Çin okyanusun karanlığına 'sessiz kıyameti' yerleştirmeye hazırlanıyor
Çin, 200 metre derinliğin ezici su basıncına ve dondurucu soğuğuna meydan okuyan yeni nesil bir roket motorunu başarıyla test ederek, nükleer savaşlarda denizaltılara olan ihtiyacı tamamen ortadan kaldıran korkunç bir askeri devrime imza attı.
Dünyadaki mevcut denizaltı balistik füzeleri, basınç ve tespit edilme riski nedeniyle okyanus yüzeyine yakın (yaklaşık 30 metre) derinliklerden ateşlenmek zorunda kalıyor, ancak Çinli mühendisler, 200 metre derinliğin ezici su basıncına ve dondurucu soğuğuna dayanan yeni bir roket motorunu başarıyla test ederek, düşman radarları ve sonarları için tamamen "görünmez" hale gelecek yepyeni bir denizaltı saldırı konseptinin kapılarını araladı.
Bir füzeyi derin sulardan fırlatmanın önündeki en büyük engel, roket ateşlendiğinde oluşan sıcak gazı saniyeler içinde ezen hidrostatik su basıncıdır.
Interesting Engineering'in raporuna göre; Çin'in laboratuvar simülasyonunda motor ateşlendiğinde sıcak gaz ve soğuk su arasında "milisaniyelik şiddetli bir çatışma" yaşandı, ancak yeni motor, suyun yoğunluğuyla savaşarak roketin yüzeye çıkmasını sağlayan ve bir "buhar-gaz balonu" (geçici bir tünel) oluşturan kritik itme gücünü korumayı başardı.
Derin deniz fırlatmalarındaki bir diğer ölümcül sorun ise "termal şoktur". Roket motorunun içi saniyeler içinde binlerce derece sıcaklığa ulaşırken, 200 metre derinlikteki su donma noktasına yakındır. Bu devasa ısı farkı normal metalleri anında parçalar.
Çin'in test ettiği motor gövdesinin ve nozülünün (meme) bu termal gerilime hiç hasar ve mikro çatlak almadan dayanması, mühendislerin bu şoku sönümleyen yepyeni ve çok gizli bir kompozit malzeme kullandığını kanıtlıyor.
RADARLAR TARAFINDAN ASLA TESPİT EDİLEMİYOR
Test kusursuz çalışsa da fizik kuralları işlemeye devam ediyor. 200 metredeki devasa basınç, motorun itme gücünü yüzey fırlatmalarına kıyasla %32,7 oranında düşürdü (300 metrede bu düşüş yarı yarıya iniyor). Buna rağmen sistemin istikrarlı ve kesintisiz çalışması, mühendisler için "temel prensibin aşırı koşullarda bile çalıştığını kanıtlayan" devasa bir zafer olarak kabul ediliyor.
Bu teknolojinin asıl korkutucu yanı denizaltılar değil, okyanus tabanına sabitlenecek füzeler.
Nükleer denizaltılar bile motorları ve su girdapları nedeniyle sonarlarda (ses dalgası radarı) bir iz bırakır. Ancak bu yeni teknoloji sayesinde füzeler, denizaltıya ihtiyaç duymadan doğrudan okyanus tabanına yerleştirilebilir.
Hiçbir motor gürültüsü çıkarmayan, tamamen hareketsiz bekleyen ve radarlar tarafından asla tespit edilemeyen bu "sualtı füze alanları", nükleer caydırıcılıkta izlenmesi imkansız yepyeni bir kâbus senaryosu (hayalet cephanelik) yaratıyor.