Dünyanın en büyük çukurunun sırrı çözülemedi: İçinde binlerce farklı tür yaşıyor
Çin'in Chongqing kentinde yer alan 660 metre derinliğindeki Xiaozhai Tiankeng obruğunun nasıl oluştuğu bilim insanları tarafından hâlâ netleştirilemedi.
Çin'in güneybatısındaki Chongqing idari sınırları içinde bulunan ve dünyanın en büyük obruğu olarak kabul edilen Xiaozhai Tiankeng, devasa boyutları ve gizemli yapısıyla bilim dünyasını karşı karşıya getirdi. 660 metre derinliğe ve yaklaşık 130 milyon metreküp hacme sahip olan devasa çukurun tam olarak nasıl oluştuğu konusunda uzmanlar henüz ortak bir karara varamadı.
DEVASA ÇUKUR NASIL OLUŞTU?
Bilim insanlarının bir kısmı, bu devasa oluşumu yüz binlerce yıl önceki bir meteor çarpması hipoteziyle açıklıyor. Diğer bir grup araştırmacı ise yeraltı nehirlerinin yaklaşık 128 bin yıllık bir süreç boyunca çevredeki kireç taşını kademeli olarak aşındırması sonucu çökme meydana geldiğini savunuyor.
Çince'de "göksel uçurum" anlamına gelen Xiaozhai Tiankeng, alçalan bir kenarla birbirine bağlanan iki kraterden oluşan "iç içe geçmiş" çift yapısıyla dikkat çekiyor. Yağmur mevsimlerinde kenarlarından akan şelaleler, tabandaki yeraltı nehrini ve henüz haritalandırılamamış mağara ağını beslemeyi sürdürüyor.
İÇİNDE SAKLI BİR DÜNYA BARINDIRIYOR
Obruğun erişilmesi son derece güç olan dik yamaçları, dış dünyadan izole olmuş benzersiz bir ekosisteme ev sahipliği yapıyor. Bölgede 1.285 kayıtlı bitki ve hayvan türünün yaşadığı tespit edilirken, bunlar arasında nadir ginkgo ağaçları ve nesli tehlikedeki bulutlu leoparlar da yer alıyor.
Arazinin derinliği ve korunaklı yapısı, obruğun tabanında yüzeyin altında gizlenmiş bağımsız bir yaşam alanı oluşturuyor. Girişin son derece zor olduğu bu alan, hem flora hem de fauna açısından endemik canlı türleri için doğal bir sığınak işlevi görüyor.
YERALTI NEHRİ HÂLÂ GİZEMİNİ KORUYOR
Bölgede yaşayan yerel halkın yüzyıllardır bildiği devasa uçurum, uluslararası dünyanın gündemine ilk kez 1994 yılında İngiliz kaşiflerin inceleme girişimleriyle geldi. Ancak mağara sisteminin karmaşık yapısı ve ulaşım zorlukları araştırmaların tam anlamıyla tamamlanmasını engelledi.
Mağara bilimcileri son yıllarda yeraltı nehrini ve mağaraları haritalandırmak amacıyla beş ayrı sefer düzenledi. Buna karşın nehirdeki debinin yüksekliği ve güçlü su akıntıları nedeniyle haritalama çalışmaları tamamlanamadı ve devasa obruk jeolojik bir gizem olarak kalmayı sürdürdü.