Deniz Göktaş’ın filmini mahkemede izler miyiz?

Deniz Göktaş’ın gösterisi bitmiyor.

Çünkü iktidar ‘Ölü Deniz’in perdelerini indirmesine izin vermiyor.

Göktaş’ın gözaltına alındığı andan itibaren başından geçenler gösterinin ikinci perdesi sanki.

Genç komedyen 2 Temmuz’dan beri tutuklu.

İki ay üzerine merhamet ehli bir hakime denk geldi de birkaç saatliğine tahliye olabildi. Hakim, Göktaş’ı salıverirken “gösterinin içeriğini, birden fazla tarihte ve yerde gösterilmesini” esas aldı. Göktaş’ın yurt dışından dönmesine bakarak, “Kaçma şüphesi yok” dedi.

Günlerden 28 Ağustos’tu.

Göktaş, özgürlüğüne kavuşmayı beklerken...

Şak!

Daltonlarla ilgili esprisinden ötürü suçu ve suçluyu övmekten dosya açtılar.

Oysa Göktaş, ‘bebekten tetikçi yaratan düzeni’ teşhir ediyordu.

Sözde tahliye edildiği gün içeri aldılar.

Savcılık salıverme kararına da itiraz etmişti.

Göktaş, itiraz üzerine çıktığı İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde suçlamaları reddetti.

Soruşturma açıldığında Almanya’daydı.

Ayrıca ABD’de oturum izni vardı.

O, ülkesine döndü.

Bedeli, hapse atılmak oldu.

İfadesinden:

“Hakkımda gözaltı kararı yokken, duyduğum an döndüm. Ters kelepçeyle tutuklandım. Türkiye dışında yaşamayı düşünmüyorum.”

Ne söylese fayda yok.

Üç gün önce salıverildiği dosyadan da yeniden tutuklandı.

‘Tatilin İlk Günü’ adlı kısa filminden bir kare.

Espri başına 2 yıl

Önceki gün iddianame çıktı.

Beş espiriden 9 yıl 8 ay hapsi isteniyor.

Üç suç yöneltiliyor.

Erdoğan’a “Diktatör” dediği için cumhurbaşkanına hakaretten yargılanacak.

Daltonlar esprisinde suçu ve suçluyu övdüğü savunuluyor.

Diğer üç espri ise halkı kin ve düşmanlığa tahrikten sayılıyor.

“Oruç tutan canlı bombalardan korkuyorum” şeklindeki esprisi, zorlama yorumla “Oruçluların canlı bomba olmaya daha müsait olduğunu” söylemek diye önüne konuyor.

Kuran mealleri ile ilgili sözü kışkırtıcı bulunuyor.

‘Haşemalıları savunuyorum’

En vahimi şu:

Dalgıç esprisinden haşemalı kadına hakaret iddiası çıkarılıyor.

Oysa ki Göktaş, örtülülere önyargılı olanları iğneliyor.

Bu espriyi iddianameden aktarıyorum:

“Bütün yılın stresini denize akıtacağım, tam böyle düşünürken denizin içinden bir kaç tane insan çıktı. Saçları görünmüyor, bütün vücutlarını kaplayan siyah bir kıyafet. Ben kimin hangi kıyafetle denize gireceğine karışacak değilim ama bu görüntüye de yıllardır alışamadım...”

Gösteriyi izleyenler haşemalı kadınları kastettiğini düşünüyor.

Göktaş, ters köşe yapıyor.

Devam ediyor:

“S... dalgıçları, gerçekten nefret ediyorum. Boşa alkışlamayın sizi de tanımış olduk, testi geçemediniz. Harbiye isminin hakkını verdik, Deniz Baykal ölmedi, bilinç altınızda yaşıyor.”

Göktaş, izleyicisini sınıyor.

Laik-atak’ları ayrımcılıkla yüzleştiriyor.

Gel gör ki iddianamede, “İnancı gereği denize kapalı kıyafetle giren kadınları hedef alıp nefret söyleminde bulunmak” ile suçlanıyor.

Göktaş, şaşkın.

“Burada sekülerleri eleştiriyor, dindarları savunuyorum” diyor.

Kültür Bakanlığı destek verdi

Üstelik haşemalıları ilk kez savunuyor değil.

2019’da ‘Tatilin İlk Günü’ adlı kısa bir film çekmiş.

Senaristi de yönetmeni de kendisi.

Bu filmde bir adam, sahilde kumdan heykel yapıyor. Bir çocuk heykeli bozuyor. Adam çocuğu dövüyor. Senaryoda ‘Duyarlı kadın’ diye tanımlanan haşemalı kadın müdahale ediyor. “Aman beyefendi çocuk bunlar! Şiddet uygulamaya hakkınız yok!” diyor.

Adam, bu itirazı rejim krizine çeviriyor.

Kadının kıyafetlerine bakarak, şöyle karşılık veriyor:

“Bana mı öğreteceksiniz nerede ne yapılacağını? Zaten bir top tepmeyi bilirsiniz bir de bir şeyleri yıkmayı.”

Kadın ağlayarak tepki veriyor.

Adam Mahvettiniz ülkeyi. Bari tatilde rahat bırakın!” diyerek üste çıkıyor.

Göktaş, filmi için Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan 12 bin TL destek almış.

Devlet desteğiyle çekilmiş bu film.

Göktaş’ın avukatı Metin Sinan Aslan, haşema esprisinin dini aşağılama kastının olmadığını göstermek için filmi mahkemeye sunacak.

Göktaş’a başka, Demirkol’a başka

Göktaş, 28 Eylül’de İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak.

Bana sorarsanız, bir gün bile içeride kalmamalıydı.

Yargımız ‘diktatör’ ifadesi için onlarca kez beraate karar verdi çünkü.

Mesele dini hassasiyet ise açın, Netflix’te izleyin.

Doğu Demirkol, ‘Hezeyanlar’ adlı gösterisinde dini meselelere dair her iman sahibinin tövbe getireceği espiriler yapıyor.

“Demirkol tutuklansın” demiyorum elbette.

Fakat Göktaş, neden cezalandırılıyor?

Sosyalist diye mi?

Demirkol, gösterisinde, Levent Kırca ve Oya Başar’ın hazırladığı ‘Olacak O Kadar’ adlı programın reyting rekorları kırdığını hatırlatıyor.

Kırca ve Başar, siyasetçilerle dalga geçtikleri programı 1980’li yıllarda TRT’de yapabilmişlerdi. Değil tutuklanmak, bir gün olsun gözaltına alınmamışlardı.

Bugünün Levent Kırcası ise içeride yatıyor.

Deniz Göktaş’ı salın artık!

Yazarın Diğer Yazıları