Diyarbakır'da Beşiktaş'ın kâbus gibi gecesi

Beşiktaş, yeni sezonun başlamasıyla birlikte Avrupa kupaları ve ligde toplam 13 karşılaşmaya çıktı. Ancak siyah-beyazlıların bu süreçte ortaya koyduğu en kötü futbol, Amed Sportif Faaliyetler deplasmanında Diyarbakır'da oynandı.

İtalyano, Avrupa karşılaşmasının ardından oluşan fiziksel ve mental yorgunluğu dikkate alarak ilk 11'de beş değişikliğe gitti. Ancak özellikle ilk yarıda, son haftalarda alıştığımız rakibini boğan, oyunu rakip yarı sahaya yıkan Beşiktaş'tan eser yoktu.

Poku'nun sağ kanatta takım oyunundan kopuk görüntüsü ve sürekli çizgide ayağına top beklemesi, sol kanatta İlhan'ın etkisiz kalması ve takımın sezon başından bu yana en dikkat çeken oyuncularından biri olan Salih'in orta sahadaki top kayıpları, Beşiktaş'ın oyununu ciddi anlamda sekteye uğrattı. Bunlara kaptan Orkun'un etkisiz performansı ve kaleci Nübel'in gününde olmaması da eklenince ilk yarı siyah-beyazlılar açısından adeta kâbusa dönüştü.

İkinci yarıda ise İtalyano oyuna müdahale etti. Poku'nun yerine Cerny'yi, Djalo'nun yerine Emirhan'ı, Olaytan'ın yerine ise Miretti'yi sahaya süren teknik heyet, Beşiktaş'ın hücumdaki etkinliğini artırmayı başardı. Bu değişikliklerin ardından siyah-beyazlılar golü de buldu ve oyunun içine yeniden girdi.

Ancak Salih ile Nübel arasındaki anlaşmazlığın sonucunda gelen üçüncü gol, Beşiktaş'ın moralini ciddi şekilde sarstı. Buna rağmen ikinci yarıda mücadeleyi bırakmayan, maçı çevirmek için elinden geleni yapan bir Beşiktaş vardı. Penaltıdan ikinci golünü de bulan siyah-beyazlılar, kalan bölümde baskısını artırsa da bu çaba puan almak için yeterli olmadı.

GECENİN EN ÇOK KONUŞULAN İSMİ: ALİ ŞANSALAN

Karşılaşmanın futbol kadar konuşulan bir diğer konusu ise hakem Ali Şansalan'ın verdiği kararlar oldu.

34. dakikada Vlahovic'in Amed Sportif Faaliyetler ceza sahasında yerde kaldığı pozisyonda Beşiktaş penaltı bekledi. Siyah-beyazlıların itiraz ettiği bu pozisyonda penaltı ve kırmızı kart kararı çıkmadı. Eğer Beşiktaş'ın beklediği karar verilmiş olsaydı, rakibin 10 kişi kalmasıyla birlikte maçın gidişatı da tamamen değişebilirdi.

Elbette Beşiktaş'ın kötü oynadığı gerçeğini görmezden gelemeyiz. Siyah-beyazlılar özellikle ilk yarıda kendi standartlarının oldukça uzağındaydı. Ancak futbolun temel kuralı değişmiyor: Hakem, gördüğünü çalmalı.

Son haftalarda Beşiktaş'ın yaşadığı tartışmalı hakem kararları da ister istemez yeni bir tartışmayı beraberinde getiriyor. Alanyaspor karşılaşmasında siyah-beyazlıların itiraz ettiği verilmeyen kırmızı kart ve iptal edilen golün ardından, Amed Sportif Faaliyetler maçında da penaltı ve kırmızı kart tartışması yaşandı.

Büyük takımlar zaman zaman kötü oynayarak da kazanabilir. Beşiktaş bunun örneğini ikinci yarıda ortaya koyduğu mücadeleyle gösterdi. Ancak bir takımın kötü oynadığı günlerde dahi hakem kararlarının tartışmanın merkezine oturması, futbol adına sağlıklı bir durum değil.

Sezon sonunda şampiyonluk yarışında tek bir golün, tek bir puanın bile ne kadar büyük önem taşıdığı ortada. Bu nedenle hakemlerin de her hafta daha fazla tartışmanın konusu olmaktan çıkması gerekiyor.

AVRUPA’DA BAŞKA, TÜRKİYE’DE BAŞKA HAKEMLİK STANDARDI

Kaldı ki Beşiktaş, üç gün önce Avrupa maçına çıkmış olmasına rağmen o karşılaşmanın ardından kimse hakem hatalarından bahsetmedi. Biz standartlarımızı ne zaman bu seviyelere çekeceğiz?

Marsilya karşılaşmasında topun oyunda kalma süresi 61 dakikaydı. Avantajları yerli yerinde oynatan, gereksiz yere oyunu durdurmayan ve gördüğünü çalan bir hakem vardı.

Milyonlarca insanın gördüğü kırmızı kartı ve penaltıyı sahada hakemin görememesi ise anlaşılır bir şey değil. Hakemden beklenen, oyunun doğal akışına mümkün olduğunca müdahale etmeden, gördüğü pozisyonlarda doğru karar verebilmek.

Avrupa'daki bir karşılaşmada bunu görebiliyorken, kendi ligimizde aynı standardı neden göremiyoruz? Asıl sorgulamamız gereken de tam olarak bu: Biz hakemlik standardımızı ne zaman Avrupa seviyesine çıkaracağız?

Yazarın Diğer Yazıları