Özgür Özel'den AKP'nin kalesinde hodri meydan: En kısa zamanda seçim sandığını istiyoruz

Sakarya'daki mitingde konuşan CHP lideri Özgür Özel, iktidara seslenerek 'seçim' çağrısında bulundu. "Geçim yoksa, seçim var" diyen Özel, "Biz artık Tayyip Bey'den seçim sandığını istiyoruz" dedi. CHP lideri, AKP'nin Sakarya'da aldığı oyu da anımsatarak "Artık kale siyaseti de kalktı" diye konuştu. Erdoğan'ın "görüşürüm" dediğini anımsatan Özel, "Rakiplerine düşman hukuku uygulayanlar, 'oturalım, konuşalım' demesinler. CHP'ye düşman hukuku uygulayan kimseyle oturup konuşmam" dedi.

CHP'nin İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından başlattığı "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 106'ncısı için Sakarya'da düzenlendi.

Sakarya'da, dev buluşma için sabahın erken saatlerinden itibaren olağanüstü güvenlik önlemleri hayata geçirildi.

Özel'in konuşması öncesinde arama noktalarından geçerek alanı dolduran on binlerce vatandaş güvenlik koridoruna alınırken; kentin can damarı konumundaki Atatürk Bulvarı, Kudüs Caddesi ve Ankara Caddesi araç trafiğine kapatıldı.

İMAMOĞLU: O PAZAR GÜNÜ GELECEK

Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya İl Başkanımız Oğuzhan Curoğlu Ekrem İmamoğlu'nun mektubu okudu.

İmamoğlu'nun açıklamalarından öne çıkanlar özetle şöyle:

"Biz bu aziz topraklarda eşitlik ve kardeşlik içinde yaşamak isteyen, hak yemeyen ama hakkını da yedirmeyen büyük ve şerefli bir milletiz.

Bugün ülkemizde adaletsizliğin ve keyfiliğin iktidarı hakimdir. Milletten aldığı yetkiyi kötüye kullanarak siyasi rakibini yok etmeye çalışan, vatandaşın seçme ve seçilme hakkını gasp etmeye kalkışan bir avuç insan, kendilerini devletin sahibi ilan etmiştir. Milletimizi yokluğa, yoksulluğa, güvencesizliğe, adaletsizliğe mahkum eden bu iktidara devletin sahibi olmadıklarını, olamayacaklarını göstereceğiz.

Biz böyle adaletli, böyle insanca, hakça bir düzeni kurmak istediğimiz için hapisteyiz. Suyun başını tutmuşlarla gizli kapaklı ortaklıklar kurmadığımız, milletin hakkını millete vermekten başka bir seçeneği asla kabul etmediğimiz için zindandayız.

Herkesin daha iyi, daha rahat, daha özgür yaşamasını hedefleyecek bu yeni düzenin hiçbir yerinde partizanlık barındırmayacağız. Vatandaşın inancıyla, fikriyle, yaşam tarzıyla değil; refahıyla, mutluluğuyla, emeğin karşılığını alıp almamasıyla ilgileneceğiz. Bir kişinin aklıyla değil, milletin aklıyla hareket edeceğiz.

O pazar günü gelecek. Devletin gücünü kendi gücü zannedenlere millet sandıkta hadlerini bildirecek. Herkes hayalini kurduğu, özlemini duyduğu, hak ettiği hayata kavuşacak. Her şey çok güzel olacak."

ÖZGÜR ÖZEL KONUŞMA YAPIYOR

Sakarya buluşması CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in konuşmasıyla devam etti:

"Buraya memleketim Manisa'dan geliyorum. 500 yıldır süren bir geleneği sürdürmek için, ellerini şifaya açanlara mesiri sunmak için, Mesir Festivalinde hemşerilerimizle buluşmak için oradaydık. Sakarya'ya geleceğimi biliyorlardı ve Manisalılar Sakarya'yla olan 65 yıllık gönül bağlarını tekrar ederek Sakarya'ya selam söylediler. Bilenler bilir, bilmeyenlere ben anlatayım.

