Çölün ortasına milyonlarca saman parçası yerleştirdiler
Çin'de yarım asırdır uygulanan 'saman satranç tahtası' yöntemi çöllerin kaderini değiştirdi. Devasa “Yeşil Çin Seddi” projesinin çölleşmeyi tamamen durdurmaya yetip yetmeyeceği merak konusu oldu.
Çin’in kuzey bölgelerinde yarım asırdır sürdürülen çölleşmeyle mücadele çalışmaları kapsamında uygulanan "saman satranç tahtası" yöntemi ve ağaçlandırma projeleriyle çölleşmiş alanların küçültüldüğü bildirildi.
Yaklaşık 50 yıldır uygulanan yöntemde, rüzgarı engellemek ve kum tepelerini sabitlemek amacıyla kuma önce ızgara şeklinde çubuklar saplanıyor, ardından oluşturulan karelerin merkezine fidanlar dikilerek sulama sistemleriyle destekleniyor. 1978 yılında başlatılan ve "Üç Kuzey Koruma Ormanı Programı" (Yeşil Çin Seddi) olarak bilinen bu girişim çerçevesinde dikilen ormanların toplamda 500 bin kilometrekarelik bir alana ulaştığı belirtildi.
ÇÖLLEŞMİŞ ARAZİ MİKTARI YÜZDE 10 AZALDI
Çin Bilimler Akademisi Uygulamalı Ekoloji Enstitüsü verilerine göre, 2000 yılından bu yana ülkedeki çölleşmiş arazi miktarı yaklaşık %10 oranında gerilerken, şiddetli veya aşırı çölleşmiş alanlarda %40’ın üzerinde azalma kaydedildi. Program bölgesindeki orman örtüsü oranının ise 1978’deki %5 seviyesinden 2022 itibarıyla %14’e yükseldiği açıklandı.
Devlet medyasına yansıyan bilgilere göre, çölleşmiş arazi miktarı 2000 yılındaki zirve noktasından bu yana her yıl ortalama 1.000 kilometrekareden fazla azaldı.
Çin Bilimler Akademisi'nden bilim insanı Zhu Jiaojun, yürütülen projelere bugüne kadar çoğunluğu yarı zamanlı ve ücretli çalışanlar olmak üzere 300 milyondan fazla kırsal işçinin katıldığını bildirdi. Zhu, elde edilen ilerlemede saha çalışanlarının çabası ve devlet yatırımlarının yanı sıra son yıllarda bazı bölgelerde artan yağışların da etkili olduğunu ifade etti.
ULUSLARARASI DEĞERLENDİRMELER
Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi (UNCCD) Baş Bilim İnsanı Barron Joseph Orr, projenin uzun vadeli kalkınma stratejileriyle desteklenmesinin önemine dikkat çekerek, restore edilen ekosistemlerin zamanla kendini koruyabilmesi için sürekli izleme ve su kaynaklarının yönetimine ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.