Çift terapistlerine göre, en büyük kız çocuklarının en sık karşılaştığı 5 ilişki sorunu

İlişkide planları yapan, sorunları çözen ve partnerinin ihtiyaçlarını herkesten önce düşünenler dikkat. Dışarıdan güçlü ve kontrollü görünen bu davranışların ardında, çocuklukta üstlenilen bir rolün izleri bulunabilir.

Partneriyle tatile çıkarken bile planı kendi yapıyor, karşısındaki insanın neye ihtiyacı olduğunu daha o söylemeden fark ediyor, bir sorun çıktığında çözümü yine kendisi buluyor. Üstelik bütün bunları yaparken bazen yalnızca bir şeyi istiyor: Birinin bu kez onun yerine sorumluluk alması.

Fakat işler tam da burada tuhaf bir hal alıyor. Çünkü yardım görmek isteyen kişi, kısa süre sonra yine kontrolü eline alıyor. Partnerinden destek beklerken kendisini ilişkinin yöneticisi olarak bulabiliyor.

Terapistlere göre bu davranış biçiminin altında, bazı kadınların çocukluklarında üstlendikleri “büyük kız” rolü bulunuyor olabilir.

Neden bazı kadınlar ilişkide her şeyi üstleniyor?

Terapist Kati Morton'a göre büyük kız çocukları küçük yaşta aile içinde yardımcı ve sorumluluk sahibi kişi olmaya alışabiliyor.

Ebeveynlerini sakinleştirmek, kardeşleriyle ilgilenmek, evde işlerin yolunda gitmesini sağlamak veya birilerinin ihtiyacını daha söylenmeden fark etmek zamanla normalleşebiliyor.

Çocuklukta işe yarayan bu davranışlar yetişkinlikte ortadan kaybolmayabiliyor.

Tam tersine, romantik ilişkilerin içine taşınabiliyor.

Bu kez doğum gününü hatırlayan, tatili planlayan, zor konuşmaları başlatan, partnerinin kötü ruh halini fark eden ve ilişkiyi ayakta tutmaya çalışan kişi haline geliyorlar.

Sorun ise bir süre sonra ortaya çıkıyor:

Sevgi göstermek ile sorumluluk almak birbirine karışabiliyor.

Morton'a göre bazı büyük kız çocukları için kontrolü bırakmak yalnızca zor değil; neredeyse sevginin bir parçasından vazgeçmek gibi hissedilebiliyor.

En büyük kız olmak ilişkiyi nasıl değiştiriyor?

New York'ta çalışan terapist Kathryn Lee, güçlü olmak zorunda kalarak büyüyen bazı büyük kız çocuklarının yetişkinlikte aşırı bağımsız hale gelebildiğini söylüyor.

Çocukluklarının önemli bir bölümünde başkalarının ihtiyaçlarını önceleyen bu kişiler, kendi duygularını keşfetmek veya yardım istemek konusunda aynı rahatlığa sahip olmayabiliyor.

Bu nedenle ilişkide yakınlık isteseler bile, karşılarındaki kişiye tamamen güvenmek zor gelebiliyor.

Bir başka deyişle, sevilmek istiyorlar ama ihtiyaç duyan taraf olmayı öğrenememiş olabiliyorlar.

Bu durum ilişkilerde oldukça tanıdık bir görüntü oluşturuyor.

“Ben hallederim.”

“Merak etme, iyiyim.”

“Sen yorulma, ben yaparım.”

İlk bakışta güçlü görünen bu cümleler, zamanla ilişkinin bütün yükünün tek kişide toplanmasına neden olabiliyor.

En büyük sorunlardan biri yardım istemek

Terapistlere göre büyük kız çocuklarının ilişkilerde yaşayabildiği en önemli sorunlardan biri kırılganlık göstermek.

Çocuklukta “güçlü olan” kişi olmaya alışan biri için yardım istemek, gereksiz bir zayıflık gibi hissedilebiliyor.

