Sevgili okurlarım, bir ülkede çöküşün nasıl başladığını ve nasıl hızla devam ettiğini görmek için uzaklara bakmaya gerek yok.
Bunu biz burada, 86 milyon insanımızın gözleri önünde ve somut örnekleriyle yaşıyoruz.
Son olarak sahte diploma çetesi olayı patladı. Neler olduğunu kıyısından köşesinden bile olsa öğrenen her vatandaşımızın aklı durdu. Bazıları sanırım inanmamıştır...
Ama piyasaya çıkan haberlerin tümü doğru.
Bir çete düşünün, devletin en gizli bilgilerine ulaşıyor ve devlet yönetiminde en üst düzeye ulaşmış makam sahiplerinin bile elektronik imzalarının arşivine diyelim, dibine kadar girmeyi başarıyor.
Sonuç belli...
Havada uçuşan sahte diplomalar, sahte terfi belgeleri, sınav sonuçları, ne ararsanız var!
★★★
Devlet katında her türlü sahtecilik olanca hızıyla sürüp gidiyor. Örneğin kendisine sahte diploma hazırlatan kişi devlet katında terfi ettiriliyor.
Bu iş elbette kendi kendine olmuyor.
Bunun belli bir ücreti var. Sahtekârlara önce bedelini ödüyorsunuz, sonra ne isterseniz yaptırıyorsunuz.
Ankara’da iktidarın İletişim Başkanlığı isimli bir kurumu var. Görevi iktidarın hoşuna gitmeyen haberleri anında yalanlamak ve böylece Tayyipgillerin durumunu biraz olsun kurtarmak.
Bu büyük sahtecilik olayı birkaç gün önce ortaya çıktığında, belki inanmayacaksınız ama İletişim Başkanlığı bunu da yalanladı!
Rezalet aynen sürüp gidiyor da bu olanlara ciddi biçimde el koyması gereken kişi ve kuruluşlardan tık yok!
Adına çöküş denilen nesne işte budur.
Şimdi bu hadisenin tam da göbeğinde yaşıyoruz.
★★★
Bütün bunlar olurken kuraldır, ortaya bu yağmadan mal kapan bir sürü uyanıklar çıkar.
Bizde de böyle biri çıktı.
Soyadı Osmanoğlu olan bir cingöz var, zaman zaman ortaya çıkıp kendisini “Padişahımız efendimiz 2. Abdülhamit’in dördüncü kuşak torunu” olarak tanıtır, Osmanlı’nın sözüm ona kılıç kalkan armaları önünde çekimler yaptırır.
Saraylı anasının adı nedir, babasının adı nedir, sülalesinin Abdülhamit’in hangi karısından başladığı hiç kimse tarafından bilinmez!
Şimdi şu garip rastlantıya bakın ki, halife torunu olan bu şahıs da diploma sahtecililiğine bulaşmış.
İnönü Üniversitesinden sahte tarih bölümü diploması almış!
★★★
Darbeler hariç hiçbir iktidarın çöküşü öyle birdenbire olmaz...
Tarihin gelmiş geçmiş en gaddar rejimleri bile önce direnir, sonra da olayların akışını önleyemeyince sel sularına kapılıp gider.
Sanırım aynı duruma bir süre sonra Türkiye’de tanık olacağız. Halktan kopuk Saray rejimi artık çöküşe geçti. Tek adam masalları her açıdan bitti bitiyor.
Bunca yıllık gazeteciyim, bunların dönemine kadar pazarlarda ve marketlerde karpuzun dilimle, erik, incir, kayısı, limon gibi tarım ürünlerinin taneyle satıldığını hiç görmemiştim.
★★★
Çöküş kendini her alanda ve her konuda gösterir...
Yargının iktidar tarafından ele geçirilmesi de bunlardan biridir.
Bizde olduğu gibi memlekette demokrasi tükenmiş, sadece ismi kalmıştır. Bu durumda tek çare millete baskı uygulamak, hak, hukuk ve adalet kavramlarını yok edip yargıyı tümüyle ele geçirmektir.
Başta İstanbul olmak üzere CHP’li belediyelerin başına örülen çorapları, göz altıları, tutuklamaları unutmayalım.
Elleri tıkanınca çareyi ismi bile belli olmayan birtakım komisyonlar kurmakta bulduklarını zannederler!
Çöküş işte budur.
Çöküş başlayınca durdurmak zordur!