Fon olayında başından beri gözler eski Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’ya çevrilmişti. İlk onun adı gündeme geldi. 163 milyon lira yatırıp nasıl 2 milyar 200 milyon lira aldığı, 163 milyon lirayı nereden bulduğu konuşuluyordu. Sonra fondan kazandığı 2 milyar 200 milyon lirayı iade ettiği söylendi. Sonra bu parayı yatırmadığı anlaşılmıştı. Her gün gündemde olan eski bakan, AKP Genel Başkan Yardımcılığı görevinden alındı, bu işin burada sonlanacağı yorumları yapıldı.
Eski bakan gibi partinin bazı yöneticilerinin fon olayına katıldığı gündemde hep yerini korurken, “Bu iş kapatacaklar. İsimlerin niçin açıklanmıyor” yorumları da eksik olmadı. Açıkçası, muhalefetin ana gündemi fon, borsa, vurgun vuranlar, kaybedenler, yoksullaşanlar, bu olayın yarattığı ekonomik kayıplar, devlete olan güvenin azalması oluyor. Fatma Betül Kaya’nın yeniden Cumhuriyet Savcılığı’na çağrılmasıyla bir şeylerin değişeceği görüşü yayıldı. Soruşturma uzadıkça, eski bakanın tutuklanabileceği yorumları yapıldı.
ZOR GÜNLER BEKLİYOR
Bakanlık yapmış olan kişinin adının vurguna karışması, insanın devlete olan güvenini azaltıyor, “Bu kadar önemli görevde bulunan kişinin adının vurgunla anılması” değer mi? Eski bakan, AKP genel başkan yardımcısı tutuklandı. Bununla yetinilmeyip adı olaya karışanların üzerlerine kararlılıkla gidilmesi parti ayrımı gözetmeden herkesin isteğidir.
Yasalarımıza göre tutuklama yurt dışına kaçma, suç kanıtlarını karartma şüphesi olanlar için uygulanıyor. Fatma Hanım’ın tutukluluğu da ev hapsine dönüşebilir. Dahası, tutuklananın can güvenliği de önemli. Eski Bakan’ın cezaevi günlerinin nasıl olacağına bakalım:
Yasaya göre terör örgütü, organize suç örgütü lideri, müebbet hapisle suçlananların hem kendilerinin hem de aynı odada kalacak olanların güvenliği ön plana alınıyor. Bunlar tek kişilik odaya konuluyor. Bir de kamuoyunda bilinen bazı isimlerin cezaevinde başına bir şey gelir endişesiyle yalnız kalmaları yoluna gidiliyor. Eski Bakan’ın durumu da bu şekilde değerlendirildi ve tek kişilik odaya konuldu. Kendisi yazılı olarak istemedikçe yanına başka bir tutuklu konulmayacak.
Kişinin güvenliği ya da kişinin tehlikeli hali tek kişilik odada kalmalarını gerektiriyor. Eski Bakan da kendi güvenliği için tek kişilik odada kalacak. Bazen gazeteci arkadaşlarımız da tek kişilik odaya konuluyor. Onların tek kişilik odaya konulması da yine güvenlikleri dikkate alınıyor.
TIKLIM TIKLIM
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün işi zor. Cezaevleri tıklım tıklım dolu. O yüzden tutuklu ve hükümlüler yerde yatıyor. 2 Kasım 2026 tarihi itibariyle cezaevlerinde 437 bin mahkum var. Cezaevlerinin kapasitesi ise 302 bin. Bir çarpıcı sayı daha vereceğim: Tutuklu ve hükümlülerden yaklaşık 200 bini uyuşturucu satmak, yer temini gibi suçlardan yatıyor. Bunların bu kalabalık ortamda cezaevinde ıslah edilmesi mümkün mü?
Bir de adli kontrol uygulananların sayısına baktığımızda da yaklaşık bir milyon kişi var. Yani, sadece cezaevleriyle iş bitmiyor. Ev hapsinde olanların, haftanın belirli günlerinde karakola gidip imza atılması uygulamalarının da izlenmesi gerekiyor. Adalet Bakanlığı, bu konuda yeni çalışmalar yapıyor, karakola gitme uygulamasında teknolojiden yararlanma yoluna gidilmesinin hazırlıkları içinde.
SORUŞTURULMASI İYİ OLDU
Çok bilinmez, Albay Hasan Atilla Uğur, PKK’nın başı Abdullah Öcalan’ı İmralı’da sorgulayan üç kişiden birisiydi. Onun sorgulamada bulunduğu, Ergenekon soruşturması sırasında deşifre edildi.
Hasan Atilla Uğur ile Hasan Ataman Yıldırım, Silivri’de aynı odada kılıyordu. Kaşif Kozinoğlu da yıllar sonra aynı odaya konuldu. Kozinoğlu’nun 2011 vefatı hep şüpheli bulundu. Oda arkadaşı Hasan Atilla Uğur, yazdığı kitapta bu ölümün araştırılması gerektiğini hep söyledi, yazdı. Hasan Ataman da bu olayın takipçisi oldu. Soruşturma başlayınca, Kaşif Kazinoğlu’nu, Atilla Albay zehirlemiş gibi yayınlar yapıldı.
Atilla Uğur’un oğlu Babala TV’nin kurucusu Oğuzhan Uğur da cezaevinde. Baba Atilla Uğur ev hapsinde. Adli tıp raporunda, Kozinoğlu’nun zehirlendiğine ilişkin bulguya rastlanmadığı açıklandı. Savcılığın, Adli Tıp raporuna itiraz edeceği belirtildi. Soruşturmanın açılmasını başından beri isteyen Atilla Uğur, soruşturmanın sonuçlanmasını, gerçeğin ortaya çıkmasını ev hapsinde bekleyecek.
25 milyonu açıklayınca konuşmasını yasakladılar
İYİ Parti Giresun İl Genel Meclis Üyesi Ömer Cebeci, Özel İdare Müdürlüğü’ne bağlı iki şirkette, toplam 22 yönetim kurulu üyesi bulunduğunu, bunlara yılda 25 milyon lira ödeme yapıldığını açıkladı. Bu eleştiriye YENİ Parti Grup Başkanvekili Eyüp Çiftçi de destek verdi. Bu açıklamalar vatandaşı memnun etti ama hepsi de makam sahibi olan yönetim kurulu üyelerini rahatsız etmiş olacak ki, Ömer Cebeci’nin sesini kesmeye çalıştılar, mecliste söz hakkını engellediler.
Ömer Cebeci, Özel İdare Meclis Başkanı Ahmet Şahin’in grup kararını gerekçe göstererek kürsüde konuşmasını engellemeye çalışmasının yasa, tüzük ve yönetmeliğe aykırı olduğunu belirtiyor. Seçilmiş bir meclis üyesinin söz hakkının grup kararıyla sınırlandırılamayacağını söylüyor.
GEREKÇE: HUZUR HAKKI
Yaşanan tartışmanın arkasında, Ömer Cebeci’nin İl Özel İdaresi şirketlerinden alınan 25 milyon liralık huzur hakkı açıklamasının AKP’li üyeler ile bürokratlarda yarattığı rahatsızlık olduğu belirtiliyor. Cebeci de, halkın parasının hesabını sormaya devam edeceğini, baskı ve grup kararlarıyla gerçeklerin üzerinin örtülemeyeceğini belirtiyor.
Özel İdare’ye ait iki şirketin yönetiminde daha önce toplam 10 kişi görev yaparken, sayı 22’ye çıkarıldı. Giresun valisi de bu duruma seyirci kalıyor. Maaşları dışında, devletin 25 milyon lirası huzur hakkı adı altında 22 kişiye ödeniyor. Ömer Bey de, “Yazık, günah değil mi?” diye soruyor. İşte bunu sorduğu için şimdi mecliste konuşturulmuyor. Ama Ömer Bey susmaz, susturulmaya çalışılsa da o bir yolunu bulup söylemek istediğini mahalle mahalle, köy köy dolaşıp anlatır. Vali Mustafa Koç, 22 kişiye 25 milyon lira huzur hakkı verildiği için acaba huzurlu mu?