COVID'in bıraktığı iz kanser tedavisine dönüştü
COVID-19'a karşı geliştirilen bağışıklık, şimdi bambaşka bir hastalığın tedavisinde umut oldu. Bilim insanlarının geliştirdiği yeni yöntem, kanserle mücadelede ezber bozabilecek sonuçlar verdi.
ABD'de geliştirilen yeni bir kanser aşısı platformu, COVID-19'a karşı oluşan bağışıklık hafızasını kanserle mücadelede kullanmayı hedefliyor. Nature Communications dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, PROTEXI adı verilen teknoloji, laboratuvar deneylerinde umut verici sonuçlar verdi. Araştırmacılar, başarılı preklinik çalışmaların ardından ilk insan klinik denemelerinin kısa süre içinde başlamasını planlıyor.
Kanser aşılarının geliştirilmesindeki en büyük zorluklardan biri, bağışıklık sisteminin güçlü ve kalıcı bir tümör karşıtı yanıt oluşturmasını sağlamak. Bağışıklık sistemi bu süreçte iki temel hücre grubuyla çalışıyor: Kanser hücrelerini doğrudan yok eden CD8+ "katil" T hücreleri ve bu hücrelerin faaliyetlerini yöneten CD4+ "yardımcı" T hücreleri. Bugüne kadar geliştirilen birçok kanser aşısı, kansere özgü yardımcı T hücrelerini belirlemenin zor ve maliyetli olması nedeniyle yalnızca katil T hücrelerini hedef alıyordu. Bu durum ise bağışıklık yanıtının beklenenden daha zayıf kalmasına neden oluyordu.
ABD'deki University Hospitals Rainbow Babies & Children's Hospital bünyesinde çalışan ve araştırmaya liderlik eden John Letterio ile ekibi, pandemi sırasında neredeyse herkesin SARS-CoV-2'nin diken (spike) proteinini tanıyan hazır yardımcı T hücreleri geliştirdiğini tespit etti. Araştırmacılar, bu bağışıklık hafızasını kanser tedavisinde kullanabilecek bir yöntem geliştirdi.
mRNA aşılarından farklı çalışıyor
Yeni yöntemde hastanın dendritik hücreleri, yani bağışıklık sistemini eğiten özel hücreler, laboratuvar ortamında vücuttan alınıyor. Bu hücreler hem tümöre ait protein parçaları hem de COVID-19'un spike proteinine ait parçalarla yüklenerek yeniden hastaya veriliyor. Böylece bağışıklık sistemi, COVID-19'a karşı daha önce oluşturduğu hafızayı kullanarak kansere karşı daha güçlü bir savunma oluşturabiliyor.
Bu yaklaşım, mRNA tabanlı kanser aşılarından farklı çalışıyor. mRNA aşıları hücrelere genetik talimat gönderirken, PROTEXI doğrudan hastanın kendi bağışıklık hücrelerini "canlı taşıyıcı" olarak kullanıyor.
Araştırmacılar ayrıca "epitop yayılımı" adı verilen dikkat çekici bir etki de gözlemledi. Bu sayede bağışıklık sistemi, aşıda doğrudan hedef gösterilmeyen diğer tümör proteinlerini de zamanla tanıyıp onlara karşı saldırı geliştirebildi.
Fare deneylerinde dikkat çeken sonuçlar
Melanom ve meme kanseri bulunan fareler üzerinde yapılan deneylerde PROTEXI'nin, yalnızca dendritik hücre temelli standart aşılara kıyasla tümör büyümesini daha fazla yavaşlattığı ve hayatta kalma süresini uzattığı görüldü. Üstelik koruyucu etkinin uzun süre devam ettiği belirlendi. Tedavi edilen fareler, haftalar sonra yeniden tümör hücreleriyle karşılaştıklarında ek bir tedaviye ihtiyaç duymadan tümörleri yok edebildi.
Araştırmada dikkat çeken bir diğer bulgu ise bağışıklığın başka canlılara da aktarılabilmesi oldu. Tedaviyle iyileşen farelerden alınan bağışıklık hücreleri, daha önce tümörle karşılaşmamış farelere nakledildiğinde bu hayvanların da kansere karşı direnç geliştirdiği görüldü.
İlk insan denemeleri sarkom hastalarında yapılacak
Araştırma ekibi şimdi biyoteknoloji şirketi Celloram ile birlikte sarkom hastalarında ilk insan klinik denemesini başlatmaya hazırlanıyor. Sarkom, bağışıklık sistemi tarafından genellikle tanınmayan ve bu nedenle mevcut immünoterapilere zayıf yanıt veren "soğuk tümörler" arasında yer alıyor. Bilim insanları, PROTEXI'nin bu zorlu kanser türünde de etkili olması halinde, platformun kanser tedavisinde önemli bir dönüm noktası olabileceğini düşünüyor.
Araştırmacılar, uzun vadede aynı yaklaşımın yalnızca COVID-19 değil, Epstein-Barr virüsü, sitomegalovirüs ve grip gibi yaygın enfeksiyonlara karşı oluşan bağışıklık hafızasından da yararlanabilecek şekilde geliştirilebileceğini belirtiyor.