Bu nedenle kişi yorulduğunda bile “iyiyim” diyebiliyor.

Kırıldığında konuyu açmak yerine susabiliyor.

Partnerinin daha fazla ilgi göstermesini istediğinde bunu doğrudan söylemek yerine, karşısındaki kişinin kendiliğinden anlamasını bekleyebiliyor.

Ardından da beklediği ilgi gelmediğinde kırgınlık başlayabiliyor.

Oysa terapistlere göre burada önemli bir ayrım var:

Karşınızdaki kişinin ihtiyacınızı tahmin etmemesi, onu önemsemediği anlamına gelmeyebilir.

Bazen sorun, ihtiyacın hiç söylenmemiş olması olabilir.

Aileden gelen sorumluluk ilişkide de devam edebiliyor

Büyük kız çocuklarının üstlendiği sorumluluk yalnızca romantik ilişkilerle sınırlı kalmayabiliyor.

Los Angeles'ta çalışan terapist Natalie Moore'a göre bazı büyük kız çocukları aile içinde adeta annenin yardımcısı gibi yetişebiliyor.

Bu rol yetişkinlikte de devam ettiğinde kişi kendi hayatını kurmuş olsa bile ailesinin sorunlarını çözmeye devam edebiliyor.

Yaşlanan ebeveynlerin işleriyle ilgilenmek, kardeşlere maddi veya duygusal destek vermek ya da aile içindeki anlaşmazlıklarda arabulucu olmak yine onun sorumluluğuymuş gibi hissedilebiliyor.

Bu durum romantik ilişkide de yeni bir sorun yaratabiliyor.

Çünkü partner, ilişkinin içinde kendisine yeterince yer kalmadığını hissedebiliyor.

Peki neden her şeyi düzeltmeye çalışıyorlar?

Belki de en yorucu döngü burada başlıyor.

Psikolog Avigail Lev'e göre ilişkisinde yaşanan problemlerin sorumluluğunu fazlasıyla üstlenen kişi, doğal olarak çözümün de kendisine ait olduğunu düşünebiliyor.

Daha iyi iletişim kurarsa...

Daha sakin davranırsa...

Kendini biraz daha iyi anlatırsa...

Biraz daha çabalarsa...

Her şeyin düzeleceğine inanabiliyor.

Bu düşünce kişiye kontrol hissi verse de ilişkinin bütün yükünü tek başına taşımasına neden olabiliyor.

Üstelik her ilişki daha fazla çabayla kurtarılabilecek durumda olmayabiliyor.

Bazen karşı tarafın da sorumluluk alması gerekiyor.

Asıl değişmesi gereken şey ne?

Uzmanların dikkat çektiği nokta, büyük kız çocuklarının sorumluluk sahibi olmasının başlı başına kötü bir özellik olmadığı.

Tam tersine; güvenilirlik, sadakat, empati ve bağlılık ilişkilerde önemli avantajlara dönüşebiliyor.

Sorun, kişinin sevilmek için sürekli bir şeyler yapmak zorunda olduğuna inanmasıyla başlıyor.

Kati Morton'a göre büyük kız çocukları, yalnızca ihtiyaç duyulan kişi olmadıklarını; aynı zamanda seçilmeyi ve desteklenmeyi de hak ettiklerini fark ettiklerinde ilişkilerinde önemli bir değişim yaşayabiliyor.

Bu noktada güçlü olmak başka bir anlam kazanıyor.

Her şeyi tek başına yapmak yerine yardım kabul etmek...

Her problemi çözmek yerine bazılarının çözümünü partnerine bırakmak...

Ve en önemlisi, sevginin sürekli sorumluluk almak anlamına gelmediğini kabul etmek.

Çünkü bazen bir ilişkide yapılması gereken en zor şey, kontrolü ele almak değil, kontrolü bırakıp karşındaki kişinin de senin için bir şey yapmasına izin vermek.