Çiftçinin alacağı 4.6 trilyon

Gıda, ulusal güvenlik sorunudur

Günümüzde ‘3F krizleri’nden bahsedilmektedir. Bunlar, Food, Fuel ve Finance (Gıda, Petrol ve Finans) olarak isimlendirilmektedir. Petrol ve finans krizlerine açık olan ve zafiyetleri bulunan Türkiye şu anda gıda krizine de kapı aralamıştır.

Gıda arz güvenliği, ülkenin gıda ihtiyacının yeterli ve devamlı surette sağlanmasını, toplumun tüm kesimlerinin sağlıklı gıdaya makul fiyatla erişebilmesini gerektirir. Küresel ısınma, tarım alanlarının azalması, kuraklık, sel ve benzeri felaketler nedeniyle tarımsal ürün rekoltelerindeki düşüşler önümüzdeki dönemde gıda arz güvenliğini her zamankinden daha önemli hale getirmektedir.

Pek çok ülke, gıda arz güvenliği ve bu kapsamda tarımın korunması, sürdürebilirliği için ciddi stratejiler geliştirmekte, eylem planları ortaya koymaktadır.

Türkiye ise, gıda arz güvenliği ve bu kapsamda tarımsal üretimin sürdürülebilirliği konusunda ileri ve yeni adımlar atmak yerine, sürekli hatalı politika ve uygulamalara imza atmaktadır. Paranız olsa bile gıda ürünlerinin temin edilemeyeceği ciddi gıda arz krizi kapıda durmaktadır.

Gıda konusu, siyaset üstü bir konudur. Bu nedenle gıda arz güvenliğinin önemli bir unsuru olan tarımın yeterli ve doğru şekilde desteklenmesi hepimizin ortak sorumluluğudur.

Çiftçiye hak ettiğinin
ancak dörtte biri veriliyor

2006 yılında Tarım Kanunu çıkarıldı. Kanunun ‘Tarımsal desteklerin finansmanı’ başlıklı 21. maddesinde; tarım desteği için bütçeden ayrılacak tarımsal destek miktarının gayrisafi milli hasılanın yüzde birinden az olamayacağı amir hükmü yer alıyor.

Peki, iktidar Tarım Kanunu’nun ‘Tarım destekleri milli gelirin %1’inden az olamaz’ hükmünü yıllardır nasıl uyguluyor. Söze hacet yok. Veriler konuşuyor.

Tarım Kanunu, tarımsal destek miktarının GSYH’nın %1’inden az olamayacağını emrediyor. Ancak, mevcut iktidar kendi iktidarı döneminde çıkarılan kanunun amir hükmüne bile uymuyor. 2006 yılında GSYH’nın %0.60 seviyesinde olan destek tutarı 2024 yılında kanunda öngörülen oranın beşte birine, 2025 yılında dörtte birine kadar düşmüştür.

Çiftçinin 107 milyar doları kayıp

Tarım Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 2006 yılından 2025 yılı sonuna kadar tarımsal destekleri, bu desteklerin GSYH’ya oranını ve eksik ödenen tutarı hesapladım. Ortaya çıkan hesap aşağıdaki gibidir:

-Yirmi yılda Merkezi Yönetim Bütçesi’nden çiftçiye yapılan tarımsal amaçlı desteklerin toplamı 523 milyar 689 milyon liradır.

-Bu dönemde GSYH’nın %1’i üzerinden hesaplanan tarımsal destek tutarı 1 trilyon 898 milyar 924 milyon liradır.

-Yüksek enflasyon ve TL’nin değer kaybı nedeniyle TL üzerinden yapılan hesaplama çiftçiye ödenmeyen tarımsal destek tutarının doğru hesaplanmasına izin vermemektedir. Bu nedenle ilgili dönemlerde ödenmeyen tarımsal destek tutarlarını ilgili yıl ortalama dolar kuru ile hesapladım. Buna göre 20 yılda çiftçiye eksik ödenen tarımsal destek tutarı ilgili yıl ortalama dolar kuruyla 107 milyar 675 milyon dolara tekabül etmektedir. Bu tutarın 43 lira olan dolar kuru ile karşılığı ise 4 trilyon 630 milyar liraya ulaşmaktadır.

Sonuç olarak, 20 yıllık dönem sonucunda çiftçi bütçeden 4.6 trilyon liranın üzerinde alacaklıdır.

Şunu da belirtmek gerekir ki; tarımsal desteklerin miktarının düşüklüğü kadar doğru kişilere ve alanlara verilmesi de ayrıca önemlidir.

Türkiye’de nüfus artıyor
ama ekilen alan azalıyor

Türkiye nüfusuna her yıl birkaç milyon kişi eklenmektedir. Ayrıca bu nüfus içinde gözükmeyen milyonlarca mülteci söz konusudur. Artan bu nüfus karşısında ekilen tarım alanlarındaki düşüş bugün yaşanan pek çok temel gıda ürününde dışa bağımlılığı ve yanlış tarım politikalarının sonuçlarını ortaya koymaktadır.

Ülke nüfusu artarken, tarım alanlarının azalması sonucunda kişi başına düşen tarım alanı hızla azalmıştır. 2001 yılında kişi başına 0.40 hektar tarım alanı düşerken 2023 yılı sonunda 0.28 hektar tarım alanına kadar düşmüştür.

Nüfus artarken tarım alanlarının %9.02 azalması, çiftçinin toprağına küsmesi hususu; gıda arz güvenliği açısından üzerinde önemle durulması gereken bir konudur.

Faize var ama tarıma yok

Mevcut ekonomi yönetiminin sorunlara ve çözümlere bakış açısı biraz farklı. Gıda arz güvenliğinin söz konusu olduğu, gıda enflasyonunun genel enflasyonun üzerinde olduğu bir ortamda desteklenmesi gereken tarım yeterince desteklenmez iken faiz harcamaları hız kesmeden artmaya devam ediyor.

2025 yılında bütçeden faiz için yapılan ödeme toplamı; 2 trilyon 54 milyar lira iken aynı bütçeden yapılan tarımsal destek ödemelerinin toplamı sadece 158.5 milyar liradır. Faiz ödemelerinin tarımsal destek ödemelerinin 13 katı olduğu bir durumda, ekonomi politikalarının kimden yana olduğu açıkça görülmektedir.

Yazarın Diğer Yazıları