Doğaya bıraktıkları tavşanlar felaketi yaşattı

Avustralya’da 19. yüzyılda doğaya bırakılan tavşanlar hızla çoğalarak milyonlara ulaştı. Çitler ve avcılıkla nüfus kontrol altına alınamayınca 1950’lerde tavşanların sayısını azaltmak amacıyla miksoma virüsü kullanılmaya başlandı.

Avustralya’ya getirilen tavşanların doğaya bırakılması, yıllar içerisinde büyük bir nüfus artışına yol açtı. Hızla yayılan tavşanlar tarım alanlarında ciddi zarara neden olurken, uygulanan farklı mücadele yöntemleri nüfus artışını durdurmakta yetersiz kaldı.

DOĞAYA BIRAKILAN TAVŞANLAR HIZLA ÇOĞALDI

19. yüzyılda Avustralya’da doğaya bırakılan tavşanlar, uygun koşulların etkisiyle kısa sürede geniş alanlara yayıldı. Sayılarının milyonlara ulaşmasıyla birlikte tarım alanlarında meydana gelen zarar da büyümeye başladı.

Tavşanların yayılmasını engellemek amacıyla çitler kuruldu ve avcılık yöntemine başvuruldu. Ancak uygulanan bu yöntemler hızla büyüyen tavşan nüfusunu kontrol altına almak için yeterli olmadı.

1950’LERDE VİRÜS KULLANILMAYA BAŞLANDI

Çitler ve avcılıktan istenilen sonucun alınamamasının ardından biyolojik mücadele yöntemine geçildi. 1950’lerde tavşan popülasyonunu azaltmak amacıyla miksoma virüsü kullanıldı.

Miksoma virüsünün kullanılmasıyla tavşan nüfusunun azaltılması hedeflendi. Böylece milyonlarca tavşanın tarım alanlarında oluşturduğu zarara karşı daha önce kullanılan fiziksel mücadele yöntemlerinin yanına biyolojik mücadele de eklendi.

TAVŞAN SORUNU NASIL BAŞLADI?

Avustralya’daki süreç, 19. yüzyılda tavşanların doğaya bırakılmasıyla başladı. Hızla çoğalan hayvanların milyonlara ulaşmasının ardından önce çitler ve avcılık kullanıldı, bunların yeterli olmaması üzerine 1950’lerde virüs yoluyla nüfusun azaltılmasına çalışıldı.