Cengiz Holding’e karşı 'Hazar Gölü' direnişi
Elazığ’ın Maden ilçesinde faaliyet yürüten bakır madeni sahasından çıkarılacak madenin Gezin Tren İstasyonu çevresinde depolanmak istenmesine yurttaşlar tepki gösterdi. SİT alanı içinde kalan bölgede yapılması planlanan sevkiyat ve depolama faaliyetlerinin Hazar Gölü Havzası’nı tehdit ettiğini belirten çevre örgütleri ve yurttaşlar, “Doğa, tarım, turizm ve insan sağlığı riske atılıyor” dedi.
Elazığ’da 2022 yılında gerçekleştirilen ve Cumhuriyet tarihinin en büyük maden rezerv ihalelerinden biri olarak gösterilen bakır madeni sahasıyla ilgili yeni bir tartışma gündeme geldi. Cengiz Holding bünyesindeki Port Madencilik Ticaret A.Ş.’nin 2 milyar 205 milyon TL bedelle aldığı sahadan çıkarılacak bakır konsantresinin Gezin Tren İstasyonu çevresinde depolanmasının planlanması, bölge halkının tepkisine yol açtı.
Elazığ’ın Maden ilçesine bağlı Gezin beldesinde düzenlenen protestoya CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, CHP ve İYİ Parti il örgütleri ile çok sayıda yurttaş katıldı. Protestoda, depolama alanının doğal SİT statüsündeki Hazar Gölü Havzası içerisinde yer aldığına dikkat çekildi.
“DOĞAL YAŞAM VE TARIM ALANLARI TEHDİT ALTINDA”
Bölge halkı ve çevre örgütleri, maden sahalarından çıkarılan bakır konsantresinin çeşitli kimyasal işlemlerden geçirildiğini ve taşınma sürecinde ciddi çevresel riskler barındırdığını belirtti. Açıklamalarda; olası sızıntı, tozuma ve kazaların ağır metal kirliliğine yol açabileceği, bunun da Hazar Gölü Havzası, Bermaz Ovası ve çevredeki tarım alanlarını tehdit ettiği ifade edildi.
Elazığ Kent Konseyi, Madenliler Derneği, Sivriceliler Derneği, Hazar Gölü ve Çevresini Koruma Derneği ile Çevre Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi tarafından yapılan ortak açıklamada, Gezin Tren İstasyonu çevresindeki yükleme ve sevkiyat çalışmalarının kamuoyunda büyük kaygı yarattığı belirtildi.
“HAZAR GÖLÜ KORUNMASI GEREKEN BİR DOĞA MİRASI”
İlçe sakinleri adına açıklama yapan CHP Elazığ İl Genel Meclis Üyesi Suat Ören, Hazar Gölü Havzası’nın yalnızca Elazığ’ın değil Türkiye’nin önemli doğal zenginliklerinden biri olduğunu söyledi. Ören, “Bizler istihdama ve üretime karşı değiliz. Ancak üretim ve lojistik faaliyetlerinin yürütüleceği alan belirlenirken doğanın, tarımın, turizmin ve insan sağlığının yok sayılmasına sessiz kalamayız” dedi. Hazar Gölü çevresinin doğal SİT alanı olduğuna dikkat çeken Ören, ağır sanayi ve maden taşımacılığı faaliyetlerinin bölgenin koruma statüsüyle çeliştiğini ifade etti.
“AĞIR METALLER TOPRAĞI VE SUYU KİRLETECEK”
Maden sevkiyatı sırasında ortaya çıkacak toz ve kimyasal kirleticilerin rüzgâr yoluyla ormanlık alanlara ve tarım arazilerine taşınacağını belirten Ören, şu uyarılarda bulundu:
“Toprağa çökecek ağır metaller tarımsal üretimin kalitesini düşürecek, uzun vadede doğayı tahrip edecektir. Çileğimizi, fasulyemizi ve emeğimizi kaybetme riskiyle karşı karşıyayız.”
Yağışlarla birlikte maden atıklarının yer altı sularına ve Hazar Gölü’ne karışabileceğini ifade eden Ören, bunun hem canlı yaşamını hem de bölge halkının sağlığını tehdit edeceğini söyledi.
“TURİZM BÜYÜK DARBE ALACAK”
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun önemli turizm merkezlerinden biri olan Hazar Gölü’nün maden taşımacılığı nedeniyle büyük zarar göreceğini belirten yurttaşlar, plajlar, kamp alanları ve doğal yaşam alanlarının kamyon trafiği, egzoz dumanı ve toz altında kalacağını ifade etti. Bölge halkı, yıllardır sürdürülen turizm yatırımlarının ve “mavi bayrak” hedefinin de risk altında olduğunu dile getirdi.
ÇED SÜRECİ İÇİN ÇAĞRI
Çevre örgütleri ve yurttaşlar, projeye ilişkin ÇED süreçlerinin bağımsız bilim insanları ve meslek odalarının katılımıyla yeniden değerlendirilmesini istedi. Açıklamada, “Hazar Gölü bir maden lojistik sahası değil, korunması gereken bir doğa mirasıdır” denilerek yetkililere projeden vazgeçilmesi çağrısı yapıldı.