Çöp diye atılmıştı: 1500 yıllık büyük hazine bulundu

Yunanistan'ın kuzeydoğusundaki sarp tepelerle Ege'nin masmavi suları arasında, zamanın durduğu bir yer yükselir: Megisti Lavra Manastırı. Bizanslı keşiş Athanasius tarafından MS 963 yılında kurulan bu manastır, yüzyıllardır dini el yazmalarının korunduğu bir merkez oldu. Ancak bu kutsal duvarlar arasında, yaklaşık 1500 yıl önce yazılan ve tarihin tozlu sayfalarında kaybolduğu sanılan bir hazine, hiç beklenmedik bir yerden; başka bir kitabın kapağından çıktı.

Tarih 1218... Keşiş Markarios, Megisti Lavra Manastırı'nda eski bir İncil yorumu kitabını restore ederken, cildin kapağını güçlendirmek için bir "dolgu malzemesine" ihtiyaç duyar. Rafta duran, sayfaları dağılmış ve o dönemdeki diğer keşişler tarafından "korunmaya değer görülmeyen" 6. yüzyıldan kalma bir el yazmasını parçalar ve kapağın içine yapıştırır.

Markarios'un "çöp kağıt" niyetine kullandığı o sayfalar, aslında Hristiyanlık tarihinin en önemli belgelerinden biri olan Codex H (Aziz Pavlus'un Mektupları) idi. Hristiyanlığın kutsal kitabı İncil'in kayıp kısımları olan Codex H belgeleri ve belgelerdeki dini gerçeklikler bu şekilde gün yüzüne çıktı.

500 YILLIK SESSİZLİK VE GİZLİ HAZİNE

Codex H'nin sayfaları sadece bir kapakta kalmadı. Kitap ciltlerinde dolgu malzemesi olarak kullanılan bu paha biçilemez parşömenler; Paris, Torino, Kiev, Moskova ve St. Petersburg gibi şehirlere dağıldı. Dünya bu belgenin varlığını tam 500 yıl boyunca unuttu.

Yüzyıllar sonra, Glasgow Üniversitesi'nden ilahiyatçı Garrick Allen, modern teknolojiyi kullanarak bu kayıp yapbozun parçalarını bir araya getirmek için yola çıktı. İşin sonunda tam 42 sayfa başarıyla kurtarıldı.

ÇOK BANTLI GÖRÜNTÜLEME İLE GÖRÜNMEZ İZİN PEŞİNDE

Keşfin en heyecan verici kısmı ise teknolojinin kullanımı oldu. Zamanla aşınan ve üzerine başka yazılar yazılan parşömenlerdeki metinler, çıplak gözle bakıldığında tamamen silinmiş gibi görünüyordu. Ancak Allen ve ekibi, çok bantlı (multispectral) görüntüleme tekniğiyle mucizeyi gerçekleştirdi.

Kullanılan mürekkebin kimyasalları, karşı sayfalara "iz" bırakmıştı. Bilim insanları, sayfalara derinlemesine işleyen bu görünmez yansımaları izole ederek 6. yüzyıla ait orijinal notları, düzeltmeleri ve bölüm listelerini tek tek deşifre etti.

KARANLIK YOLCULUKLARI ANLAMAYI SAĞLIYOR

Garrick Allen'a göre, Kutsal Kitap araştırmaları genellikle metnin bütününe odaklanıyor ve bu tür el yazmalarının hayatta kalma hikayelerini göz ardı ediyor. Oysa Codex H, İncil'in sadece antik çağda değil, Orta Çağ boyunca nasıl evrildiğini, siyasi ve kültürel çatışmaların bu metinlere nasıl yansıdığını, ve el yazmalarının ülkeler arasındaki karanlık (belki de yasadışı) yolculuklarını anlamamızı sağlıyor.

Allen, bu keşfi "anıtsal" olarak tanımlıyor. Bir zamanlar "değersiz" görülüp parçalanan bir kitap, bugün dijital görüntüleme sayesinde 1500 yıl önceki haliyle yeniden okunabiliyor.