Denetimsizlik felaketi getirdi: Kirazlıyayla’yı zehirleyen baraj

Bursa'nın Yenişehir ilçesinde Meyra Madencilik’e ait atık barajının çökmesi sonucu tonlarca kimyasal ve ağır metal içerikli atık dere ve toprağa karıştı. TMMOB ve meslek odaları, bölgede incelemelerde bulunarak “Bu bir çevre felaketidir” uyarısında bulundu.

Yenişehir’in Kirazlıyayla Mahallesi’nde meydana gelen baraj çökmesi, bölgeyi çevresel bir felaketin eşiğine getirdi. Tonlarca kimyasal ve ağır metal içerikli atık, Sarıyar Deresi ve çevre toprağına karışırken, TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu, KESK, DİSK, Bursa Tabip Odası ve Bursa Akademik Odalar Birliği üyeleri sahada inceleme yaptı ve basın açıklaması gerçekleştirdi.

“AĞIR METALLER TOPRAĞA VE SUYA YAYILIYOR”

TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Murat Korkut, baraj çökmesinin yalnızca bir “iş kazası” olmadığını, doğayı ve bölge halkının sağlığını doğrudan tehdit eden ciddi bir çevre felaketi olduğunu vurguladı. Korkut, “Yaşanan olay, madencilik faaliyetlerinde bilimsel ve mühendislik esaslarına uyulmadığında ortaya çıkabilecek ağır sonuçları gözler önüne sermektedir” dedi. Korkut, barajın bulunduğu alandaki ÇED raporlarına atıfta bulunarak, heyelan riski, aşırı yağış ve atığın yüksek kil içeriği nedeniyle özel mühendislik önlemleri alınması gerektiğini, ancak gerekli jeoteknik ve duraylılık analizlerinin yapılıp yapılmadığının belirsiz olduğunu belirtti.

Sahadaki incelemelerde, ÇED raporunda “akar dere yoktur” denilmesine rağmen Sarıyar Deresi’nin bulunduğu ve atıkların bu dereye karıştığı tespit edildi. Korkut, “Dere yatağı toprakla kapatılmaya çalışılsa da kirli su akışı devam ediyor, ağır metaller toprağa ve suya yayılıyor. Bu durum önümüzdeki yıllarda da kalıcı bir kirlilik riski yaratıyor” ifadelerini kullandı.

HALK SAĞLIĞI TEHDİT ALTINDA

Korkut, barajın çevreye verdiği zararın boyutunu belirlemek için alınması gereken önlemleri sıraladı: Toprak, yüzey ve yeraltı sularında ağır metal analizlerinin yapılması, numunelerin alınması, sonuçların kamuoyuyla paylaşılması ve içme suyu kaynaklarının kontrol edilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, tesisin depoladığı atığın ÇED taahhütlerini aşıp aşmadığı ve denetim firmalarının görevlerini yerine getirip getirmediği sorularını gündeme taşıdı.

Korkut açıklamasını, “Doğa kendini savunamaz. Suyu, toprağı, havayı korumak hepimizin sorumluluğudur. Denetimsizliğin bedelini ne doğa ne de halk ödemek zorunda değildir. Sorumlular ortaya çıkarılana ve hesap verene kadar takipçisi olacağız” sözleriyle sonlandırdı.