Dini ayinlerin 'kokusu' ortaya çıktı: Nereden geldiğine bilim insanları bile inanamadı
Tarih sahnesinde geniş bir yer kaplayan ve sinema filmlerine dahi konu olmuş olan Pompeii halkı ile ilgili yeni bir gizem daha ortaya çıktı. Bundan 2 bin yıl önce yaşamış olan Antik Romalı Pompeii halkının dini ayin ve ritüellerde kullandığı tütsülerin nerden geldiğini öğrenmek bilim insanlarını bile şaşırttı.
Antik Roma’nın günlük yaşamında tanrıları eve davet etmek, kötü ruhları kovmak ve hane halkını korumak için yakılan tütsüler, yüzyıllardır sadece tozlu kitap sayfalarda birer betimlemeydi. Ancak Vezüv Yanardağı’nın MS 79’daki yıkıcı patlaması, trajik bir şekilde bu ritüellerin fiziksel kanıtlarını günümüze kadar mühürledi. Arkeologlar, Pompeii’deki buhurdanlıklar üzerinde yaptıkları son analizlerle, Romalıların evlerinde tam olarak ne yaktığını ilk kez gün yüzüne çıkardı.
REÇİNENİN GELDİĞİ YER HERKESİ ŞAŞIRTTI
Zürih Üniversitesi’nden Dr. Johannes Eber ve ekibi, mikroskopi ve spektroskopi yöntemlerini kullanarak kömürleşmiş kalıntıları incelediğinde "baş döndürücü" bir gerçekle karşılaştı. Antik metinlerde sıkça geçen meşhur "günlük" (frankincense) reçinesinin aksine, bu tütsü kaplarında "Elemi" adı verilen çok daha nadir bir reçine tespit edildi.
Mısırlıların mumyalama süreçlerinden aşina olduğumuz bu egzotik malzeme, bir Roma yerleşiminde ilk kez bulundu. Elemi reçinesinin sadece Hindistan veya Sahra Altı Afrika’nın yağmur ormanlarında yetişen ağaçlardan elde ediliyor olması, Pompeii gibi bir taşra kentinin aslında küresel ticaret ağlarının tam merkezinde olduğunu kanıtlıyor.
KOKUSAL BİR KÖPRÜ
Araştırma sadece reçinelerle sınırlı kalmadı; kalıntılar arasında üzüm türevlerine, yani şaraba da rastlandı. Bu bulgu, antik sanat eserlerinde sıkça gördüğümüz ama fiziksel kanıtına az rastladığımız "praefatio" ritüelini doğruluyor. Romalılar, tütsüyle birlikte şarabı da yakarak tanrıların alemine görsel ve kokusal bir köprü kuruyordu. Dr. Eber bu sahneyi şöyle tarif ediyor: "Sunaktaki şarap buharlaşırken yükselen o yoğun dumanı hayal edin; bu hem bir arınma hem de tanrılara sunulmuş görkemli bir davetti."
JÜPİTER VE APOLLON'UN AĞAÇLARI
Buhurdanlıklarda tespit edilen ahşap türleri de ritüelin manevi boyutuna ışık tutuyor. Analizlerde ortaya çıkan meşe odunu, baş tanrı Jüpiter ile olan bağı temsil ederken; defne yaprakları ve dalları ise Apollon’u onurlandırmak amacıyla ateşe atılıyordu. Bu "sıradan" ev ritüellerinin, aslında dünyanın öbür ucundan gelen malzemelerle zenginleştirilmiş son derece özel seremoni olduğu anlaşıldı.
Pompeii halkının evlerini korumak için "aylık hatta günlük olarak" gerçekleştirdiği bu ritüeller, 2000 yıl sonra modern bilimin yardımıyla yeniden "kokusuna" kavuşmuş oldu.