Everest Dağı'ndan 100 kat daha yüksek yapılar keşfedildi
Sismologlar, Dünya’nın 3 bin kilometre altında Everest’ten 100 kat daha yüksek devasa kaya kütlelerini inceledi. Hawaii ve İzlanda gibi volkanik adaların oluşumunu doğrudan tetikledikleri ortaya çıktı.
Bilim insanları, Dünya’nın derinliklerinde sismik dalgaların beklenenden çok daha yavaş ilerlediği ve LLSVP (Büyük Düşük Kesme Hızı Bölgeleri) olarak adlandırılan iki devasa bölgeyi inceliyor. Biri Afrika’nın, diğeri ise Büyük Okyanus’un altında bulunan bu yapılar, bilinen dağ formasyonlarından farklı olarak sıcak, yoğun ve çevresindeki manto tabakasından farklı kimyasal bileşime sahip devasa kaya kütlelerinden oluşuyor.
Çekirdek-manto sınırından itibaren yaklaşık 1000 kilometre yüksekliğe ulaşan ve binlerce kilometre genişliğe yayılan bu devasa kütleler, sismik veriler aracılığıyla görüntülenebiliyor.
SİSMİK DALGA ANALİZLERİ YAPISAL FARKLILIĞI ORTAYA KOYDU
Hollanda ve ABD’li araştırmacıların yürüttüğü çalışmalarda, büyük depremler sonrası gezegen boyunca yayılan sismik dalgaların bu bölgelerdeki davranışı incelendi. Araştırma sonuçları, dalgaların LLSVP bölgelerinden geçerken yavaşladığını ancak belirgin bir enerji kaybına uğramadığını gösterdi.
Uzmanlar, bu durumun mineral kristallerinin boyutuyla ilgili olduğunu belirtiyor. Mantonun daha soğuk bölgelerinde küçük taneler halinde bulunan ve dalga enerjisini emen minerallerin aksine, LLSVP alanlarındaki kristal tanelerinin çok daha büyük olduğu tespit edildi. Bu kristal yapısı, söz konusu oluşumların milyarlarca yıllık bir geçmişe sahip olabileceğini ve Dünya'nın derinliklerindeki en eski yapılardan biri olduğunu gösteriyor.
YÜZEYDEKİ VOLKANİK OLUŞUMLARLA BAĞLANTILI
Elde edilen veriler, Dünya'nın iç mantosunun tamamen karışmış homojen bir yapıda olmadığını, aksine kararlılığını koruyan farklı kimyasal alanlar barındırdığını ortaya koyuyor. Araştırmacılar, LLSVP yapı sınırlarının "manto tüyleri" olarak adlandırılan sıcak madde sütunlarının çıkış noktası olabileceğini değerlendiriyor.
Bu durum, yerin binlerce kilometre altında gerçekleşen süreçlerin Hawaii ve İzlanda gibi volkanik adaların oluşumunu ve yüzeydeki jeolojik hareketliliği doğrudan beslediğine işaret ediyor.