Şöyle bir tez var: ABD’nin son 50 yıldaki zenginliğinin sebebi doların değerli olmasıdır. Bu da “Petrodolar Sistemi” sayesinde sürüp gitmektedir. Bu tezi savunanlar, aslında “Amerikan ekonomisi, doların bugünkü değerini destekleyecek kadar iyi değildir. Petrodolar Sistemi çökertilirse, Amerikan hegemonyası da biter” demek istiyorlar. Daha doğrusu bunu istiyorlar. Trump da Amerikan ekonomisinin o kadar iyi olmadığını söylüyor. Değerli dolar yüzünden sürekli cari açık veriyoruz. Bu bir zafiyettir; ithalatı kısar yerli üretimi artırırsak Amerika yeniden büyük olur diyor. Bunun için de gümrük tarifelerini yükseltiyor. Doların hakketmediği kadar değerli olmasını “Petrodolar Sistemine” bağlamak yanlıştır. Asıl sebep, son 50 yılda Çin’in iktisadi kalkınmada dünya şampiyonu olmasında gizlidir. Önce bir durum tespiti yapalım. Ülkelerin GSYH’lerini birbiriyle kıyaslamak için hepsinin “ortak ölçü birimine” dönüştürülmesi gerekir. Bu da dolardır. Ulusal paralarla hesaplanan ülke GSYH’lerini dolara dönüştürmede üç değişik kur kullanılır. 1. Cari Piyasa Kuru 2. Satın alma Gücü Paritesi (PPP) 3. Düzeltilmiş Satın alma Gücü Paritesi (Adjusted PPP). Piyasa kuruyla hesaplandığında 340 milyon nüfuslu ABD, 30.5 trilyon dolarlık GSYH’siyle dünyanın en büyük ekonomisidir. Aynı yöntemle 1.4 milyar nüfuslu Çin 19.2 trilyon dolarla ikincidir. Düzeltilmiş PPP ile dönüştürüldüğünde 28.1 trilyon dolarla yine ikincidir. Ama PPP ile ölçüldüğünde ise Çin 37.7 trilyon dolarlık GSYH ile dünya birincisidir.
PETRODOLAR SİSTEMİ NEDİR?
Tek bir cümlecikle tanımlamak gerekirse “petrol dolarla satılır” demektir. Hal böyle olunca, petrol ithal etmek isteyenler önce dolar bulmak zorunda kalıyor. Bu da dolara olan talebi artırıp fiyatını yükseltiyor. Daha da önemlisi, petrol zengini ülkelerin, ellerinde kalan dolarla ABD tahvili alma zorunluluğudur. Yani ABD’den çıkan paranın ABD’ye dönmesidir. Ancak bu anlatı, hem eksik hem de yanlıştır. En fazla ABD tahviline sahip Japonya, Çin ve cari fazla veren AB ülkeleri petrol üreticisi değildir. Peki, petrodolar, nasıl ortaya çıktı? Dünya petrol rezervlerinin %60’ı Orta Doğu’dadır. Arapların başlattığı ama İsrail’in galip geldiği 1973 Yom Kippur savaşından sonra, petrolcü (OPEC) ülkelerinin uyguladıkları ambargoyla petrol fiyatları 3 kat artmıştı. Bu da bir ekonomik kriz doğurmuştu. Uluslararası ilişkiler kötüye gidiyordu. ABD Dışişleri Bakanı Kissinger, başlarına kötü şeyler geleceğinden korkan Suudi Arabistan Kralı ve diğer emirliklere “siz petrolü dolarla satın; ABD Silahlı Kuvvetleri de sizi korusun” teklifini götürdü. Onlar da kabul etti. Ortaya Petrodolar denen şey çıktı.
DOLARI DEĞERLİ KILAN, DİĞER ÜLKELERİN ABD’YE İHRACATLA BÜYÜMESİDİR
Doların değerli olmasının ana sebebi, Japonya, Çin ve diğer Asya kaplanlarının ve cari fazla veren AB ülkelerinin “ihracata dayalı büyüme” modelidir. Petrodolar sistemi değildir. Bu ülkelerin elinde10 trilyon dolarlık ABD devlet tahvili vardır. Çünkü ABD’ye dolar karşılığı ihracat yapıyorlar ve de cari fazla veriyorlar. Ekonomilerinin çarkları ABD’ye ihracatla dönmektedir. ABD hegemonyasının bitmesi için doları çökertelim deniyorsa, yapacakları tek şey, ABD’ye dolar karşılığı mal ihraç etmemek, malların bedelini Yen, Yuan veya Euro tahsil etmektir. Görün bakalım o zaman doların değeri nasıl düşüyor! Doların değer kaybetmesi kimsenin işine gelmiyor. Dolar değersizleşirse, dolarlı varlıklar da değersizleşir. Her ülke servet kaybına uğrar. Değersiz dolarla ABD’nin ihracatı artar, ithalatı azalırsa ABD “Yine Büyük Olur”.
SON SÖZ: Şartlar oluşmadan, değişim gerçekleşmez.