CHP’nin 38. Kurultayı amma belalı oldu. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığı döneminde partiden ihraç edilenler, yönetim değişikliğinden sonra partiye yeniden alındı. Bunların arasında Kılıçdaroğlu hakkında çok ağır konuşanlar, hakaretler yağdıranların olması partide yadırganmıştı. Bu kez Kılıçdaroğlu mahkeme kararıyla genel başkanlığa döndü. Gelir gelmez daha önce partiden ihraç edilenlerin partiye dönüş yolunu açtı. Bu kez Kılıçdaroğlu, Özgür Özel döneminde partiye alınanları ihraç etmeye başladı.
Aralarında TBMM Grup başkan yardımcıları, genel başkan yardımcılarının da bulunduğu milletvekillerinin partiden ihraç süreci başlatıldı. Belki hayatlarında başka bir partide olmayanlar, “baba ocağı” olarak bildikleri partiden ihraç ediliyor. Bunlar eminim ihraç listesinde olanlara çok ağır gelmiştir. Bazen mahkemeler eleştiriliyor, yanlı davranmakla suçlanıyor. CHP’nin önceki dönem de, bu dönemde de Yüksek Disiplin Kurulu’nun da yanlı bir tutum içinde olduğu ihraçlarla da, dönüşlerle de ortaya çıkıyor. 9 milletvekilinin tedbirli olarak kesin ihraç talebiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na verilmesinin gerekçesi olarak mahkeme dosyasında isimlerinin yer alması gösteriliyor. Daha önce partiden ihraç edilenlerden ise ayıklamaları yapılıyor. İsimleri olaya karışmamış olanların partiye alınacağı belirtiliyor.
CHP'NİN ANAYASASI
Merkez Yönetim Kurulu’nun (MYK) bir milletvekilini Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk etme yetkisinin olmadığı parti tüzüğünde yer alıyor. Bu yetkinin Parti Meclisi kararıyla kullanılabileceği yer alıyor. Parti Meclisi’nden 28 kişinin istifasıyla, üyesi sayısı 30’un altına düştü. Yine tüzüğe göre Parti Meclisi üye sayısı 40’ın altına düşmesi halinde Parti Meclisi’nin çalışabilme yetkisinin olmadığı yer alıyor.
Grup Başkanvekilliği askıya alınan Gökhan Günaydın aynı gün odasını boşalttı. Makam otomobiline kırmızı plaka zaten taktırmamıştı. Onu da teslim etti. Günaydın ile Ali Mahir Başarır’ın grup başkanvekilliğinden alınmasıyla boşalan görev için seçim yapılmış olsa oy çoğunluğu Özgür Özel’de olduğu için onun göstereceği isimlerin kazanması beklenir. İşte, bunun önünü kapatmak için “atama” yapılması gündemde. Bu konuda neler yapılabileceğini TBMM İç Tüzüğü ve CHP Parti Tüzüğü’ne hakim bir milletvekili şöyle anlattı:
DÜŞÜRÜLMESİ İÇİN 70 OY
“Tüzüğümüz diyor ki: ‘TBMM Grup başkanvekilliği seçimi kapalı grupta, grup başkan vekillerinin kapalı oylaması ile yapılabilir. Mevcut bir grup başkanvekilini güvensizlik önergesi ile düşürebilirsiniz. Bunun için en az 35 milletvekilinin oyuna ihtiyaç vardır. Güvensizlik önergesi sonrası kapalı grupta bunun görüşmeye alınmasına karar verilirse yani 35 sayısı bulunursa yapılan görüşmeler sonrası grup başkanvekilinin düşürülebilmesi için salt çoğunluk gerekir. Yani 70 oyu bulmadan bir grup başkan vekili düşürülemez. Ama bunlar dikkate alınmadı. Görevden alındılar.
Peki, yerine atama yapılabilir mi? Şimdi temel güncel soru bu. Tüzüğümüz yasama dönemini ikiye ayırıyor. Beş yıllık dönemde ilk iki yıl Grup başkanlığı için seçim yapılır, kalan üç yıl için istenirse seçim, genel başkan, grup başkanvekillerinden memnunsa bunları seçim yapılmadan tekrar görevlendirebilir. Nitekim Gökhan Günaydın ve Ali Mahir Başarır seçilmişlerdi. Burcu Köksal ise belediye başkanı seçildiği için istifa etmişti. Yerine Murat Emir seçilmişti. İkinci dönem için seçim yapılması önerilmesine rağmen, genel başkan, ‘Ben sizden memnunum’ dedi dolayısıyla atama yapmayı tercih etti.
