Emeklilerin topladığı imzalar TBMM'ye gönderildi: Bize verilen kırıntı emeklinin onuruyla dalga geçmektir

Samsun’da Devrimci Emekliler Sendikası üyeleri, emeklilerin talepleri için kent genelinde topladıkları yaklaşık 5 bin imzayı TBMM’ye gönderdi. Sendika Samsun Şube Başkanı Arif Kutlu, "Bize 'bayram müjdesi' adı altında müjdelenen o 4 bin liralık kırıntı, bir ekonomik tercih değil; emeklinin onuruyla, geçmişiyle ve geleceğiyle dalga geçmektir. İktidar, emeklinin sofrasından aldığı ekmeği unutturabileceğini sanıyorsa büyük bir yanılgı içindedir" dedi.

Devrimci Emekliler Sendikası Samsun Şubesi, emeklilerin taleplerini içeren imza kampanyasında topladıkları yaklaşık 5 bin imzayı TBMM'ye  gönderdi. Sendika üyeleri, imzaları göndermeden önce kargo şubesi önünde açıklama yaptı.

Devrimci Emekliler Sendikası Samsun Şube Başkanı Arif Kutlu, şunları ifade etti:

"Türkiye bugün, tarihinin en büyük toplumsal ihanetlerinden birine sahne oluyor. Bu ülkenin harcını karan, fabrikalarında çark döndüren, tarlasında güneşin altında kavrulan, bürosunda dirsek çürütüp Türkiye’yi inşa eden milyonlarca emekli, sistematik bir şekilde yokluğa, kimsesizliğe ve açlığa mahkum ediliyor. Bize 'bayram müjdesi' adı altında müjdelenen o 4 bin liralık kırıntı, bir ekonomik tercih değil; emeklinin onuruyla, geçmişiyle ve geleceğiyle dalga geçmektir. İktidar, emeklinin sofrasından aldığı ekmeği unutturabileceğini sanıyorsa büyük bir yanılgı içindedir. Bu 4 bin lira, bir ikramiye değil; emekliyi yurttaş yerine koymayan, onu sadece sandıkta hatırlanan bir yük olarak gören zihniyetin utanç vesikasıdır.

Bu sefalet rakamına imza atanlara sesleniyoruz; siz hiç, ömrünü alın teri dökerek geçirmiş bir emeklinin, akşam pazarının dağılmasını bekleyip yerdeki çürük sebzeleri toplarken yaşadığı o kahredici utancı hissettiniz mi? Siz hiç, torunu kapıdan girdiğinde 'bir şey alamadım' diyemediği için mutfağa kaçıp sessizce ağlayan emeklilerin hıçkırığını duydunuz mu? 'Kaynak yok' yalanlarınıza karnımız tok! Siz, beşli çetelerin milyarlık vergi borçlarını bir gece yarısı silerken kaynak buluyorsunuz. Siz, ucu bucağı görünmeyen lüks konvoylara, itibardan tasarruf olmaz dediğiniz şatafata oluk oluk para akıtırken kaynak buluyorsunuz. Siz, yandaşlarınıza, rant kapılarına bu ülkenin hazinesini peşkeş çekerken kaynak buluyorsunuz da konu emeklinin bayram ikramiyesine gelince mi birdenbire bütçe disiplini aklınıza geliyor? Bir kilo etin fiyatının emekli aylığıyla yarıştığı, kiraların bir emekli maaşını ikiye katladığı bu vahşi düzende 4 bin lira vermek, emekliye açıkça 'yaşama, öl' demektir.

"BU HAPİSHANE DÜZENİ BİTECEK"

Emekliyi 4 bin lira ile kurban pazarına gitmek zorunda bırakmak, bu halkın geleneğiyle alay etmektir. Emekliyi kurban kesemez, bayram sofrası kuramaz hale getirdiniz. Bizi bir kilo kıymaya muhtaç eden, bayramımızı bize zehir eden bu düzen bitecek! Bayram, sevdiklerimizle kucaklaşmaktır. Verdiğiniz bu sadaka, emeklinin evinden dışarı çıkamaması, misafirine bir bardak çay ikram ederken elinin titremesi demektir. Bizi toplumdan izole eden, bizi evlerimize hapseden bu modern hapishane düzeni bitecek. Bir emekli, bayramda torununa harçlık verse, ayın geri kalanında aç kalacak; vermese, dedeliğinden, nineliğinden utanacak. Bizi bu vicdan azabıyla baş başa bırakanların devri bitecek.

Bir kez daha vurguluyoruz; bayram ikramiyesi denen bu 4 bin liralık rezalet derhal sonlandırılmalı ve ikramiyeler asgari ücretin altına düşmeyecek şekilde, insanca yaşanacak seviyeye çıkarılmalıdır. Bizler; gençliğimizi, sağlığımızı ve geleceğimizi bu ülkenin kalkınması için feda edenleriz. Bizi yaşlılığımızda diz çökmeye, el açmaya zorlayanlar bilsin ki; bizim dizimiz zulmün önünde çökmez! Bizi görmezden gelenleri, mutfağımızdaki yangını ellerini ovuşturarak izleyenleri; o sandığın başında biz de yok sayacağız. Bilinsin ki 16 milyon emekliyi karşısına alan kimsenin ayakta kalma şansı yoktur! Lütfettiğiniz kırıntılarla avunmayacak; haklarımızı söke söke alana kadar sokakları, meydanları ve sandıkları size dar edeceğiz. Boş iftar sofraları, buruk bayram sabahları bitecek. İnsanca, onurlu ve bayramların 'bayram gibi' yaşandığı o düzeni, kendi ellerimizle, dayanışmamızla ve örgütlü öfkemizle kuracağız."