David Beckham’dan Türkiye’ye vergi dersi

Meclis Genel Kurulu’nda görüşülen vergi paketinin en dikkat çeken başlıklarından biri de yabancılara yönelik getirilen 20 yıllık vergi istisnası uygulaması.

Düzenlemeye göre, son üç yılda Türkiye’de yerleşik olmayan gerçek kişiler ülkemize gelip yerleşmeleri halinde, yurt dışında elde edecekleri kazançlar 20 yıl boyunca Türkiye’de vergilendirilmeyecek.

Vergi tekniğinde “dar mükellef” olarak tanımlanan yabancılar yalnızca Türkiye’de elde ettikleri kazançlar üzerinden vergilendirilirken, Türkiye’de yerleşik hale gelmeleri durumunda “tam mükellef” sayılıyor ve hem yurt içi hem de yurt dışı kazançları vergilendiriliyor. Yeni düzenlemeyle ise yurt dışı kazançlar kapsam dışı bırakılıyor; sadece Türkiye’de elde edilen gelirler vergilendirilecek. Tabii varsa…

*

Peki bu düzenleme nereden çıktı?

Malum, son dönemde ekonomi yönetiminin sık sık dile getirdiği bir hedef var: Özellikle Arap coğrafyasındaki sermaye ve yatırımları Türkiye’ye çekebilmek.

Yani deniliyor ki; “Siz Türkiye’ye gelin, burada yaşayın. Kendi ülkenizde elde ettiğiniz kazançları ben vergilendirmeyeceğim.”

İyi de mesele tam burada başlıyor. Çünkü bu düzenlemenin cazip olup olmadığını anlayabilmek için, kişinin hâlihazırda yaşadığı ülkenin vergi sistemiyle Türkiye’nin vergi rejimini karşılaştırmak gerekiyor.

Gelir vergisi açısından adeta “vergi cenneti” sayılan Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar, BAE ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde zaten gelir vergisi yok. Dolayısıyla bu ülkelerde yaşayan biri açısından Türkiye’ye taşınmanın ekstra bir vergi avantajı bulunmuyor. Çünkü zaten vergi ödemiyorlar.

O halde konuya belli ölçüde vergi yükü bulunan ülkeler açısından bakmak lazım.

Örneğin Ürdün vatandaşı bir kişi Türkiye’ye yerleşirse, Ürdün açısından dar mükellef, Türkiye açısından ise tam mükellef olacak.

Yapılan düzenleme sayesinde Ürdün’de elde ettiği gelir Türkiye’de vergilendirilmeyecek. Ancak Ürdün’de dar mükellef statüsü devam edeceği için yüzde 5 ila 30 arasında değişen vergi yükümlülüğü sürecek. Ayrıca çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarına da ayrı ayrı bakmak gerekiyor. Çünkü bu düzenleme olmasaydı, vergileme hakkının bulunduğu ülkede ödenen vergiler diğer ülkede mahsup edilebilecekti.

O zaman insanın aklına şu soru geliyor:

Neden Türkiye’ye gelip yerleşsin?

Mantık zinciri tam da burada kopuyor.

Bu düzenlemenin perde arkasını biraz araştırdım. Edindiğim bilgilere göre, bakanlık bürokratlarının ilk aşamada dijital göçebelik kapsamında daha farklı bir model üzerinde çalıştığı, ancak sürecin zamanla bugünkü noktaya evrildiği ifade ediliyor.

*

Oysa dünyada başarılı örnekler var.

Mesela Estonya’nın uzun yıllardır uyguladığı dijital vatandaşlık sistemi…

Ya da İspanya’daki meşhur “Beckham Kanunu”.

Konunun detaylarını SMMM Berav Baran Atasoy’a sordum. Şöyle anlattı:

_“2000’li yılların başında İspanya; yüksek nitelikli yabancı çalışanları, CEO’ları, finans uzmanlarını, sporcuları ve teknoloji profesyonellerini ülkeye çekmek istiyordu. Bu nedenle, İspanya’ya yeni taşınan kişilere belirli süre avantajlı vergi uygulanmasını öngören özel bir sistem getirildi.

Tam da o dönemde David Beckham’ın Real Madrid’e transferi büyük ses getirince, düzenleme halk arasında ‘Beckham Law’ olarak anılmaya başladı.

Normal şartlarda İspanya’da yerleşik sayılan biri, dünya genelindeki tüm gelirleri üzerinden yüzde 45-47’ye kadar çıkan oranlarda vergilendiriliyordu. Beckham rejiminde ise kişi, İspanya’da yaşasa bile belirli bir süre dar mükellef gibi vergilendirildi. Böylece özellikle yüksek gelir grubundaki yabancılar için ciddi avantaj oluştu. İspanya’da gelir vergisi üst dilimi yüzde 47 ancak Backham Kanunh kapsamında uygulanan oran yüzde 24.

Son yıllarda ise sistem özellikle startup kurucuları, dijital göçebeler ve teknoloji çalışanları için yeniden genişletildi. İspanya’nın ‘Startup Act’ düzenlemeleriyle birlikte model tekrar popüler hale geldi.

Benzer sistemler Portekiz’de NHR rejimi, İtalya’da yabancı çalışan teşvikleri, Birleşik Krallık’ta ‘non-dom’ sistemi ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde gelir vergisiz yapı gibi farklı örneklerle uygulanıyor.”_

*

Dünyada hem gelişmiş hem de gelişmekte olan birçok ülkede başarılı örnekler varken, pratikte karşılığı olmayan bir modeli bize kim öneriyor gerçekten merak ediyorum.

İşin daha ilginç tarafı ise şu: Eleştirdiğimizde yüksek perdeden tepki gösteriliyor. Ancak gerçek değişmiyor. Vergi pratiğinden uzak düzenlemeler yapılınca ortaya da böyle tuhaf tablolar çıkıyor.

Ve açık konuşmak gerekirse, bu perspektif Türkiye’ye hiç yakışmıyor.

Yazarın Diğer Yazıları