Özgür Özel devam etseydi de başka bir genel başkan gelseydi, grup başkanvekilini almanın yolu 70 milletvekilinin oy vermesiydi. Kemal Bey dışarıdan birisini atayamaz. Ancak kapalı Grupta seçim olmak zorundadır. Durum böyle...”
YİNE SALI, YİNE GERİLİM GÜNÜYDÜ
Geçen Salı günü Kemal Kılıçdaroğlu’nun da, Özgür Özel’in de aynı gün, aynı saatte TBMM’de grup toplantısı yapacaklarını açıklaması büyük gerilime yol açmıştı. Vatandaşlar TBMM’ye girmek, grubuna destek vermek için bekliyordu. Yüzlerce polis TBMM çevresindeydi. Ortamın çok gergin olduğunu Kemal Kılıçdaroğlu da, Özgür Bey de biliyordu. Sürekli kendilerine bilgiler aktarılıyor, bu arada iki tarafla da görüşebilen milletvekilleri toplantıların yapılmaması için çabalıyordu. Kılıçdaroğlu, o gün, Grubu parti genel merkezinde toplayacağını açıklayınca tansiyon hemen düştü.
Bu Salının gerilimi, geçen haftanın Salı akşamından itibaren başlamıştı. Özgür Özel, Grup Başkanı olarak konuşacaktı. Konuşma yapacağı günü, saati de duyurdu. Kılıçdaroğlu’nun da aynı gün, aynı saatte Grup toplantısı yapacağının söylemesi yine gerilimi tırmandırdı. Geçen haftadan ders alan taraflar bu kez sanki daha ılımlı hareket ediyor, gerilimi azaltmak için çaba gösteriyordu.
Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerden deneyimli parlamenter Faik Öztrak, CHP Grup Başkanvekillerinden Murat Emir arasında yürütülen gerilimi azaltma çabasına Kılıçdaroğlu ve Özel de sıcak yaklaştı. Hemen belirteyim Kılıçdaroğlu ve Özel telefonla ya da yüzyüze bir görüşme yapmadı. Ama ortamı yumuşatmak isteyenler, “Kılıçdaroğlu Grup toplantısı yapmayacak” haberini Özel’e ulaştırdıklarında, Özel, “Madem öyle biz de yapmayalım” noktasına geldi.
KARŞI KARŞIYA GETİRMEYELİM
Yürütülen temaslarla ilgili olarak konuştuğum Kılıçdaroğlu’na yakın bir isim şunları söyledi:
“Evet, bir temas oldu. Aklıselim bir temastı. Sayın Kılıçdaroğlu da Sayın Özgür Özel de Grup açıklaması yapmamaya karar verdi. Arkadaşlarımız, örgütümüzü, tabanımızı karşı karşıya getirmeyelim diye karar almış. Bu karar üzerine Özgür Bey de Grup toplantısı yapmama kararı aldı. Tabii ki siyasette yarış olur ama partimizi, partililerimizi yormamamız lazım.”
İki tarafla da konuşabilen CHP Grup Başkanvekili Murat Emir’e sordum. Gergin bir Salı yaşanmamasının nasıl sağlandığını şöyle anlattı:
“Aslında aracılık diye bir şey yok. Genel Merkezin Grup toplantısı yapmayacağını öğrenince Sayın Özgür Özel de Grup toplantısı yapmama kararı aldı. Şöyle söyleyeyim: Geçen hafta da biz bu pozisyondaydık zaten. Çünkü biz partiliyiz, partimizin hak etmediği görüntüler hepimizi yaraladı. Dolayısıyla biz bunu o zaman da söyledik. O orada ‘ısrarla geleceğiz’ tavrı gelişti. Bu sefer gelmeyince sorun yok. Genel başkan her yerde 10 binlere hitap ediyor. Kemal Bey’in de zaten söyleyecek sözü varsa çıkıp söyler istediği yerde. Dolayısıyla Meclis’te yapılacak diye bir inatlaşmaya gerek yoktu. Bu tavrı görünce de Genel Başkan bu olgunluğu gösterdi. Kararı memnuniyetle öğrendik. Memnun olduk çünkü niye Meclis çatısı altında partililerimiz karşı karşıya gelsin. Meclis çatısında çalışmaları yürüteceğiz.”
Salı böyle geçecek ama Çarşamba günü, Genel Merkeze “Kurultay çağrısı” için delegelerin verdiği dilekçe sunulacak. Buradan kurultay çağrısının hemen yapılması beklenmiyor. Yani tarafların bu kez mahkeme süreci de başlayacak.