Dervişoğlu: Sürece iştirak edenler saray tasallutuna boyun eğmişlerdir
Yİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun kabul ettiği rapora ilişkin açıklamasında "Sürece iştirak edenler, kendi imtiyazlarının peşinde, saray tasallutuna açıkça boyun eğmişlerdir" dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Partisinin Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun kabul ettiği ortak rapora ilişkin eleştiriler yöneltti. Dervişoğlu, "Büyük Türk Milleti" diyerek başladığı konuşmasında şunları kaydetti:
Metinde yazılanlardan ziyade, ulaşılmak istenen hedef ve bu yolda yapılmak istenenler önemlidir. Çünkü Erdoğan, kurmak istediği yeni iktidar mimarisinin yasal, kurumsal ve toplumsal onayını almak için açıktır ki, bir düzenek kurmuş ve 51 benzemezi de istediği şekle sokmuştur. Cumhuriyetimize, milletimize, üniter yapımıza kastetmiş olan bir teröriste ‘kurucu önder’ dedikten sonra, bu değerleri savunuyormuş gibi görünmek utanmazlıktır. Ezcümle sürece iştirak edenler, kendi imtiyazlarının peşinde, saray tasallutuna açıkça boyun eğmişlerdir. Bu rapor; isminde Adalet olup adaleti, isminde Cumhuriyet olup Cumhuriyeti, isminde milliyet olup milliyeti ve isminde demokrasi olup demokrasiyi kendi şahsi emellerine alet edenlerin, Türk milletine, Türkiye Cumhuriyeti'ne ve onun eşit yurttaş düşüncesine karşı ihanette nasıl ortaklaştıklarının vesikasıdır.
"CEZASIZLIK ZIRHI İHANETLE HESAPLAŞMAMIZIN ÖNÜNE ENGEL KOYAMAZ",
Terör örgütünün eylemleriyle şanlı ordumuzu ve emniyet güçlerimizin mücadelesini 'şiddet iklimi' olarak isimlendirip eşitleyen, ‘acıları inkar etmeden geleceği birlikte kurma kararlılığı’ ifadesiyle Öcalan’ın Hakikat Komisyonu olduğunu açıkça ifade eden, ‘kamu vicdanında büyüyen huzur talebi’ diyerek terör örgütü elebaşına ve teröristlere ‘toplumsal bütünleşme’ adı altında ‘af’ ifadesi kullanılmadan affedilmelerinin yolunu açan, hatta adapte edilmeleri için ekonomik, sosyal ve siyasi gereken her şeyin yapılmasını üstlenen bir ihanet belgesidir. Aslında yaptıkları ihanetin farkındadırlar. Öyle farkındadırlar ki, sürece dahil olan herkese özel bir cezasızlık zırhı giydirilmesi talep edilmektedir. Bilinsin ki, hiçbir zırh, ihanetle hesaplaşmamızın önüne engel koyamaz, koyamayacaktır. Tarih kaydetmiştir, Türk milleti not etmiştir. Ve her zaman söylediğim gibi ‘ihanetin zamanaşımı yoktur’. Unutulmamalıdır ki Milli Kurtuluş Savaşı’nın mahiyeti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş felsefesi ve amaçları; Cumhuriyet düşmanlığının, etnik ayrılıkçılığın ve sol-liberal hezeyanların yıkıcı-bozucu ajandalarıyla değişmez, değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez.
Buradan milletime sesleniyorum: İhanet sürecinin sonuna kadar karşısında olacağız. Biliyoruz birtakım pazarlıklarla gündeme getirildi bu süreç. Ve biliyoruz bu dayatmalar karşısında direnç gösterebilecek bir yönetim anlayışıyla idare edilmiyoruz. Ve biliyoruz ki aslında onların teslimiyetten başka bir yolları yok. Bizim de mücadele etmekten gayrı bir yolumuz yok. Herkesi aklını başına almaya ve Cumhuriyet'in değerlerine sahip çıkmaya davet ediyorum."