Dünyanın fişini çekecek ülkenin sadece 12 günlük gazı kaldı!
3. Körfez Savaşı, dünyanın enerji damarı Hürmüz Boğazı'nı sıkarak küresel arzın %20'sini bir gecede yok etti. Dünyanın gelişmiş çiplerinin %90'ını üreten Tayvan'ın sadece 12 günlük gaz rezervinin kalması 'teknoloji kıyametini' tetiklerken; Asya'da ambulanslar Facebook üzerinden yakıt arıyor, milyonlarca insanı karanlığa gömecek büyük elektrik kesintisine (blackout) karşı medeniyet çaresizce kömür ve nükleer çağına geri dönüyor.
3. Körfez Savaşı'nın dünyadaki petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) arzının yüzde 20'sini felç etmesi, on yıllardır süren iklim taahhütlerini bir gecede yıktı. Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanmasının ardından büyük ölçekli elektrik kesintisi (blackout) tehdidiyle yüzleşen Asya ve Avrupa ülkeleri, ekonomilerini ayakta tutabilmek için enerji geçiş planlarını askıya alarak acil bir refleksle kömür ve nükleer enerjiye yöneliyor.
Son on yılda kömürden daha az kirletici ve yenilenebilir enerjilerden daha güvenilir bir "köprü yakıtı" olarak pazarlanan LNG'nin lojistik kırılganlığı ortaya çıktı.
Asya, Hürmüz Boğazı'ndan geçen ham petrol ve doğal gazın yüzde 80'inden fazlasını ithal ediyor, ancak krizin asıl vurucu noktası, Asya ülkelerinin Batı'nın aksine yer altı doğalgaz depolama tesislerine (kilerlere) sahip olmaması.
Güney Kore'nin 52, Japonya'nın 21 günlük rezervi bulunurken; dünyanın en büyük çip üreticisi Tayvan'ın (TSMC'ye ev sahipliği yapan) yasal güvenlik eşiği sadece 11-12 günle sınırlı. Analistlerin deyimiyle: "Eğer LNG gemisi pazartesi gelmezse, salı günü elektrikler kesiliyor."
KÖMÜR HAYAT ÖPÜCÜĞÜ OLDU
Hürmüz Boğazı'ndan geçmek zorunda olmayan ve Ortadoğu jeopolitiğinden bağımsız olan kömür, en kirletici mineral olmasına rağmen yeniden "hayat öpücüğü" oldu.
Güney Kore ve Japonya: Seul yönetimi kömür santralleri için uygulanan yüzde 80'lik kapasite sınırını kaldırdı. Japonya ise daha az verimli kömür santrallerinin bir yıl boyunca tam kapasiteyle çalışmasına izin verdi.
Hindistan: Başbakan Narendra Modi'nin "büyük zorluk" uyarısının ardından Yeni Delhi yönetimi, Tata Power ve Adani Power gibi enerji devlerine tesislerini tam kapasiteyle işletme emri verdi.
Ancak bu geri dönüşün bir sınırı var: Uluslararası bankacılık sektörü, iklim taahhütleri nedeniyle yeni kömür santrallerinin inşasını finanse etmeyi reddediyor. Ülkeler ellerindeki eski ve kirli altyapıyı sonuna kadar kullanmaya mahkum.
NÜKLEER ENERJİ YENİDEN KALKAN OLDU
LNG'nin yarattığı güvenlik açığı, nükleer enerjiye yönelik siyasi tabuları da yıktı. 2016'da "nükleerden arındırılmış bir ülke" sözü veren Tayvan, kapatılmış iki reaktörünü yeniden çalıştırma kararı aldı. Filipinler ve Vietnam da nükleer enerjiye geçişlerini hızlandırdı.
Kriz, nükleerden uzaklaşmanın "stratejik bir hata" olduğunu kabul eden Avrupa Birliği'ne de sıçradı. Brüksel, Küçük Modüler Reaktörlerin (SMR) geliştirilmesi için 200 milyon euro bütçe ayırırken; Fransa'nın kendi nükleer altyapısını koruyarak İber Yarımadası ile enerji bağlantılarını engellemesi, Avrupa içinde kıtasal bir enerji bölünmesini gün yüzüne çıkardı.
Enerji kıtlığı, Asya'da günlük yaşamı savaş dönemi şartlarına geri döndürdü.
Filipinler "ulusal enerji acil durumu" ilan etti.
Güney Kore, ailelerden kısa duş almalarını isterken, şirketler çalışanlarına araç kullanım kısıtlamaları getirdi.
Tayland'da memurlar dört günlük çalışma haftasına geçti ve enerji tasarrufu için klimalı ortamlarda kravat takılması yasaklandı. Durum öyle bir boyutta ki, Tayland ambulansları yakıt bulabilmek için sosyal medya üzerinden çağrı yapmak zorunda kaldı.
ÇİN'İN SOĞUKKANLILIĞI ve KARBON TUZAĞI RİSKİ
Pekin yönetimi; çeşitlendirilmiş enerji yapısı, 120 günlük devasa stratejik rezervleri ve ablukayı aşan "gölge filosu" sayesinde bu krizden en az etkilenen güç konumunda. Çin'in kendi iç pazarını korumak için yakıt ihracatını askıya alması ise komşu ülkelerde uçuşların ve madenlerin durmasına neden oldu.