Dağlık bölgede yol çalışmasında kanı mavi akan yaratık keşfedildi
Varşova Üniversitesi liderliğindeki uluslararası bir araştırma ekibi, Polonya'daki Świętokrzyskie Dağları'nda yürüttüğü paleontolojik çalışmalarda antik kılıçkuyruk (at nalı yengeci) familyasına ait yeni bir cins ve tür tanımladı.
"Polonolimulus zaleziankensis" adı verilen ve mavi kan taşımalarıyla bilinen bu eklembacaklının, yaklaşık 250 milyon yıl önceki Erken Triyas dönemine ait olduğu açıklandı.
Keşif, S7 otoyolunun inşaat faaliyetleri esnasında gerçekleştirilen geçici kazı çalışmaları sırasında tesadüfen yapıldı. İnşaat tamamlandıktan sonra üzeri kapatılan alandan çıkarılan taş bloklar, uzun yıllar Varşova Üniversitesi Biyoloji Fakültesi deposunda muhafaza edildi. 2020 yılında paleobiyoloji araştırma grubu tarafından yeniden incelenen fosil izleri, canlının morfolojik açıdan modern muadillerinden çok daha sıra dışı özelliklere sahip olduğunu ortaya koydu.
GÜNÜMÜZDEKİ TÜRLERDEN FARKLI
Paleontolojik analizler, keşfedilen türün soyu tükenmiş "Austrolimulidae" familyasına ait olduğunu ve austrolimulidler arasındaki en uç anatomik formu temsil ettiğini gösteriyor. Araştırmacılar, bu antik canlının günümüz kılıçkuyruklarının klasik görünümünden farklı olarak, oldukça uzamış yanak dikenlerine ve değişmiş vücut oranlarına sahip olduğunu saptadı.
Bu anatomik çeşitlilik, kılıçkuyrukların evrimsel süreç boyunca neredeyse hiç değişmediği yönündeki geleneksel bilimsel algıyı doğrudan sorgulatıyor. Elde edilen fosil kayıtları, bu canlı grubunun geçmişte tahmin edilenden çok daha yüksek bir form ve yapı çeşitliliğine sahip olduğunu kanıtlıyor.
MAVİ KAN YAPISI UZAY ENDÜSTRİSİNDE KULLANILIYOR
Kılıçkuyruklar, solunum pigmenti olarak demir içeren hemoglobin yerine bakır içeren hemosiyanin barındırdıkları için mavi renkli bir kan yapısına sahiptir. Bu canlıların kanından elde edilen bileşenler, günümüzde tıp ve uzay endüstrisinde bakteriyel endotoksin testlerinde aktif olarak kullanılmaktadır.
Özellikle uzay sondaları ve sefer araçlarının sterilitesini anlık olarak kontrol etmek amacıyla bu biyolojik yapıdan yararlanılmaktadır. Ekolojik toleransları son derece yüksek olan ve deniz tabanındaki organik maddeleri temizledikleri için "okyanus süpürgeleri" olarak adlandırılan kılıçkuyruklar, bu dayanıklılıkları sayesinde yeryüzündeki çok sayıda kitlesel yok oluştan sağ çıkmayı başarmıştır.
PANGAEA KITASININ GENİŞ BÖLGELERİNE YAYILMIŞLARDI
Yapılan coğrafi ve jeolojik dağılım analizleri, bu kılıçkuyruk grubunun Erken Triyas döneminde süper kıta Pangaea'nın çok geniş bir alanına yayıldığını gösteriyor. Canlıların modern Polonya topraklarından Avustralya ve Kuzey Amerika kıyılarına kadar uzanan geniş bir coğrafyada iz bırakmış olması, büyük Permiyen yok oluşundan daha önceki bir dönemde farklılaşmaya başladıklarına işaret ediyor. Uzmanlar, bu küresel yayılım modelinin kesinleşmesi için derinlemesine arşiv ve saha araştırmalarının sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor.