Doların tahtını sallayacak model geliyor: Yeni küresel güç olacak
Pekin yönetimi, ABD dolarının küresel hakimiyetine karşı devasa sanayi gücü ve ticaret fazlasına dayalı yeni bir 'Çin Modeli' geliştirdi. ABD gibi dış açık vermek yerine ihracat geliriyle yurt dışı yatırımlarını besleyen Çin, Yuan'ı borç yükü yaratmadan küresel bir rezerv para birimine dönüştürmeyi hedefliyor.
Gelişmekte olan ekonomilerin küresel ticarette alan kazanmasıyla birlikte, ABD dolarının onlarca yıldır süren tek hisseli hegemonyası zorlu bir sınavdan geçiyor. The East is Read platformunda yayımlanan ve ekonomist Zhang Ming’in analizlerine dayanan yeni bir çalışma, Pekin yönetiminin doların tahtını sallayacak benzersiz bir "Çin Modeli" geliştirdiğini ortaya koydu.
Çin, ABD’nin aksine dış açık vererek değil; devasa imalat gücü, cari hesap fazlası ve uluslararası yatırımlarıyla Yuan’ı (Renminbi) küresel bir aktör haline getirmeyi hedefliyor.
ABD’nin kısır döngüsü: "Triffin ikilemi"
Sistem, ekonomist Robert Triffin’in 1960’larda ortaya attığı ünlü "Triffin İkilemi" kavramına dayanıyor. Bir para biriminin küresel rezerv birimi olabilmesi için o ülkenin dünyaya sürekli kendi parasını enjekte etmesi, yani dış ticaret açığı vermesi gerekiyor.
Washington, yıllardır sattığından çok daha fazlasını ithal ederek küresel piyasaları dolarla besledi. Sürekli büyüyen bu dış açık, ABD’nin net borcunu Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYİH) %90’ının üzerine çıkardı.
2008 finans krizinden bu yana katlanarak artan bu borç yükü, uluslararası piyasalarda dolara olan uzun vadeli güveni her geçen gün zedeliyor.
Çin'in alternatif formülü
Çin ise Amerikan modelini kopyalamak yerine tamamen kendi ekonomik gerçeklerine uygun farklı bir yol çiziyor. Pekin, bütçe açığı vermek yerine dünyanın en büyük imalat üssü olmanın sağladığı rekabet gücünü kullanıyor.
Devasa ihracat kapasitesi, Çin’e kesintisiz bir dış gelir akışı sağlıyor.
Çinli şirketler ve finans kuruluşları, kazandıkları bu kaynakları yurt dışındaki yatırımlara, varlık alımlarına ve borçlanma araçlarına yönlendiriyor.
Böylece Çin, borç batağına saplanmadan ve dış açık vermeden küresel piyasalara Yuan enjekte etmeyi başarıyor.
Şirketler Yuan’ın küreselleşmesinde öncü rolde
Çinli dev şirketlerin uluslararası arenadaki operasyonları, Yuan’a olan talebi organik olarak artırıyor. Yurt dışında Yuan cinsinden tahvil ihraç eden şirketler hem finansman maliyetlerini düşürüyor hem de para biriminin küresel ekosistemini güçlendiriyor. Ayrıca yatırımcıların risklerini dağıtmak amacıyla Yuan bazlı varlıklara yönelmesi, para biriminin ticaret ve finansal işlemlerdeki kullanımını her geçen gün artırıyor.
2. Dünya Savaşı sonrasındaki ABD’ye benziyor
Araştırmacılar, Yuan’ın mevcut durumunu İkinci Dünya Savaşı sonrasında doların yaşadığı ilk yükseliş dönemine benzetiyor. O dönemde de ABD sanayisi para biriminin yayılmasında ana motor rolü oynamıştı.
Süreç ilk aşamada üretim ve imalat gücüyle ilerlerken, ilerleyen yıllarda Çin sermaye piyasalarının dünyaya tamamen açılmasıyla finansal güç boyutuna evrilecek.
Küresel para düzeninde yeni bir sayfa
Çin’in bu hamlesi, uluslararası finans sisteminde tarihi bir dönüşümün habercisi olarak yorumlanıyor. Doların borç ve finansal derinlik üzerine kurduğu hakimiyete karşı Çin; reel üretim, yabancı yatırımlar ve birikmiş likit varlıklarla desteklenen hibrit bir model sunuyor.
Henüz başlangıç aşamasında olan bu strateji, sanayi gücü ile finansal olgunluğu birleştirerek geleceğin küresel para düzenini yeniden şekillendirmeye aday görünüyor.