Dünya'nın merkezindeki altın sızmaya başladı
Bilim dünyası çalkalanıyor: Yapılan yeni bir araştırma, Dünya'nın çekirdeğindeki altının yüzeye sızdığını kanıtladı.
Yıllardır jeologlar, Dünya'nın çekirdeğini dış dünyadan tamamen izole bir metal küre olarak görüyordu, ancak Göttingen Üniversitesi’nden jeokimyacı Nils Messling ve ekibinin yaptığı 3 yıllık çalışma, ezberleri bozdu. Dünyanın merkezindeki devasa ısı ve basınç altında, değerli metaller yukarıdaki katmanlara "kaçmaya" başladı.
Araştırmacılar, Hawaii'deki volkanik bazalt kayalarını incelediklerinde şaşırtıcı bir şey buldular: Rutenyum. Dünyadaki en nadir elementlerden biri olan rutenyum, kimyasal olarak altına çok benzer.
Neden önemli? Dünya oluşurken altın ve rutenyum gibi ağır metaller merkeze çökmüştü.
Kanıt: Hawaii'deki rutenyumun izotop yapısı, göktaşlarından gelen metallerle uyuşmuyor. Bu da onun tek bir adresi olduğunu gösteriyor: Dünya’nın çekirdeği.
Peki, binlerce kilometre derindeki altın yüzeye nasıl çıkıyor? Süreç tam bir doğa harikası:
Isı transferi: Çekirdek ve manto arasındaki sınırda oluşan devasa ısı, "manto sorguçları" adı verilen sıcak kaya sütunlarını oluşturuyor.
Yavaş yükseliş: Bu erimiş kaya sütunları, çekirdekten aldıkları değerli metalleri yanlarına katarak yukarı doğru tırmanıyor.
Yolculuk süresi: Bu sızıntının yüzeye ulaşması tam 500 milyon ile 1 milyar yıl arasında sürüyor.
"Gezegen büyüklüğündeki bir samanlıkta iğne aramak gibiydi ama sonunda bulduk!" – Nils Messling.
Petrol ve Su gibi: Birbirine karışmaması gerekiyordu
Bu keşfi asıl ilginç kılan şey ise fizik kuralları. Normalde çekirdek ve manto, yoğunluk farkları nedeniyle tıpkı yağ ve su gibi birbirinden ayrı durmalıydı. Ancak bu yeni veriler, aralarında bir sızıntı olduğunu ve çekirdeğin sandığımız kadar izole olmadığını kanıtlıyor.
Takılarınızdaki altın çekirdekten gelmiş olabilir mi?
Eğer bu sızıntı süreci gezegenin oluşumundan beri devam ediyorsa, bugün madenlerden çıkarılan altının bir kısmının aslında dünyanın merkezinden gelen "taze" malzeme olduğu düşünülüyor.
Şu anki teknolojimizle Dünya’nın en derin sondaj kuyusundan (Kola Derin Sondajı) 236 kat daha derine inmemiz imkansız olsa da, volkanlar bu hazineyi bizim için yukarı taşımaya devam ediyor.