Yıl 1960. Manisa'nın bir mahalle semt takımı Sakarya var. Renkleri de yeşil siyah. O takım maçları kazanıyor, üst üste her yıl şampiyon oluyor ve o zamanki en üst lig olan 1. lige Manisa'nın Sakaryaspor'u çıkıyor. Sakaryaspor var, bir başka Sakaryaspor yeşil siyah renkleriyle 1. ligde Manisa'da var. Bu karışıklık bir husumet değil bir dostluk, bir kardeşlik yaratıyor ve Manisaspor, Sakaryaspor'un adını Manisaspor olarak değiştiriyor, renklerini siyah beyaz yapıyor, yeşil siyahı ve hak ettiği ismi Sakaryaspor'a bırakıyor.

O gün bugün ben de çok gittim stada Sakaryaspor'u ağırladık. Çok geldik deplasmana, kardeşimizin evinde gibi ağırlandık. Bizim plaka 45, Sakarya'nın 54. Bizim tribün bağırır 54, Sakarya bağırır 45 diye. Bizim tribün bağırır Sakarya, Sakarya bağırır Manisa diye. İşte koca Manisa Mesir Meydanından yüz binlerden Sakarya'ya selam getirdim. Var ol Sakarya!

"SAKARYA'YA KÜSMEDİK KUSURU SAKARYA'DA BİLMEDİK"

Sakarya 1954'te il oldu. O günden bugüne 15 kez belediye başkanı seçti. Bunlardan ikisinde, 73 ve 77'de Bülent Ecevit'in Cumhuriyet Halk Partisi bu meydanları doldurdu, belediyeyi kazandı. 89'da SHP ile kazandık. O gün bugün 37 yıldır Sakarya'da belediyeyi kazanamadık. Ama Sakarya'ya küsmedik. Kusuru Sakarya'da bilmedik. Sakarya'ya sırtımızı dönmedik. Hep sevdik, hep Sakarya için iyi şeyler söyledik. Sakarya'nın seçtiklerine, tercihlerine saygı duyduk. Sayın belediye başkanına, her partiden belediye meclis üyelerine de başarılar diliyoruz ve gün geldi, bugünü gördük; Sakarya'da, Sakarya'da Ayça Taşkent başkanımla ve Ümit Dikbayır başkanımla iki milletvekiline ulaştık. Bundan sonra bir daha bırakmayacağız.

Ben bu güzel güne, burayı elbette bir partiye mal etmiyoruz. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi ki baba evimizdir, baba evinin çayını demleyenlere, bacasını tüttürenlere, İl Başkanımız Oğuzhan Curoğlu'nun şahsında bütün örgütüme yürekten teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.

"KALE SİYASETİ BİTMİŞTİR"

Ayrıca Sakarya iki milletvekiliyle partimizde temsil edilirken, parti meclisimizde de önceki il başkanımız Ecevit Keleş'le ve benim çok değerli ağabeyim, birlikte görev yaptığımız sevgili Engin Özkoç'la parti meclisinde iki Sakaryalıyla temsil ediliyor. Bu şu demek: Cumhuriyet Halk Partisi Sakarya'yı dinliyor, Sakarya'yı duyuyor. Onun bizden beklentilerini görüyor, Sakarya için çalışıyor. Bundan sonra, zamanında şöyle derler: 'Sakarya sağın kalesidir', sağla bir derdimiz yok. 'Sakarya AK Parti'nin kalesidir', Sakarya'nın tercihleriyle bir derdimiz yok. Ama herkes şunu bilsin ki artık dönem kardeşlik dönemidir, geçim dönemidir, yoksulluktan hep birlikte kurtulmak, işsizlikten hep birlikte kurtulmak, çiftçinin, köylünün, hayvancının yüzünü güldürmek, halktan yana işler yapmanın zamanıdır. Bunun için bundan sonra Sakarya yorulmuş bir iktidarın, yandaş kayıran, vatandaşı unutan bir iktidarın, Sakarya sorun çözmeyen, öteleyen, iteleyen, görmeyen bir iktidarın, emekliyi 20.000 liraya, emekçiyi 28.000 liraya mahkum eden bir iktidarın kalesi olamaz. O kale siyaseti bitmiştir. Sakarya bundan sonra milletin kalesidir, milletin kalesidir!

