Emekli ve memur zammında 'sepet' ayarı mı yapıldı?

Mart ayı enflasyonuyla birlikte ilk çeyrek verileri netleşti ancak 'sepet' tartışması büyüyor. Temel giderlerin enflasyon sepetindeki payı düşürüldü mü? Ekonomist Deniz Eresen, memur ve emekli maaşlarını doğrudan etkileyen o değişikliği kalem kalem açıkladı.

İran savaşının gölgesinde geçen mart ayı sonrası petrol fiyatlarının yarattığı enflasyonist baskı merak konusu olmuştu. Ancak TÜFE’nin aylık yüzde 1,94 gelmesi, beklentilerin altında kalan veriyle birlikte tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Ocak ve şubat aylarında sırasıyla yüzde 4,84 ve 2,96 olarak gerçekleşen enflasyonla birlikte ilk çeyrekte toplam artış yüzde 10,04’e ulaştı. Mart ayında gelen düşük veri ise “gerçekten enflasyon düşüyor mu?” sorusunu gündeme taşıdı.

Ekonomist Deniz Eresen, mart enflasyonuna ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

"GEÇEN YILDAN DAHA İYİ BİR TABLO YOK"

Eresen, geçen yılın mart ayı ile bugünkü koşulların karşılaştırılamayacağını vurgulayarak şunları söyledi:

“Geçtiğimiz yıl mart enflasyonu yüzde 2,46 idi. Ancak o dönemde zirai don yoktu, kuraklık yoktu, İran savaşı gibi bir risk unsuru da bulunmuyordu. Sadece İmamoğlu süreciyle sınırlı bir kur hareketi yaşandı ve merkez bankası müdahalesiyle dengelendi. Bugün ise çok daha ağır şartlar var. Buna rağmen daha düşük bir enflasyon açıklanıyorsa, bunun hakikatle örtüşmeyen yönleri olduğunu kabul etmek gerekir.”

SEPET DEĞİŞİNCE SONUÇ DA DEĞİŞTİ

Piyasa beklentilerinin yüzde 3 civarında olduğu bir ortamda enflasyonun yüzde 2’nin altında gelmesini değerlendiren Eresen, hesaplama yöntemindeki değişikliğe dikkat çekti.

“1 Ocak 2026 itibarıyla enflasyon sepetinde ciddi ağırlık değişiklikleri yapıldı.
Gıda ve alkolsüz içecekler grubunun ağırlığı yüzde 24,97’den 24,44’e düşürüldü.
Konut, su, elektrik ve doğalgaz gibi temel giderlerin payı yüzde 15,26’dan 11,40’a indirildi.
Sağlık ve eğitim gibi kalemlerde de benzer düşüşler var.

Bunlar bir hane bütçesinin en kritik kalemleri. Ağırlıkları düşürülünce, hissedilen enflasyon ile açıklanan enflasyon arasındaki fark daha da açılıyor.”

Eresen’e göre, ağırlığı artırılan kalemler ise daha çok eğlence, kültür ve lokanta gibi alt ve orta gelir grubunun daha sınırlı harcama yaptığı alanlar oldu.

"ESKİ YÖNTEMLE DAHA YÜKSEK BİR SONUÇ ÇIKACAKTI"

Hesaplama değişikliğinin sonuçlara doğrudan etki ettiğini belirten Eresen, yaptığı çalışmanın sonuçlarını şöyle anlattı:

“Geçen yılki hesaplama yöntemi devam etseydi, ocak enflasyonu yüzde 4,84 değil 4,96 olacaktı. Şubat ve mart aylarında da benzer şekilde daha yüksek oranlar görecektik.

Bu fark sadece teknik bir detay değil. Aynı zamanda memur, işçi ve emeklilerin alacağı zam oranlarını da aşağı çeken bir unsur.”

YIL SONU HEDEFİNE REVİZE GELEBİLİR

Yıl sonu enflasyon beklentilerine ilişkin de konuşan Eresen, mevcut hedeflerin gerçekçi olmadığını ifade etti:

“Artık Merkez Bankası dahil herkes, yüzde 21’lik üst bandın tutmayacağını görüyor. Mayıs ayında yapılacak enflasyon toplantısında hedefin 27-28 bandına çekilmesi ve artı-eksi 3 puanlık bir aralık belirlenmesi gerekiyor. Programın da bu yeni gerçekliğe göre revize edilmesi şart.”