Eski MASAK Başkan Yardımcısı’ndan çarpıcı çağrı: Acil mağdur fonu kurulmalı

Fon krizine ilişkin değerlendirmelerde bulunan eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak, mağdurların ana paralarının ödenebilmesi için TMSF bünyesinde acil bir mağdur fonu oluşturulması gerektiğini söyledi. Başak, sürecin uzaması halinde ekonomik, sosyal ve siyasal sonuçların daha da ağırlaşacağı uyarısında bulundu.

Fon krizine ilişkin Cumhuriyet’ten İklim Öngel’in sorularını yanıtlayan eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak, mağdurların büyük bölümünün hayatını birikimlerine bağladığını belirtti.

Başak, insanların paralarına erişememesinin ağır bir travmaya yol açtığını ifade ederek, sürecin uzaması halinde sorunun toplumun farklı kesimlerine de yayılabileceğini söyledi.

Başak, “Süreç uzadıkça, insanlar birikimlerine erişemedikçe bu durum dalga dalga herkese yansıyacaktır. Süreç eğer iyi yönetilmezse, böyle bir tahribatın ekonomik, siyasal ve sosyal sonuçları çok ağır olacaktır” dedi.

“SİYASİ KORUMA OLMADAN BU İŞ YAPILAMAZ”

Fon krizinden önce yaptığı uyarılar nedeniyle iki kez gözaltına alındığını hatırlatan Başak, şirket yöneticilerinin uzun süre boyunca önemli destekler aldığını savundu.

Sistemin bu kadar uzun süre devam etmesinin yalnızca şirketlerin kendi imkanlarıyla mümkün olmayacağını belirten Başak, “Hiçbir organizasyon, hiçbir şaibeli işlem bu kadar uzun süremez. Çok önemli kademelerde, önemli destekler olmadan böyle büyük bir dolandırıcılık sistemi kurulamaz” ifadelerini kullandı.

Başak, söz konusu desteğin iktidar ve yargıdan geldiğini öne sürerek, siyasi koruma olmadan sistemin bu ölçekte büyüyemeyeceğini söyledi.

2021 yılında TERA Yatırım hakkında “şaibeli işlem” gerekçesiyle hazırlanan iddianamede “kirli para” tespiti bulunduğunu belirten Başak, buna rağmen şirketin sonraki yıllarda SPK’dan çeşitli izinler aldığını aktardı.

“ÖNEMLİ KİŞİLER TARAFINDAN KORUNDULAR”

Başak, kendisinin uyarıları nedeniyle gözaltına alındığını ve yeniden ifade vermeye çağrıldığını, buna karşılık söz konusu şirketlerin yöneticileri hakkında uzun süre işlem yapılmadığını belirtti.

Bu durumun kendisinde şirket sahiplerinin önemli kişiler tarafından korunduğu kanaati oluşturduğunu ifade eden Başak, ilgili otoritelerin müdahale etmemesinin sistemin büyümesine yol açtığını savundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sürecin başlangıcında bilgi sahibi olduğunu düşünmediğini belirten Başak, uyarılarının Erdoğan’a ulaşıp ulaşmadığını bilmediğini söyledi.

“GERÇEK SUÇLULARIN TAMAMINA ULAŞILACAĞINDAN UMUTLU DEĞİLİM”

Soruşturmanın mevcut kapsamının önemli olduğunu belirten Başak, ancak sürecin gerçek sorumluların tamamına ulaşacağı konusunda aynı ölçüde umutlu olmadığını dile getirdi.

Başak, “Gidebildiği yere kadar gideceğine yönelik umudum yok, belki gerçek suçlu kadro net ortaya çıkmayacak ama nereye kadar giderse orası kardır. Aksi durumda halkın öfkesi dinmez” diye konuştu.

“EN AZ 5 MİLYON KİŞİ MAĞDUR”

Fon krizinin yalnızca doğrudan fon yatırımcılarıyla sınırlı olmadığını belirten Başak, borsa ve bireysel emeklilik sistemindeki yatırımcıların da gelişmelerden etkilendiğini söyledi.

Yaklaşık 131 fonun yanı sıra farklı fonlara yatırım yapan, işlemleri kısıtlanan ve hisselerdeki düşüşlerden zarar gören geniş bir yatırımcı kitlesi bulunduğunu belirten Başak, en iyimser hesaplamayla 2 milyonun üzerinde yatırımcı olduğunu ifade etti.

Aileleri de hesaba kattığında mağdur sayısının en az 5 milyona ulaşabileceğini savunan Başak, “İşin vehametini kamuoyu bilmeli” dedi.

“BANKA KRİZİNE GİTMEZ AMA HASAR BÜYÜYEBİLİR”

Fonlarda paraları bulunan şirketlerin ödemelerini alamamasının yeni sorunlara yol açabileceğini belirten Başak, doğrudan bir banka krizine gidileceğini düşünmediğini söyledi.

Buna karşın bireysel yatırımcıların ve şirketlerin paralarına ulaşamamasının reel sektörde sorun oluşturabileceğini belirten Başak, mağduriyetlerin zincirleme biçimde yayılabileceği uyarısında bulundu.

“MAĞDURLAR SUÇLANAMAZ, DEVLET ÇÖZÜMÜN PARÇASI OLMALI”

Fonlara yatırım yapan vatandaşların finansal okuryazarlıkları üzerinden eleştirilmesini de değerlendiren Başak, piyasadaki kurumların görevlerini yerine getirmesi gerektiğini söyledi.

Düzgün işleyen bir piyasada risk alan yatırımcının zarar etmesi halinde bunun yatırımcının sorumluluğu olarak görülebileceğini belirten Başak, ancak şaibeli işlemlerin engellenmediği bir ortamda mağdurların suçlanamayacağını ifade etti.

Başak, “Devlet çözümün parçası olmalı” diyerek, kamu kurumlarının görev ve sorumluluklarını yerine getirmemesinin dikkate alınması gerektiğini savundu.

DDK VE SPK TARTIŞMASI

Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) sürece dahil olmasını daha önce kendisinin de önerdiğini belirten Başak, bu adımın gecikmeli de olsa yerinde olduğunu söyledi.

DDK Başkanı’nın Borsa İstanbul Yönetim Kurulu’nda bulunması ve Akın Gürlek’in eşinin SPK üyesi olması üzerinden kamuoyunda objektiflik tartışmaları yaşandığını belirten Başak, soruşturmaların selameti açısından SPK üyelerinin istifa etmesi ve DDK Başkanının da görevden affını istemesinin değerlendirilebileceğini ifade etti.

Başak, buna karşın DDK’da deneyimli bürokratların bulunduğunu ve mevcut başkanın görevine devam etmesinin tek başına önemli bir sakınca oluşturacağını düşünmediğini söyledi.

“UYGULAMALAR CİDDİ TEREDDÜTLER YARATIYOR”

SPK’nın bazı karar ve uygulamalarının kamuoyunda soru işaretlerine neden olduğunu belirten Başak, bazı şirket, fon ve kişiler hakkında akşam alınan tedbir kararlarının ertesi sabah kaldırıldığını söyledi.

Betül Sayan Kaya'ya yönelik uygulamalar ile Hayati Yazıcı’nın oğlunun varlıklarına getirilen tedbirin kısa süre sonra kaldırılmasını örnek gösteren Başak, bu gelişmelerin soruşturmanın tarafsızlığı ve etkinliği konusunda tereddüt oluşturduğunu savundu.

“İLK AŞAMADA ANA PARANIN KURTARILMASI ÖNEMLİ”

SPK’nın 1 milyon TL'nin altındaki net yatırımların tamamının, üzerindeki tutarların ise ilk aşamada 1 milyon TL'ye kadar olan bölümünün avans olarak ödenmesine ilişkin açıklamasını değerlendiren Başak, mevcut tahribatın tamamen geri döndürülemeyeceğini söyledi.

Başak’a göre ilk aşamada öncelik küçük yatırımcının temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi ve ana parasının mümkün olduğunca korunması olmalı.

Fonlarda uzun süredir bulunan yatırımcıların enflasyon nedeniyle uğradığı kayıplara da değinen Başak, ideal yöntemin yasal faizle ödeme yapılması olduğunu ancak fonların büyüklüğü ve mevcut değer kaybı nedeniyle bunun uygulanmasının zor göründüğünü ifade etti.

Başak, geçici likidite desteğinin belirli bir sınır dahilinde sağlanabileceğini, ardından kalan kaybın hesaplanması gerektiğini söyledi.

“TMSF BÜNYESİNDE MAĞDUR FONU OLUŞTURULMALI”

Başak, yaklaşık bir hafta önce mağdurlar için özel bir fon kurulması gerektiğine ilişkin önerilerini paylaştığını belirterek, çözümün TMSF bünyesinde oluşturulacak bir mağdur fonu üzerinden yürütülebileceğini söyledi.

Başak’ın önerdiği kaynaklar arasında şirketlerin tüm varlıklarına hızlı biçimde el konulması, SPK’nın 107. maddesi kapsamında piyasa dolandırıcılığı nedeniyle oluşan zararın iki katının fona aktarılması ve haksız kazançların geri alınması bulunuyor.

Ayrıca soruşturma kapsamında suçla bağlantılı olduğu tespit edilen şirket ve yöneticilerinin elde ettiği gelirlerin de fona aktarılması gerektiğini belirten Başak, fonlardan sağlanabilecek kaynakların da sisteme dahil edilmesini önerdi.

Başak, tüm kaynakların bir araya getirilmesiyle önceliğin ana paraların ödenmesine verilmesi ve mağduriyetlerin mümkün olduğunca azaltılması gerektiğini söyledi.

“VURGUNUN FATURASI HEPİMİZE KESİLECEK”

Fon krizinin siyasi sonuçları da olacağını belirten Başak, sistemdeki tüm kayıpların telafi edilmesinin mümkün görünmediğini ifade etti.

Ekonomik güvenin yeniden tesis edilmesinin uzun yıllar sürebileceğini belirten Başak, sorumluların yargı önüne çıkarılması ve elde edilen haksız kazançların mağdurlara aktarılmasının tahribatın azaltılması açısından önemli olduğunu söyledi.

Başak, “Hiçbir hata yapmamak koşuluyla dahi güveni tekrar sağlamak uzun yıllar alır” diyerek, yaşananların vatandaş, ekonomi ve siyasi aktörler açısından uzun süreli sonuçlar doğuracağını ifade etti.

Başak, “Boyutları itibariyle uzun yıllar hem vatandaş, hem ekonomi hem siyasi aktörler bunun bedelini ödeyecek. Bunun faturası hepimize kesilecek” dedi.

RAMAZAN BAŞAK KİMDİR?

1961 yılında Uşak’ta doğan Ramazan Başak, Tapu Kadastro Meslek Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu.

Hazine Müsteşarlığı’nda Bankalar Yeminli Murakıp Yardımcısı olarak göreve başlayan Başak, 1992’de Bankalar Yeminli Murakıbı oldu. Banka ve banka dışı finansal kurumlarda denetim, soruşturma ve incelemelerde bulundu.

Başak, Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Finansman ve Fon Yönetimi Daire Başkanlığı ile Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu.

2009 yılında finans ve bankacılık alanında doktora yapan Başak, Bilgi Üniversitesi Bankacılık ve Finans Yüksek Lisans Bölümü’nde ders verdi. Halen aynı üniversitenin hukuk yüksek lisans bölümünde öğretim görevlisi olarak görev yapıyor.