Erdoğan'ın danışmanı "büyük oranda netleşti" dedi, seçim tarihini açıkladı

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, 2028 seçimlerinin mart veya nisan ayında yapılmasının büyük ölçüde netleştiğini söyledi. Yeni anayasa sürecine ilişkin de tarih veren Uçum, 1 Ekim 2026'nın çalışmaların başlangıcı olarak belirlenebileceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Çankaya Köşkü'nde gazetecilerle bir araya gelerek gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

"SEÇİMLERE 18 AY KALDI"

Seçim tarihiyle ilgili konuşan Uçum, "Şimdi seçimlere yaklaşık 18 ay civarında kaldı. Yani 2028 seçimlerinin mart ya da nisanda olabileceği artık büyük ölçüde netleşmiş durumda" ifadelerini kullandı.

YENİ ANAYASA İÇİN DE TARİH VERDİ

Hukuk Politikaları Kurulu olarak Adalet Bakanı ile yeni anayasa gündemini ele aldıklarını belirten Uçum, artık somut başlıkların tartışılacağı bir döneme girildiğini dile getirdi.

Uçum, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 1 Ekim'de ortaya koyduğu hedefe ilişkin, "1 Ekim 2026 tarihini yeni anayasanın yapım sürecinin başlangıç tarihi olarak belirleyebiliriz" değerlendirmesinde bulundu.

Uçum, 2028 seçimlerinden sonra 29. Meclis döneminde yeni anayasanın hazırlanmasının gerçekçi bir hedefe dönüşebileceğini söyledi.

"MUTLAKA HALKIN ONAYINA SUNULMALI"

Mevcut sistemde anayasa değişikliği için 360 milletvekilinin kabul oyuna ihtiyaç duyulduğunu, 400 ve üzerindeki kabul oylarında referandumun ihtiyari olabildiğini hatırlatan Uçum, yeni anayasa söz konusu olduğunda ise halkın onayının zorunlu olduğunu belirtti.

Uçum, "Sayısal meşruiyet açısından isterse 550-600 vekil kabul etsin, referandumsuz yürürlüğe sokulamaz yeni anayasa. Son onayı halktan alacaktır" dedi.

"ÖCALAN İÇİN AÇIK GÖRÜŞ GELEBİLİR"

Uçum, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın statüsü ile ilgili tartışmalara ilişkin, "Silahsızlanma ve Siyasallaşma Alt Komisyonu Öcalan'ı görevlendirebilirdi. Yani bu komisyon Öcalan'ı diyelim ki koordinatör olarak görevlendirdi. Bu görevlendirme ne Öcalan'ın hükümlü statüsünü değiştiren bir görevlendirmedir, ne Öcalan'ın infaz sürecini askıya alan bir değerlendirmedir. Hükümlü statüsü de değişmeyecek, infaz süreci de askıya alınmayacak. Bu görevlendirme devlet ve toplumla bütünleşme perspektifi doğrultusunda terörün tahsisine ilişkin üstlendiği rolü yerine getirmek için sağlanan bir çalışma koşulundan başka bir şey değildir. Dolayısıyla hem onun için bir mekan oluşturulması, o mekanda bu görevi yerine getirmesi için çalışması, hem de ona bir görev unvanı verilmesi bu devlet ve toplumla bütünleşme çerçevesindeki rolünü yerine getirmesi için sağlanan çalışma koşuludur. Belki vakti gelince açık görüşme çeşitliği de gündeme gelebilir. Bunun da ona sağlanan bir imtiyaz olmadığını bilmek lazım. Sonuçta Öcalan bir görevi yerine getirmek için belli çalışma koşullarına ihtiyaç duymaktadır. Dolayısıyla bu tip değerlendirmeleri Öcalan'a sağlanan çalışma koşullarını bir hükümlü statüsünün değişimi olarak niteleyemezsiniz. Hükümlü statüsü değişmiyor. Öcalan'ın infaz sürecinin askıya alınması şeklinde değerlendiremezsiniz, infaz süreci devam ediyor. Öcalan'a sağlanan bir imtiyaz olarak değerlendiremezsiniz. Çünkü bunlar imtiyaz değil görevi yerine getirmesi için asgari şartlardır" değerlendirmesinde bulundu.