Çivi yok, çelik yok, beton yok: Bu köprüyü insanlar yapmıyor

Ne çivi, ne çelik, ne de beton... Bu köprüler inşa edilmiyor, adeta birer canlı gibi yetiştiriliyor. Hindistan’ın derin ormanlarında 500 yıldır nefes alıyor, yaşlandıkça güçleniyor ve kendi kendini onarıyor.

Modern dünyada köprü demek; tonlarca çelik, binlerce metreküp beton ve devasa iş makineleri demek. Ancak Hindistan’ın derin ormanlarında yaşayan Khasi halkı, yüzyıllardır bu kuralı hiçe sayıyor. Onlar, nehirlerin hırçın sularını aşmak için cansız malzemeler yerine, yaşayan ve nefes alan dev kauçuk ağaçlarını kullanıyorlar.

YAŞAYAN KÖPRÜLER

Bu yapılar bildiğimiz anlamda "insan yapımı" değil. Süreç, yerel halkın Ficus elastica ağaçlarının hava köklerini fark etmesiyle başlıyor. İnsanlar burada sadece birer "yol gösterici" rolünü üstleniyor. Genç ve esnek kökler, içi oyulmuş bambu gövdelerinin içinden geçirilerek nehrin karşı kıyısına yönlendiriliyor.

Karşı kıyıya ulaşan kökler toprağa tutunduğunda, köprü "canlanmaya" başlıyor. Zamanla birbirine dolanan ve birleşen bu kökler, yıllar içinde devasa birer düğüm haline gelerek tek bir gövdeye dönüşüyor.

BİR KÖPRÜNÜN GÜÇLENMESİ 20 YIL SÜRÜYOR

Bu köprülerin en sarsıcı özelliği ise yapım süresi. Modern bir köprü birkaç ayda tamamlanabilirken, yaşayan bir köprünün üzerinde yürünecek kadar güçlenmesi yaklaşık 15 ila 20 yıl sürüyor. Bu, bir neslin başlattığı projeyi, bir sonraki neslin kullanmaya başlaması anlamına gelen eşsiz bir miras geleneği oluşturuyor.

BU KÖPRÜLER YAĞMURLA BESLENİYOR

Peki, neden beton değil de kök? Cevabı bölgenin ekstrem doğasında saklı. Meghalaya, dünyada en çok yağış alan bölge ünvanına sahip. Yoğun nem ve bitmek bilmeyen muson yağmurları, çelik köprüleri paslandırıp çürütürken, yaşayan köprüler yağmurla besleniyor.

Bu köprüler yaşlandıkça zayıflamıyor, aksine kökler kalınlaştıkça daha da güçleniyor. Bugün bölgede bulunan bazı köprülerin 500 yaşından büyük olduğu ve tek seferde 50 kişiyi güvenle taşıyabildiği biliniyor.