"MİLLETİN PARTİSİ İKTİDARA GELMELİDİR"

Esnaf gezip ekonominin durumunu konuşabiliyorlar mı? Yoksulluğa, işsizliğe bir çare söylüyorlar mı? Çiftçiye, hayvancılıkla uğraşana bir çare söylüyorlar mı? Madem o zaman sokakta yoklar, madem yazın serin salonlara, kışın sıcak salonlara kaçıyorlar, meydandan, insandan, halktan kaçıyorlar, işte artık bu iktidarın miadı dolmuştur. Bu iktidar yorulmuştur. Onun için salonların partisi AK Parti değil, meydanların, halkın, milletin partisi iktidara gelmelidir.

"HALEN DAHA DEPREMİN İZLERİNİ SİLMEDİLER"

Seçimde geliyorlar, oyunuzu alıp gidiyorlar. Bir daha da buralara uğramıyorlar. 1999 depremi oldu. Üzerinden 27 yıl geçti. Maalesef 27 yıl sonra halen daha depremin acıları, izleri devam ediyor. Kentsel dönüşüm beklentisi var. Yıllardır oyalandılar. İçe sinen bir kentsel dönüşüm yapmadılar. Verdikleri sözleri tutmadılar. Belirsizlikler halen devam ediyor. Öğrenciler riskli okullarda okuyorlar, kalabalık sınıflarda okuyorlar. Derslik yetersiz, öğretmen sayısı yetersiz. 26 yıl sonra, 27 yıl sonra... Evet, 3 yıl önceki depremin söz verdikleri gibi bir yılda değil, üç yılda bile sözlerini tutamadılar. O taraf için laf yetiştiriyorlar. Ama iktidarları boyunca, tam 25 yıl, 24 yıl burada iktidar olup halen daha depremin izlerini silmediler.

"SAKARYA GEÇEN YIL 70 MİLYAR LİRA VERGİ VERMİŞ YATIRIM BÜTÇESİNDE SADECE 12 MİLYAR LİRA ALMIŞ"

Ve ben şöyle bakıyorum, Sakaryalılara şunu söyleyeyim: Bu meydana, meydana girmeyen ama uzaktan kulak kabartanlara, dinleyenlere, hak verenlere ya da merak edenlere söyleyeyim. Bir kente gelince, hele hele Sakarya gibi depremin yaralarının sarılması gereken bir kente gelince insan bu kente uzanmış devletin bir şefkatli elini arıyor. Bekliyor ki vergiyi İstanbul'dan toplayalım, vergiyi Manisa'dan toplayalım, vergiyi Denizli'den, Kayseri'den, Gaziantep'ten toplayalım, dönüp Sakarya'ya gelince Sakarya'ya da vergiden fazlasını verelim. Buraya katkı yapalım. Burayı ayağa kaldıralım. Bu şehre pozitif ayrımcılık yapalım, bu olsun diye bekliyorsunuz. Baktım ki ne göreyim? Sakarya geçen yıl 70 milyar lira vergi vermiş, yatırım bütçesinde sadece 12 milyar lira almış. Ben beklerim ki Sakarya bir vergi versin, üç hizmet alsın. Beş hizmet alsın, helali hoş olsun derim. Sakarya yedi vermiş, bir almış. Birileri Sakarya'dan oyu da almış, vergiyi de kepçeyle almış, hizmete gelince çay kaşığıyla vermiş. İşte Sakarya neyden şikayet ediyorsa özü budur. Sözün bittiği yer budur. Yedi kat vergi alıp yedide altısını götürüp yedide birini ancak bu şehre hizmet için ayıranlardan bu şehre asla fayda gelmez. Buradan size söz veriyorum: Bu devran değişecek, bu düzen değişecek, AK Parti'nin kara düzeni gidecek, Sakarya'nın derdini çözecek bir iktidar gelecek.

"SAPANCA GÖLÜ MUTLAKA KURTARILMALIDIR"

Bir yandan hepinizin gözbebeği Sapanca Gölü'ne adeta eziyet ediyorlar. Göl dip seviyelerini görmeye başladı. İktidar bu sorunu çözeceğine, örneğin Ballıkaya'dan, Çamdağı'ndan özel projelerle su getirip gölü kurtaracağına, halen daha göle dolgu yapılmasına izin veriyor. Kaçak iskeleleri önlemiyorlar. Diğer yandan sanayinin kaçak, gölden su çekişine engel olmuyorlar. Bir an önce bağımsız havza yönetim üst kurulu kurulmalıdır. Sapanca Gölü mutlaka kurtarılmalıdır.

