Söylediklerinden yazdıklarından ötürü eskiden sosyalist aydınlara, şair ve yazarlara “dinimize-kitabımıza ve devlet başkanımıza hakaret etti” diye soruşturma açılır. Önce polis karakollarında nezarete ve sonra da hapishanelere atılırlardı.
Yüzlerce örnek var.
Onlara:
“Devrimci” denilirdi.
Helal olsun hayata!
Bugün eski Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’na “devrimci rolü” verdi.
★★★
Ahmet Davutoğlu’nu “Cumhurbaşkanı’na hakaret ettin” diye savcılığa ifadeye çağırdılar. Davutoğlu, ifadesinde ilerici aydınlara benzeyen bir üslupla savcıya anlatmış.
Demiş ki:
Hırsızlık suçtur.
Ahlaksızlıktır.
Vicdansızlıktır.
Ben Başbakan iken “Hırsızlık yapanın kolunu kırarım” dedim. Sadece demekle kalmadım. Siyaset ahlakını çürüten mikropları temizlemek için “siyasi ahlak yasası çıkartma” girişiminde bulundum. Başbakanlığım elimden gitti. Siyasi ahlak yasası çıkartalım demeseydim benim de milyarlarım olurdu.
★★★
Devamla demiş ki; “Ben Başbakanlıktan ve parti başkanlığından ayrıldıktan (aslında yurt dışı gezisi sırasında bir gecede yetkileri elinden alındıktan) sonraki Başbakan gibi (Binali Yıldırım’ı işaret ediyor) milyarlarıma milyarlar katardım. Hollanda’da ‘26 milyar dolarlık bir servetten’ bahsediliyor.”
★★★
Şu cümlelere bak!
Dirhemini yiyen yıkılır.
Eski Başbakan, kendi partisinden bir sonraki Başbakan’ın 26 milyar dolarlık serveti olduğunu söylüyor. Gazetelerde ise diğer eski Başbakan’ın ve çocuklarının denizcilik şirketindeki mal varlığını eşinin üzerine geçirdiği haberleri yazılıyor. (Gazete Pencere haberi)
★★★
Davutoğlu şunları da ekliyor: Haram yemeyin dedim. Yediler. Çevrelerini ve akrabalarını zengin ettiler. Beş tane müteahhide Türkiye’yi peşkeş çektiler. Yolsuzluk- Yasaklar- Yoksulluk ile mücadele etmek için çıktığımız yolda ilkeler farklılaştı. Başbakanlığım sırasında Hz. Ömer gibi davrandım. Başbakanlık binasında oturduğum sürece üst katta benim ve ailemin yediği-içtiği eve giren tek ekmeğin parasını bile devlete ödetmedim. Ben cebimden ödedim. Bütün hediyeleri geri verdim. Şimdi saraylarda yaşıyorlar, uçaklardan inmiyorlar. (Veli Toprak’ın haberi) Aileme ve bana baskı yaptılar. Kitaplarımı yasakladılar. Konferanslarımı yasakladılar. Benim üniversitem diye bir üniversiteyi barbarca kapattılar. Benden sonraki bakanlar gibi ben haram lokma yemedim. Onlar yediler. Çevrelerini zengin ettiler. Damadını bakan yaptı. (Cumhurbaşkanı’nı işaret ediyor) Çevresini zengin etti. (Saygı Öztürk’ün haberi)
★★★
Davutoğlu devamla; “Biz çocuklarımıza korkunun sessizliğini değil, hür düşüncenin cesaretini, hukukun aydınlığını bırakmak zorundayız. Adalet, gücün gölgesinde değil, hukukun ışığında tecelli eder” diyor.
İşte bu!
Düşünce ve edebiyat tarihimizde Nazım Hikmet; “Jokond ile Si-Ya-U- Varan 3- Sesini Kaybeden Şehir” adlı şiirlerinde dile getirdiği görüşlerinden, Sabahattin Ali, çıkardığı Marko Paşa adlı dergide yazdıklarından, Rıfat Ilgaz, “Sınıf” adlı şiir kitabında söylediklerinden, Aziz Nesin 1947 yılında yayımladığı “Nereye Gidiyoruz” broşürüne koyduğu cümlelerinden, Behice Boran, “Türkiye’nin Kore Savaşı’na asker göndermesine karşı çıkan” diklenişinde dile getirdiklerinden, Kemal Tahir de, “Sabahattin Ali’nin yasaklanmış kitabını evinde bulundurup okumuş olmasından” ötürü savcı soruşturmalarından geçirilip hapislere atılmıştı.
Yıllarca yattılar.
Sabahattin Ali öldürüldü.
★★★
Gerçekte düşünce yapısı olarak Ahmet Davutoğlu sosyalist aydınlara değil İslamcı, muhafazakar duruşu ve laiklik ile cumhuriyete karşı kullandığı cümleler yüzünden 1.5 yıl hapis yatan Necip Fazıl’ın çizgisinden geliyor ama hayat, Ahmet Davutoğlu’na 2026 yılının Eylül ayında “solcu devrimci rolü” veriyor.
Diren Davutoğlu!
Dik dur eğilme!
İşte hayat seninle!
Lider (Tayyip Erdoğan) iyi fakat çevresi kötü diye fasulyeden bir teori geliştirip halkı uyutma! Kendini de kandırma!
PORTAKAL KAUBUĞU ÜSTÜNDEN
Gözüne girsin!
İlk yaptıklarıyla ve son yaptıklarıyla, bütünüyle iktidar çizgisine siyasi ayak oyunu destekleri taşıyan Kemal Kılıçdaroğlu, en son ”İmamoğlu ve butlan davası siyasi değil” dedi. Bu demeci iktidar yanlısı gazetelerde hemen manşet oldu. Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Bu davalar siyasi değil” dediği saatlerde İBB Davası’nın 51 tutuklusuna hapishanede süper lig maçlarını izleme yasağı, yeni yapılan duruşma salonundaki nezaret bölümünde çay içime yasağı getirildi. Bunlar bile bu davaların siyasi olduğunu bağırıyor. Gözüne girsin.