Eşlerin birbirini en sık aldattığı yaş aralığı belli oldu

Toplumda genel kanı aldatmanın "orta yaş krizi" ile başladığı yönünde olsa da bilimsel araştırmalar sadakatsizlik riskinin 40 yaşından önce zirveye ulaştığını kanıtladı. Psikologlar ve sosyologlar, bireylerin yeni bir yaş on yılına adım atmadan hemen önceki yıl büyük kararlar almaya daha yatkın olduğunu vurguladı.

Yeni bir on yıla yaklaşırken hissedilen "anlam arayışı", partnerleri evlilik dışı ilişkilere yönelten en temel motivasyon kaynağı olarak tanımlandı. Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan çalışma, özellikle 29, 39 ve 49 gibi yaşların insan zihninde yarattığı "dönüm noktası" algısının umutsuz adımlara zemin hazırladığını ortaya koydu.

39 YAŞ SADAKATSİZLİK İÇİN EN RİSKLİ DÖNEM

İngiltere merkezli araştırmalar, evliliklerde sadakatsizliğin en sık görüldüğü yaşın 39 olduğunu saptadı. Bilim insanları, bir sonraki yaş evresine geçmeden önce bireylerin duygusal bir şoka veya yeni bir aşk ilişkisine ihtiyaç duyduğunu açıkladı. Bu durum, yaklaşan yaşlılık düşüncesiyle başa çıkma yöntemi olarak değerlendirildi.

Cinsiyetler arası dağılıma bakıldığında ise erkeklerin en sık 25-30 yaşları arasında, kadınların ise 30-35 yaş aralığında aldatma eğilimi gösterdiği sonucuna varıldı. Uzmanlar, bu yaş aralıklarında yeni deneyimlere duyulan merakın cinsel hayatı çeşitlendirme arzusuyla birleştiğini kaydetti.

EKONOMİK BAĞIMLILIK ALDATMA RİSKİNİ ARTIRIYOR

Araştırmada ortaya çıkan bir diğer çarpıcı gerçek ise mali durumun sadakat üzerindeki etkisi oldu. Bir erkeğin eşine kıyasla kazandığı para azaldıkça, aldatma olasılığının yükseldiği tespit edildi. Ekonomik olarak eşine bağımlı olan erkeklerin, aile içinde eşit gelire sahip olanlara göre üç kat daha fazla aldattığı vurgulandı.

Bu durumun temelinde, erkeğin kaybettiği "geçim kaynağı" rolünü ve sarsılan otoritesini aldatma yoluyla yeniden tesis etme çabasının yattığı belirtildi. Psikolojik açıdan "olasılıkları dengeleme" yöntemi olarak görülen bu davranış, finansal farkın yarattığı baskıyı başka bir alanda üstünlük kurarak aşma dürtüsüyle açıklanıyor.