"BARINMA KRİZİNİ KÖKÜNDEN ÇÖZECEĞİZ"

Sakarya'yı inceledikçe insan gerçekten olana bitene anlam veremiyor. 4 yılda kiralar %970 artmış. 4 yılda Sakarya'da kiralar 10 katına çıkmış. Ev paraları, ev fiyatları %700 artmış. Yani 8 katına çıkmış. Kira ortalaması 22.000 lira, 25.000 liraya dayanmış. Büyük bir barınma krizi var. Bu yüzden göç var. Bu yüzden bu şehre kimse öğretmen olarak da gelmek istemiyor, doktor olarak da gelmek istemiyor, hemşire olarak da gelmek istemiyor. Bu iktidar ilk geldiğinde, ilk geldiğinde bütün lojmanları satışa çıkarmıştı. Şimdi işte onun acısını doktor eksiğiyle, onun acısını hemşire eksiğiyle çekiyoruz. Bunun için iktidara geldiğimizde TOKİ öyle zenginlere villalar yapmakla, pahalı konutlar yapmakla değil, öğrenciye yurt yapmakla, devlet memuruna kalacağı lojman yapmakla meşgul olacak. Bu barınma krizini kökünden çözeceğiz, söz veriyoruz!

"ÇİFTÇİSİNİ, ÜRETİCİSİNİ, HAYVANCILIKLA UĞRAŞANLARI PERİŞAN EDEN BİR ÜLKE HALİNE GELDİK"

En büyük haksızlıklara, en büyük adaletsizliklere uğrayanlar da hiç şüphe yok ki hepimizin karnını doyurmaya çalışanlar. Yıllar önce Türkiye, dünyada tarımda kendi kendine yetebilen, gıdada kendi kendine yetebilen yedi ülkeden biri diyorduk. Şimdi samanı dahi ithal eden, her şeyi, tarımın bütün girdilerini ithal eden ve çiftçisini, üreticisini, hayvancılıkla uğraşanları perişan eden bir ülke haline geldik. Sakarya'da bunun çok somut bir örneği var. O da Et ve Süt Kurumu'nun kombinasının kapatılması, çalışanlarının çevre illere gönderilmesi. 'Yenisini yapacağız' denilmesi ama yapılmayıp Sakarya'nın yüksek et fiyatlarıyla ve ette şehir dışına bağlı kalan birtakım aksaklıkların, bunun da fiyat yüksekliklerine sebep olmasını tamamen Sakaryalılar buna bağlıyor.

"O ŞEKER FABRİKASI YENİDEN AÇILACAK! ET VE SÜT KURUMU YENİDEN AÇILACAK!"

Ayrıca bir şeker fabrikası gerçeğimiz var. 2013 yılında Sakarya'nın şeker fabrikasını özelleştirdiler. O günlerde Cumhuriyet Halk Partisi bu işe karşı çıktı. Meslek örgütleri karşı çıktı, sendikalar karşı çıktı. Esnaf odası, sanayi odası karşı çıktı. Kimseyi dinlemediler, özelleştirdiler. 600 bin ton şeker pancarı üretilirken 60 bin tona düştü. Özel şirket üretimi durdurdu. 500 tane işçi yeniden işsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya. Bütün gittiğimiz şehirlerde söylüyoruz: Evet, özelleştirme dediğin, devlet ayakkabı üretmesin, devlet araba lastiği üretmesin, ama devlet stratejik alanlardan asla ve asla geri çekilmemelidir. Dünya büyük bir gıda krizi yaşarken, Türkiye gıda enflasyonunda dünya üçüncüsü bir ülke haline gelmişken, Covid'den beri et, gıda fiyatları Türkiye'de, dünyada en çok yükselen üç ülkeden biri haline gelmişken et kombinaları kapatılamaz, Et ve Süt Kurumu kapatılamaz, şeker gibi stratejik bir ürünün fabrikaları özelleştirilemez. Türk Telekom gibi kurumlar satılamaz. Memleketin tersaneleri, memleketin rafinerileri özelleştirilip Türkiye güvencesiz bir hale getirilemez. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu tüm işletmeleri, haraç mezat, yok pahasına satıp şimdi hem bu işsizliği, hem bu enflasyonu yaratanlar bu işin birinci müsebbibidir. Sakarya'ya sözüm olsun: O şeker fabrikası yeniden açılacak! Et ve Süt Kurumu yeniden açılacak!

