CHP, Saraçhane’de iki gün, iki gece mitinge hazırlanıyor

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun 18 Mart’ta üniversite diploması iptal edilmişti. 19 Mart’ta gözaltına alındı ve sorgusundan sonra tutuklandı. O günden bu yana CHP’nin ilçe ve il mitingleri sürüyor. Dün Milas mitingi, çarşamba günü de İstanbul-Ataşehir’de 90’ıncı miting yapılacak. Böylece İstanbul’un miting yapılmayan ilçesi kalmayacak. Daha önce miting yapılmayan il ve ilçelerde mitinglere devam edilecek.

Toplumsal direncin, demokratik itirazın, direnişin yollarından en etkili olanlarından birisi mitingler. On binlerce kişi bir araya geliyor, aynı sloganları bağırıyor, aynı türkülere, şarkılara eşlik ediyor, aynı yağmurda ıslanıyor, aynı soğuğu iliklerine kadar hissetmelerine rağmen miting alanını terk etmiyor.

GECE-GÜNDÜZ MİTİNGLERİ

18-19 Mart tarihlerinde Saraçhane Meydanı iki gün gece-gündüz mitinglere sahne olacak. İmamoğlu’nun İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden 35 yıl önce aldığı diploması üniversite tarafından 18 Mart’ta geçersiz sayıldı. Böylece, İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olmasının önü kesildi. Kararın iptali için dava açıldı ama idare mahkesi üniversite yönetiminin kararını geçerli kabul etti. İtaraz süreci devam ediyor.

19 Mart 2025 sabahı Ekrem İmamoğlu’nun evinde gözaltına alındığı haberine önce inanılmamıştı. “Olur mu böyle şey” denilmişti. İmamoğlu, üzerini giyinirken, kravatını takarken çekilen görüntülerini paylaşınca gözaltına alındığı haberinin gerçek olduğu anlaşılmıştı. İşte, 19 Mart’ta Saraçhane’de başlayan mitingler, yeni mitingleri tetikledi. CHP’nin oy oranının düşük olduğu illerde bile coşkulu mitingler gerçekleştirildi.

18 Mart’ta gündüz başlayan miting gece de devam edecek. Sabah yine Saraçhane Meyranında toplanılacak. Başta Zülfü Livaneli olmak üzere birçok sanatçı konser verecek. O günlerde barikatları yıkan, gözaltına alınan, tutuklanan ve bir süre cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakılan gençler konuşacak. Yani iki gün iki gece sürecek Saraçhane mitingleri, CHP’lilere göre en kalabalık, en görkemli mitingler olacak.

O MİTİNGLER YAPILMASAYDI

CHP Genel Merkezinde mitingler değerlendirilirken “Eğer o mitingleri yapmıyor olsaydık, toplumdaki travmanın çok daha büyük olacağı” belirtildi. Bu süreçte CHP’li belediye başkanlarından AK Parti’ye geçişler oldu. Diğer partilerden geçenlerle birlikte seçim sonrası AK Parti, 68 belediye başkanlığı daha kazanmış oldu. Bu geçişlerle ilgili değişik yorumlar da yapılıyor. CHP Aydın Milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Koordinatörü Bülent Tezcan, bu geçişleri şöyle yorumladı:

“Bazı başkanlarımız üzerlerindeki baskılara rağmen, ‘Beni teslim alamazsınız’ diyor. Bir taraftan da zayıf pozisyonlu, buna boyun eğecek, eğmeye yatkın olanlar da ‘Madem benimle ilgili böyle bir risk var, ben bu riske karşı mücadele edemiyorum. AK Parti’ye geçiyorum. Bana oy veren insanların oyunu da, kumar masası gibi pazarlık masasına koyuyorum’ diyor. Bunun toplumda yaratacağı en büyük travma, ‘İleride yapılacak seçimde biz kimi seçersek seçelim, seçtiğimizin bir kıymeti yok’ algısı yaratmaya başlayacaktır. Bu da demokrasiye en büyük darbedir. O yüzden Çarşamba günü 90’ıncı mitingimizi yapacağız.”

MİLLET İRADESİNİN GÜCÜ

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye’nin dört bir yanında millet iradesinin gücünü, bu gücün her şeyin üstünde olduğunu göstermek için mitingleri sürdürüyor. Görüldü ki millet, iradesine sahip çıkıyor.

Bu süreçte bazı kirli ilişki iddiaları da gündeme getirildi. Mesleğiyle ilgili bütün dosyaları büyük bir titizlikle inceleyip görevini yapan avukatlar olduğu gibi, aralarından cezaevine gidip, “Şu kadar parayı verirsen, şu iftiranameyi de imzalarsan seni dışarı çıkarırız” diyenlerin olduğuna ilişkin açıklamalar da büyük şaşkınlık yarattı. Böyle pazarlıkların Avukatlık Kanununa da açıkça aykırı olduğunu, meslekten ihracı gerektirecek suç olduğunu da hatırlatalım.

TUTUKLU DEĞİL, TUTSAK

Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının yargılaması 9 Mart’ta başlayacak. Cumhurbaşkanlığı Ofisinin koordinatörü Hukukçu Bülent Tezcan’a beklentisinin ne olduğunu sordum. Şunları anlattı:

“Tutuklama olmaması gerektiğini başından beri söylüyoruz. Soruşturmalar gizli tanık iftiranameleri üzerine kurulu, delili olmayan, delil ihtiyacı bile duyulmadan şoförlerin, özel kalem müdürlerinin, ailenin çocuklarının, bürokratların ve belediye başkanlarının tutsak alındığı dönemdeyiz. Tutuklu lafını özellikle kullanmıyorum. Tutuklu hukuki bir kavram, tutsak siyasi bir kavram ve bu operasyonlar siyasi olduğu için normal hukuk düzeni içerisindeki bir tutuklama değil. Biz böyle görüyoruz.

UMUTSUZLUĞA YER YOK

Soruşturma yapılabilir, bu soruşturmalar usulünce yürürdü, belediye başkanları ifadeye çağrılırdı. Bürokratlar görevlerini yapardı. Hakikaten bu suç varsa davayı açarsınız. Böyle bir kurgu içerisinde olmazsınız. ‘Hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, irtikap, casusluk’ dediler, ondan sonra gayri ahlaki bel altı iddialarla toplum üzerindeki itibarını zedelemeye çalıştılar. Hâlâ toplumun yüzde 70’i davaların kurgu, hukuki soruşturmalar olmadığına inanıyor.

Dolayısıyla biz hiçbir zaman haklılığımızdan tereddüdümüz olmadığından bu davalarda umutsuzluğu ifade edecek bir kelime kullanmıyoruz. Biz ilk duruşmada da ifadeler aldıktan sonra mutlaka tahliyeler bekliyoruz. Bunun içerisinden ne kadarı tahliye edilir, ne kadarı edilmez onu önümüzdeki süreçte göreceğiz.”

Az da olsa, İmamoğlu’nun 9 Mart’ta başlayacak duruşmalarda sorgusundan sonra tahliye edileceğine ilişkin umut var. Ama gelişmeler bu umudun fazla olmadığını ortaya koysa bile umutsuzluğa yer yok...

Yazarın Diğer Yazıları