Fransa'daki protestolar, Türkiye düşmanı Cumhurbaşkanı adayına yaradı
Fransa'yı sarsan şiddetli protestolar siyasi krizi derinleştirirken, aşırı sağcı lider Marine Le Pen düzen vaadiyle anketlerde öne çıkıyor. Hakkındaki yargı engeline rağmen krizden güç toplayan Le Pen, cumhurbaşkanlığı yarışında elini güçlendiriyor.
Fransa'yı etkisi altına alan şiddetli protestolar ülkenin yerleşik siyaset kurumunu sarsarken, aşırı sağcı lider Marine Le Pen bu kriz ortamından daha güçlü bir konumda çıkmayı hedefliyor.
On yılı aşkın süredir Fransa'yı göç dalgaları ve kanunsuzluk nedeniyle sürüklenen bir ülke olarak tanımlayan Le Pen, ayrıca Türkiye karşıtı çizgisiyle de öne çıkıyor.
Daha 5 gün önce Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye olan desteğinin kesilmesini talep eden Ulusal Birlik Partisi Genelbaşkanı, “Üyelik öncesi politikalar, Türkiye’ye destek ve kalkınma programları sona ermeli,” dedi.
Öfkeli güruhların lüks dükkanları, villaları yağmaladığı bir süreçte Le Pen, düzeni yeniden tesis edecek tek cumhurbaşkanı adayı profilini çizmeye çalışıyor.
PROTESTOCULAR TEMELİ OLDU
Fransa bayrağının yanında ve bir kitaplığın önünde gerçekleştirdiği ulusa sesleniş benzeri video konuşmasında mevcut krizi doğrudan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un otoritesine yönelik bir güven kaybı olarak niteleyen Le Pen Macron'a esip gürledi.
Le Pen, “Ülkemiz bir mengenenin içine sıkışmış durumda, şiddet ile acizlik arasında rehin tutuluyor. Fransız halkı altı ay içinde farklı bir yolu; otorite ve yeniden tesis edilmiş güvenliğin yolunu seçebilecek.” ifadelerini kullandı.
Fransız kamuoyu araştırma şirketi Ipsos Bva bünyesinde görev yapan anketör Adélaïde Zulfikarpasic, bu yaklaşımın Le Pen'e güçlü bir konum kazandırdığını belirterek, “Sanki şimdiden görevde, Élysée Sarayı'ndaymış gibi. İnsanlar artık devletin kendilerini koruyacağına ve ihtiyaçlarını karşılayacağına güvenmiyor. O ise bununla tezat oluşturuyor.” değerlendirmesinde bulundu.
ANKETLERDE ÖNDE ÇIKIYOR
Sokaklardaki şiddet diğer adayların konumunu da etkiliyor. Aşırı solcu cumhurbaşkanı adayı Jean-Luc Mélenchon'un göstericilere verdiği açık destekle gündemde yer bulması, yerleşik siyasetçileri geri plana iterken Mélenchon'un Le Pen ile ikinci tura kalma ihtimalini artırıyor.
Anketler, böyle bir senaryoda Le Pen'in yarışı rahatlıkla kazanacağını gösteriyor. Mélenchon ile rekabet eden sosyalist aday Raphaël Glucksmann ise Mélenchon'u “aşırı sağ için bir basamak; çünkü bu kaostan Madam Le Pen dışında kim yararlanacak?” sözleriyle eleştirdi.
Daha önceki seçimlerde ilk tur öncesi anketlerde önde olmasına rağmen ikinci turda Macron etrafında birleşen seçmenler nedeniyle kaybeden Le Pen, Macron'un bu kez dönem sınırına takılarak aday olamamasıyla farklı bir siyasi zeminle karşılaşıyor.
TÜRKİYE İLE DERDİ NE?
Geçmişte babası Jean-Marie Le Pen'den devraldığı partinin Holokost'u önemsizleştiren söylemleri ve kendisinin 2017'deki euro bölgesinden çıkma vaadi nedeniyle güvenilmez bulunan aşırı sağ hareket, günümüzde rollerin değiştiği bir tablo çiziyor.
Le Pen'in Türkiye karşıtı ifadeleri de bu noktada dikkat çekiyor. Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye sunduğu üyelik öncesi desteğin Fransa'nın haklarını ihlal ettiğini savunan Cumhurbaşkanı adayı, AB'ye yüklendi.
Babasını 2015'te partiden ihraç eden Le Pen, bugün ekonomik baskı altındaki Macron yönetimini hedef alarak kendine güçlü bir siyasi temel oluşturdu.
Fransa'da bütçe açığının yıllardır gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 5'inin üzerinde seyretmesi ve kamu borcunun GSYH'nin yaklaşık yüzde 120'sine ulaşması borçlanma maliyetlerini artırıyor.
Le Pen ve partisi Ulusal Birlik, harcamaları kısmak isteyen iki başbakanın görevden düşürülmesinde rol oynarken emeklilik yaşını 60'a indirme vaadi bütçe açığını artıracak bir hamle olarak görülüyor. Buna karşın ekonomik tartışmalar, Macron'un görevdeki son aylarını sarsan kitlesel olayların gölgesinde kalıyor.
ÖNÜNDE YARGI ENGELİ VAR
Seçim sürecinde Le Pen'i bekleyen en kritik engel ise adli alanda bulunuyor. Avrupa Parlamentosu fonlarını kötüye kullanmaktan 2025 yılında hüküm giyen ve suçlamaları reddeden Le Pen'in cezası, temmuz ayında istinaf mahkemesi tarafından onandı.
İki yılı tecilli olmak üzere toplam üç yıl hapis cezasına çarptırılan Le Pen'in kalan bir yıllık cezasını elektronik kelepçe ile çekebileceği belirtiliyor.
Bu durum, Le Pen'in cumhurbaşkanlığı kampanyasını adli gözetim altında yürütmek zorunda kalabileceğine işaret ediyor.