"PARA BABALARINA, BANKERLERE, YANDAŞLARA DEĞİL; GARANTİYİ SİZE, ÇİFTÇİLERE VERECEĞİZ"

Bu iktidar Sakarya'nın bereketini kaçırdı. Yüzde 12, son 20 yılda tarım alanlarındaki kayıp. Başka bir yerden bahsetmiyoruz. Sadece tütün üreten bir yerden, sadece buğday ekilebilen bir yerden bahsetmiyoruz. Sakarya'dan bahsediyoruz. Sakarya fındık üretir. Sakarya her türlü meyveyi üretir, ayvasından elmasına her türlü meyveyi üretir. Buğday üretir, mısır üretir, arpa üretir, şeker pancarı üretir. Ancak hiçbirisinde hakkını alamaz. Gübre ve ilaç fiyatları, mazot fiyatları çiftçinin belini büküyor ve hak ettiği desteklemeyi asla alamıyor. Tarım Kanunu 'yüzde 1 vereceksin' diyor bütçeye, binde 2'sini yazıyorlar. Bakın şimdi bu sene nasıl suçüstü yakalandılar. Yılın ilk 3 ayında faize 876 milyar lira para ödediler, çiftçiye 60 milyar lira destekleme ödediler. Yani her 100 liranın 20 lirası faize gidiyor, 1,5 lirası sadece çiftçiye gidiyor. Buradan Sakarya'ya sesleniyorum, kötü yönetiyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi iktidara hazırdır ve en iyisini hazırlayıp Sakarya'nın hizmetine, çiftçilerin hizmetine sunmaya hazırdır. Biz iktidarımızda planlı üretime geçeceğiz ve çiftçiye alım garantisi vereceğiz. Buradan açıkça söylüyorum: Havaalanı yapıyorlar, uçuş garantisi var. Otoban yaptırıyorlar, araç garantisi var. Köprü yaptırıyorlar, geçiş garantisi var. Hastane açıyorlar, tahlil garantisi, röntgen garantisi, hasta garantisi var. Ama çiftçiye gelince, hayvancıya gelince bir başına bırakıyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında çiftçi ne ekeceğini bilecek, kaça satacağını bilecek. Çiftçiye de, süt üreticisine de alım garantisi olacak. Para babalarına, bankerlere, yandaşlara değil; garantiyi size, çiftçilere vereceğiz!

"DÜNYANIN EN ADALETSİZ VERGİ SİSTEMİ BURADA"

Meydanın derdi kendi boyunu aşmış. Emekli şikayetçi. Şikayetçi mi? Bir göreyim emeklilerin elini! Emekli olmayanlar da kaldırsın! Yüzde 65'i emekli, yüzde 35'i değil. Emeklilerin... 20.000 lira, en düşük emekli maaşı alanlar kaldırsın. Yarısından fazlası. Zaten 23.000 lira ortalama emekli maaşı.

Öyle bir noktaya geldik ki, açlık sınırı 33.000 lira, yoksulluk sınırı 107.000 lira. Emekliye 20.000 lira, asgari ücretliye 28.000 lira, ortalama çiftçi geliri 19.000 lira. Yani bu iktidar durdukça kötüye gitmeye devam edeceğiz. Yılın ilk üç ayında yüzde 66 daha fazla vergi topladılar. Yani öyle bir şey ki; harcamalardan, maaşlardan daha fazla vergi alacağız ama siz bizden daha az hizmet alacaksınız diyorlar. Dünyanın en adaletsiz vergi sistemi burada. Duyduk duymadık demeyin. Dünyadaki en adaletsiz vergi sistemi burada Sakarya.

