal Savaşı yapılamazdı.

Balkan yenilgisi sonrası zafer

Çanakkale’den üç yıl önce, Balkan Savaşı’nda büyük bir felaket yaşanır.

Askerlik sanatından uzaklaşan, siyasete bulaşan bir ordu, Balkan topraklarını kaybeder.

Bu nedenle, Mustafa Kemal, Çanakkale’de verdiği emirlerin çoğunda, “Balkan Faciası’nın yaşanmaması için” ifadesini kullanır.

Hatta, Balkan Felaketini yaşatacak askerlerin kurşuna dizilmeleri emrini de verir.

★★★

1 Mayıs 1915’te verdiği emir:

“İçimizde ve komuta ettiğimiz askerlerimizde, Balkan Savaşı utancının tekrarını görmektense, burada ölmeyi istemeyenlerin bulunacağını asla kabul etmem. Eğer böyle kişilerin olduğunu görürseniz onları derhal kendi ellerimizle kurşuna dizmeliyiz...”

O genç subay kadrosu, Balkan utancını bir daha yaşamamak için her fedakarlığı gösterir.

Saldırıda askerinin başındadır, en önde komutanlar vardır.

Cepheden kaçan alay

27 Nisan 1915.

Gün ağarıyordu.

Mustafa Kemal, yoğun muharebeden dolayı yorulmuştu.

Tam bu sırada, 77’nci Alay’ın 1’inci Tabur Komutanı Binbaşı Mehmet Emin Bey geldi.

Kıpkırmızıydı...

“Komutanım...

Utanç içindeyim. Ne yazık ki alayımız çil yavrusu gibi dağılarak muharebe alanından firar etmiştir...”

★★★

Mustafa Kemal’in korktuğu başına gelmişti.

Binbaşı Mehmet Emin Bey’e:

“Şimdi bize düşen bu kaçanlara lanet okumak değil, onları tekrar toplayıp muharebeye sevk etmektir. Bunun için derhal tabancanızı çıkarınız ve gördüğünüz tüm subaylara aynı yetkiyi verdiğimi söyleyiniz.

Kaçanları vurunuz...”

Mustafa Kemal, Arap askerlerinin kaçma, firar etme, dağılma gibi disiplinsiz davranışlarını, 1911-1912’de Trablusgarp Savaşı’nda bizzat yaşamıştı.

★★★

Kolordu Kurmay Başkanı Albay Fahrettin Altay, “10 Yıl Savaş ve Sonrası” adlı anılarında ibretlik bir olayı kaleme alır:

“Vadi cepheden gelen yaralılarla dolmaya başladı. İlerimizdeki 77’nci Arap Alayı’ndan kaçan çok sayıda Arap erinin, çadırlarda saklandıklarını ve nargile içmekte olduklarını gördük.”

★★★

Üstelik bu Arap alayının erleri, cephede bulunan Kahraman 27’nci Alay’a arkadan ateş ederek kayıp verdirirler.

27’nci Alay Komutanı Yarbay Şefik Aker, 77’nci Alay hakkında sert konuşur:

“Eğer bu Arap askeri yerine, bunlarla değiştirilen Türk erleri olsaydı, gündüz sarsılan ANZAKLAR daha o gece vapurlarına çekilmek zorunda kalırlardı.”

Cepheden kaçan bu Arap Alayı’nın maliyeti çok ağırdır.

Çanakkale Muharebeleri ve savaş tarihi

Çanakkale Zaferi, uzun süren askeri yenilgilerden sonra, yıkılış döneminde bulunan Osmanlı Devleti’nin kazandığı ilk büyük cephe savaşıdır.

Çanakkale Harekâtı, Birinci Dünya Savaşı’nın en az iki yıl daha uzamasına neden oldu.

Almanların istediği oldu....

İngiltere ve Fransa, yaklaşık bir yıl süreyle, yaklaşık yarım milyon askerini Çanakkale Cephesi’nde bulundurmak zorunda kaldılar.

Böylece, Almanya’nın Batı Cephesi’ndeki yükü çok hafifler.

Çanakkale Boğazı geçilemediği için destek alamayan Rusya’da, Ekim 1917’de Bolşevik İhtilali patlak verir ve Çarlık Rusya’sı yıkılır.

Mustafa Kemal, yarbay ve albay olarak, 9 ay 13 gün Gelibolu muharebe alanında kaldı.

Genç, cesur, gözü kara ve yakışıklı bir Türk subayı...

34 yaşındadır.

Stratejik bir komuta makamında değildir.

Ancak o makamda bulunanlar adına kararlar verdi ve başarılarıyla stratejik sonuçlar elde etti.

★★★

Mustafa Kemal, Çanakkale Muharebeleri’nde dört kez Osmanlı’nın başkenti İstanbul’u ve padişahı kurtarır.

Birinci kurtarışı; 25 Nisan 1915’te Arıburnu’na çıkan düşmana, 57 ve 27’nci Alaylarla yaptığı saldırıdır.

Bu saldırıda, savaş tarihine geçen şu emri verir:

“Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum...”

İkinci kurtarışı; Anafartalar Grup komutanı olarak, İngiliz Kolordusu ile ANZAC Kolordusu’na, 9 Ağustos 1915’te 7 ve 12’nci tümenlerle yaptığı taarruzdur.

★★★

Üçüncü kurtarışı; 10 Ağustos 1915’te Conkbayırı’nda İngiliz kuvvetlerine yaptığı süngü hücumudur.

Mustafa Kemal, Conkbayırı’nda göğsüne çarpan bir şarapnel parçasıyla yaralanır.

Conkbayırı Muharebesi’yle, 3 bin yıl sonra Truva’nın intikamını alır.

Dördüncüsü; 21 Ağustos 1915’te, İkinci Anafartalar Muharebesi’nde çok daha güçlü İngiliz kuvvetlerine yaptığı karşı taarruzdur.

Böylece, işgal kuvvetlerinin büyük umutlarla başlayan İstanbul hayali son bulur.

★★★

İşgal Kuvvetleri Başkomutanı İngiliz Orgeneral Hamilton, 10 Ağustos 1915’te günlüğüne şu satırları kaleme alır:

“Conkbayırı’nda Türkler, çok iyi bir komutana sahipler. Çok iyi komuta edilen ve yiğitçe dövüşen Türk ordusuna karşı savaşıyoruz...”

Bu komutan, Albay Mustafa Kemal’di...

★★★

Avustralyalı yazar Alan Moorehead, Gelibolu adlı kitabında şöyle yazar:

“O genç ve dahi Türk şefinin o esnada Çanakkale’de bulunması, müttefikler bakımından tarihin en acı darbelerinden biridir.”

Düşmanın saygı duruşu

Mustafa Kemal’e asıl hakkını, ANZAC (Avustralya, Yeni Zelenda) Kolordu Komutanı General Birdwood verir.

Birdwood, Çanakkale’de Mustafa Kemal’in karşısında savaştığı İngiliz generaldir.

İngiltere’de Mareşalliğe kadar yükseltilir.

Emeklidir, Londra’da hastalığı nedeniyle tedavi görmektedir.

Ayağında kangren oluşma riski vardır.

★★★

21 Kasım 1938’de, Atatürk’ün Ankara’daki cenaze törenine, doktorların itirazına rağmen üniformasıyla katılır.

Ayağı şiş olduğu için, kortejde yürüyemez.

Halkevi balkonuna alırlar.

Ayakta güçlükle durabildiğinden, arkasına destek için koltuk yerleştirilir.

Atatürk’ün naaşı geçerken, mareşal üniformasıyla ve sopasıyla selamlar.

Düşman generalin, Çanakkale’de savaştığı ve yenildiği Atatürk’e duyduğu saygı derecesinin bir ölçüsüydü bu...

Savaşta yendiği düşmanının onun önündeki saygı duruşu, tarihte bir ilkti.

ATATÜRK’SÜZ ÇANAKKALE

Nankörlüğün zirve yaptığı bu dönemde, bir yarış başladı...

Mustafa Kemal’i Çanakkale’den silme yarışı...

Çanakkale’yi, Gelibolu yarımadasını, Kemalyeri’ni, Arıburnu’nu, Conkbayır’ı, Anafartalar’ı coğrafyadan silmeniz gerek.

Bu da yetmez...

İngiliz, Fransız, Avustralya, Alman, Yeni Zelanda ve Amerikan tarihini de yok etmeniz lazım.

Bu da yetmez...

Savaşa katılan binlerce komutan ve askerin anılarını nasıl sileceksiniz?

Çanakkale şehitlerinin türküsünü nasıl yok edeceksiniz?..

Siz en iyisi oturun ve Atatürk’e dua edin...

Hiç olmazsa sevap kazanırsınız...

★★★

Nankörlüğün zirvesi yaşansa da...

“Tarih nankör değildir, bir hizmeti asla unutmaz.”

★★★

Kemalyeri’nde doğan güneşi, Cumhuriyet’in ön sözünü yazan ve toprağı vatan yapan kahramanları saygı ve minnetle anıyorum...

Yazarın Diğer Yazıları