‘Enflasyon ayarlı’ vergi ve zamlar yetecek mi?

Ekonomi yönetimi, 2026 yılının enflasyonla mücadele açısından son fırsat olduğunun farkında. Çünkü 2027 yılı başından itibaren seçim ekonomisi uygulamaya gireceği için, enflasyonun yeniden artması kaçınılmaz olacak.

Bu nedenle de ekonomi yönetimi tarafından, yılbaşındaki vergi artışları ve kamu zamları, enflasyona en az etki edecek biçimde saptanmaya çalışıldı. Bazı vergiler yeniden değerleme oranı kadar artırılırken, enflasyona etki edecek kalemlerdeki artış yüzde 20’nin altında belirlendi.

Merkez Bankası’nın, şubatta yayımlayacağı Enflasyon Raporu’yla birlikte, 2026 enflasyon hedefini yüzde 16’dan 19’a çıkarması bekleniyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in inisiyatifiyle, ilk kez bu yıl uygulamaya konan “enflasyon ayarlı vergi artışları ve zamlar”ın, enflasyonu yüzde 19’a indirmeye yetip yetmeyeceği hâlâ şüpheli görülüyor.

Bu uygulamayla, geçen yıl ocak ayındaki yüksek vergi ve zamlar nedeniyle, yüzde 5 civarında çıkan aylık enflasyonun, bu yıl ocakta yüzde 3’lere indirilmesi amaçlanıyor. Piyasa beklentileri yüzde 3.44 oranında çıktı. Beklentiler gibi çıkarsa; ocak sonunda yıllık enflasyon yüzde 29’a inecek. Yüzde 3’lere indiği takdirde ise yıllık oranın yüzde 28’li oranlara inmesi mümkün olabilecek.

SÜREKLİ DÜŞECEK BEKLENTİSİ

Yıllık enflasyonda görülecek bu düşüşün, yılın tümünde devam edip, yüzde 19’luk yeni hedefe ulaşılacağı konusunda güven vermesi amaçlanıyor. Bu takdirde, beklentilerin olumluya döneceği, bunun da hedefe ulaşmak için katkı yapacağı hesap ediliyor.

Aralık ayı enflasyon oranının yüzde 1 civarında çıkması beklenirken, bu oran Merkez Bankası’nın ocaktaki faiz toplantısında 1.5 ya da 2 puanlık bir faiz indirimi için yeterli olacak. Şubatta da yıllık enflasyon trendindeki düşüş devam ederse, mart ayındaki faiz indirimi de garantilenmiş olacak.

Geçtiğimiz yıl ocaktaki enflasyon oranı yüzde 5.03 iken, şubat enflasyonu yüzde 2.27 olarak açıklanmıştı. İlk iki ayda bu oranların altında enflasyon çıkarsa, yıllık enflasyon trendindeki gerilemenin devam ettiği görülecek. Ekonomi yönetiminin amacı yılbaşı zamlarını TÜİK endeksinde önemli paya sahip mallarda düşük tutarak, yıllık trendin düşmeye devam ettiğini göstermek

Bazı yılbaşı zamları ve vergi artışlarının düşük tutulmasının, ekonomi yönetiminin amaçladığı başarıyı tek başına sağlaması mümkün değil. Ekonomi yönetiminin hesaplarında, 19 Mart gibi yeni bir siyasi kriz, gıda fiyatlarında geçen yılki yüksek artışları bulunmuyor. Ayrıca petrol fiyatlarında düşük seyrin devam etmesi gibi küresel beklentiler de var.

Halbuki kışı yeni yaşamaya başladık ve iklim koşullarının özellikle gıda fiyatları üzerinde nasıl bir etki yapacağı, henüz belli değil. Daha önce kış sert geçtiğinde, tarım ve gıda fiyatlarında beklenmedik artışlar yaşandığını görmüştük.

KÜRESEL İKLİM

Yanı sıra, İran’la ilgili son gelişmeler, çözüm sürecinde Suriye kaynaklı aksamalar, Rusya-Ukrayna savaşındaki görüntü gibi küresel gelişmelerin, hem petrol fiyatları hem de iç fiyatları artırma potansiyeline sahip olduğu açık.

İçeride muhalefet üzerindeki baskı devam ederken, siyasi tansiyonun her an yeniden yükselme ihtimalinin bulunduğu da herkes tarafından görülüyor.

Böylesine bir iklimde sadece aylık enflasyon oranlarının düşmesi yeterli olamaz. Bu arada yıllık enflasyondaki düşüşe bağlı faizlerin inmeye devam edeceğini unutmamak gerek. Faizlerin yüzde 35’in altına gelmesiyle birlikte, hem sıcak para girişi doyuma ulaşabilir hem de dövize talebin yeniden canlanma ihtimali yüksek.

Çünkü TL tasarruf getirileri geriledikçe, ileriye dönük kurların tutulamayacağı beklentisi dövize talebi hep canlandırdı.

Özetle; yılbaşı vergi artışlarını ve zamları bazı kalemler için düşük tutmak enflasyonun seyri açısından olumlu ama yeterli değil. Siyasi iklim yumuşamadıkça, ekonomide güven oluşturulması mümkün olamayacak. Bu da birkaç aylık olumlu beklentilerin, yeniden bozulabileceği ihtimalini sürekli gündemde tutacak.

Yazarın Diğer Yazıları