"İŞTE BU AK PARTİ'NİN KARA DÜZENİDİR"

100 lira vergi toplanıyor, bunun 66 lirası dolaylı vergi. Yani amcacığım, o Sakaryaspor'un orada duran amcama söylüyorum: 100 lira vergi, 66'sı dolaylı. Dünyanın en haksız vergisi. Nasıl? Fabrikatör de aynı vergiyi veriyor, kapısında çalışan güvenlik görevlisi de. Elektriğe, suya, doğalgaza, tüketim mallarına, çocuğuna aldığı ayakkabıya, üstüne giydirdiği monta dolaylı vergi veriyor. Bu toplam vergilerin yüzde 66'sı. Bir de bu meydanın verdiği gelir vergisi var. Yani maaşını çekmeden kesilen ya da bankaya para koysa içinden kesilen gelir vergisi. O da yüzde 22-23. Toplam yüzde 89. Geri kalan yüzde 11 kazananın, üretenin verdiği kurumlar vergisi. Düşünün, bu meydan verginin yüzde 89'unu verecek ama zenginler, varsıllar, üreten, kazanan, kâr edenler sadece yüzde 11'ini verecek.

İşte bu AK Parti'nin kara düzenidir. Cumhuriyet Halk Partisi gelecek, vergiyi tepe taklak edecek. Bunlar vergiyi tabana, refahı tavana veriyorlar. Söz veriyoruz, vergiyi tavandan alacağız, refahı tabana, size yayacağız!

Biliyorsunuz, evet, burada Tayyip Bey çok yakından takip ediyor mitingleri. Duymuştur ama duymadıysa söyleyeyim. Sakarya Meydanı, hani bir zamanlar 'yüzde 65 aldığınız, bir zamanlar kalemiz' dediğiniz Sakarya Meydanı istifa diye inliyor, istifa diye!

"SEÇİM SANDIĞINI İSTİYORUZ"

İşte söyleyeyim, Tayyip Bey'den isteyebileceğiniz tek şey bu: İstifa. Çok iyi yapıyorsunuz. Biz artık eskiden şunu söylüyorduk: Zam yap diyorduk, şunu yap, şu tedbiri al diyorduk. Gördük ki kendi menfaatlerine olmayan hiçbir şeyi yapmıyorlar. Onun için biz artık ne Tayyip Bey'den ne AK Parti'den hiçbir şey istemiyoruz. Bir tek şey istiyoruz: Seçim sandığını istiyoruz, seçim sandığını!

Biz artık ne yapacağımızı söylüyoruz. Buradan bütün emeklilere söylüyorum: Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında hemen, en başında en düşük emekli maaşı bir asgari ücret olacak. Kimse bunu zor, imkansız gibi düşünmesin. 3 Kasım 2002, Adalet ve Kalkınma Partisi geldiği gün en düşük emekli maaşı 1.5 asgari ücretti. Yani bugünkü hesapla 42.000 lira. Ama 20 veriyor. Kaldı ki asgari ücreti de 28.000 lira gibi kabul edilemez, düşük bir yerde tutuyor. Cumhuriyet Halk Partisi bugün iktidar olsa asgari ücret 39.000 lira, en düşük emekli maaşı 39.000 lira. Buradan sonra artık azla yetinmek, bir kredi kartından çekip öbürünü kapamak, kira ödeyince kasaba, bakkala, manava borçlu kalmak, alışveriş yapınca kirayı ödeyememek yok.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidarında artık yoksullar için bütün dünyada olduğu gibi ucuz, kiralık konut var. Herkesin gelirine göre vergi, herkesin gelirine göre kira var. Cumhuriyet Halk Partisi iktidara geldiğinde kiralık sosyal konut olacak, herkesin gelirine göre kira olacak. İspanya'da Pedro Sanchez ve dünyada, Avrupa'da siyasi akrabalarımız ne yaptıysa hepsi olacak. Yoksulun, emeklinin, emekçinin, halkın yüzü gülecek. Bir dönem kapanacak, bir dönem açılacak. Bir devri kapatmaya, bir devri açmaya hazır mısınız?

Size söz veriyorum! Bu meydanda o enerjiyi görüyorum. Bir devir kapanıyor, yeni bir devir açılıyor. Bakan evlatlarının devri bitiyor, vatan evlatlarının devri geliyor!"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Ana muhalefet ile görüşürüm" dediğini anımsatan Özel, "Rakiplerine düşman hukuku uygulayanlar, masada otururken balta çekip saldıranlar şimdi dönüp de 'oturalım, konuşalım' demesinler. CHP'ye düşman hukuku uygulayan kimseyle oturup konuşmam" ifadelerini kullandı.