Meşhur Tom Barrack...
Yaklaşık bir yıl önce, 14 Mayıs 2025’te Ankara Büyükelçilik görevine başladı.
1 Haziran 2026’da, Suriye ve Irak Özel Temsilcisi konumuna atandı.
Sık sık, Türkiye’nin egemenliğini hedef alan açıklamalar yapmayı sürdürüyor.
Çoktan, “istenmeyen kişi” ilan edilmeliydi...
★★★
1 Haziran 2026’da şunları söyledi:
“Levant (Suriye, İsrail, Lübnan, Filistin, Ürdün, Suudi Arabistan kuzeyi, Mısır ve Kıbrıs) ve Anadolu’yu uzun süredir inceleyenlerin geleneğinde; Irak, Suriye ve Türkiye, Orta Doğu’nun stratejik kilit ülkeleri olmaya devam etmektedir. Bu üç ülkeyi dengelemek, din ve mezhepsel farklılıkların ötesinde Amerikan kaldıraç noktasında tek tutarlı bir odak gerektirir. Başkan Trump tarafından benimsenen bu hayati misyon, bölgenin dağınık iplerini, karşılıklı çıkarlarını birbiriyle uyumlu duruma getirerek, ortak refaha doğru hizalanmasına yardımcı olmayı amaçlamaktadır.”
Tom Barrack, bu açıklamasında, Türkiye’yi, Irak ve Suriye’yle aynı eksende gösteriyor.
Türkiye, Suriye ve Irak gibi bir Orta Doğu ülkesidir, diyor.
★★★
Oysa...
Türkiye bir Orta Doğu ülkesi değil.
Tarihiyle, gelenekleri ve yönetim anlayışıyla Suriye ve Irak’a hiç benzemez.
ABD Büyükelçisinin bu zorlayıcı tanımı, monarşiye ve ümmet anlayışına olan özleminin bir göstergesi...
Türkiye bu söylemi kınamalıydı, ama yetkililerden bir tepki bile yok...
★★★
Göreve başladığından bu yana, Tom Barrack sıklıkla yaptığı açıklamalarda ısrarla şunu söylüyor:
“Ulus devlet başarılı olmadı, Osmanlı millet sistemine dönün.”
Yani, “monarşiye geçin” diyor.
Atatürk’ün saltanatı ve halifeliği kaldırması yanlıştı, demek istiyor.
Çünkü ABD, demokrasiyle yönetilen ulus, üniter ve bağımsız devlet istemiyor.
★★★
Monarşide, ülkeyi yöneten kişi tüm devlet yetkilerini büyük ölçüde tek başına kullanır.
Bu yüzden ABD, Suudi Arabistan dahil Körfez ülkelerini çok sever.
Bu yüzden ABD, Türkiye’nin Osmanlı sistemine dönmesini istiyor.
Çünkü, Osmanlı’da devletin başında tüm yetkileri elinde bulunduran padişah bulunuyordu.
★★★
19 Mart 2026’da Barrack, Türkiye ile PKK arasında yürütülen çözüm sürecini “hayranlıkla izlediğini” belirtti.
Sürecin “Kürtlerin kendi geleceklerini belirleyebilmeleri için bir fırsat” olacağını söyledi.
Ve dedi ki:
“Kürtler muhteşem bir halk ve tarihleri de muhteşem... Ancak ne yazık ki zaman içinde kendi devletlerini bir türlü kuramadılar, bu yüzden hayal kırıklığına uğramalarını anlıyorum.”
10 Ağustos 1920 Sevr Antlaşması’yla kendilerine verilen devlet Lozan’la alındı...
Şimdi bir fırsat doğdu, Kürtler Türkiye, Irak, Suriye, İran topraklarında bir devlet kurabilir, demek istiyor.
★★★
Kılıçdaroğlu’nun 40 yıllık arkadaşı, CHP eski milletvekili Bülent Kuşoğlu, Cansu Çamlıbel’le bir söyleşi yaptı.
Röportaj okunduğunda, “Altı Ok”un felsefesini bilmediği anlaşılan Kuşoğlu, “mutlak butlan” kararının “devlet aklı” tarafından alındığını söylüyor.
★★★
“Devlet aklı” nedir?
Devlet içindeki kökleşmiş kilit kadrolardır.
Devlette kökleşen bu kadroları, en küçük rütbeden en yüksek makama, 24 yıldır ülkeyi yöneten mevcut siyasi iktidar görevlendirdi.
★★★
Geçmişe baktığımızda...
Atatürk’e en büyük darbeyi vuran ve siyasi İslam’ın önünü açan 1971 Muhtırası, 1980 darbesi bu “devlet aklı”nın eseridir.
FETÖ’yü tercih eden, devletin en kritik kadrolarına yerleştiren bu “devlet aklı”dır.
Kumpas davalarıyla Türk Ordusu’nu tasfiye eden akıl, budur.
★★★
CHP, iyisi kötüsüyle, Tom Barrack’ın yıkmak istediği Atatürk’ün ulus devlet yapısını savunabilecek bir kurumdu.
Butlan CHP’siyle birlikte, Türkiye’nin siyasi literatürüne iki yeni sihirli sözcük kazandırıldı:
“Arınmak” ve “Devlet Aklı”.
★★★
Bu iki sözcük gölgesinde, sır olmayan şu gelişmelerin yaşanacağını öngörmek çok zor değil:
Parti içinde, ancak Butlan yönetimine karşı olanlar tümüyle ayıklandıktan sonra, CHP kurultayının yapılacağı...
Özgür Özel grubunun, yeni bir parti kurması ya da başka bir partide toplanması için zorlanacağı...
Butlan CHP’sinin Anayasa değişikliğine destek vererek, Atatürk’ün ulus devlet yapısının hedef alınacağı...
Daha önce gümüş tepside sunulan seçimin, bu kez altın tepside hediye edileceği...
Ve tüm bu adımların; “Devlet Aklı” ve “Arınma” söylemleriyle, sözde “Altı Ok” gölgesinde atılacağı...
★★★
ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) eski Ortadoğu Direktörü Graham Fuller, 1990’da şunları söylemişti:
“Kemalizm bitti. Dünyadaki bütün liderler gibi o da sonsuza dek yaşayacak bir ürün veremedi... Bu nedenle, kendisine entelektüel güven duyan Türkiye, İslam’ın günlük yaşamdaki yerini almasını yeniden düşünmelidir.”
Samuel Huntington “Medeniyetler Çatışması” kitabında şöyle yazmıştı:
“Atatürk’ün mirası laik Cumhuriyet’ten vazgeçin.”
İşte, Butlan CHP’sinin sığındığı “devlet aklı” ve “arınma” budur.
Ve bu “devlet aklı”nda, “Altı Ok” yoktur, Atatürk yoktur, Cumhuriyet yoktur...