AKP ile ittifak yapacak mı? Fatih Erbakan SÖZCÜ TV'de açıkladı

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, SÖZCÜ TV'de Liderler Özel programında SÖZCÜ TV Genel Yayın Yönetmeni İpek Özbey, SÖZCÜ TV Genel Müdürü Güney Öztürk ve SÖZCÜ TV Ankara Temsilcisi Aslı Kurtuluş Mutlu'nun sorularını yanıtladı

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, SÖZCÜ TV’de 'Liderler Özel' programına konuk oldu. SÖZCÜ TV Genel Müdürü Güney Öztürk, SÖZCÜ TV Genel Yayın Yönetmeni İpek Özbey ve SÖZCÜ TV Ankara Temsilcisi Aslı Kurtuluş Mutlu'nun soruları yanıtlayan Fatih Erbakan, gündeme ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu

Erbakan'ın, SÖZCÜ TV’ye yaptığı açıklamalardan öne çıkan ifadeler şöyle:

'UMUT HAKKINI MİLLETE SORALIM'

"- Biz en başından beri bunun uygun olmayacağını ifade etmiştik Yeniden Refah Partisi olarak. Şu bakımdan özellikle yaklaşımımız; şehit aileleri ve gazilerimizin bu konuda belirleyici unsur olması gerekir diye her zaman ifade ettik. Bunun için de en güzeli aslında bu işin halka sorulması ve bir referandum yapılması.

- Yani biz PKK'nın üst düzey yöneticileriyle ilgili de ne yapacaksak, onları da af mı edeceğiz, ne yapacağız veya Abdullah Öcalan'ın umut hakkına kavuşmasıyla ilgili hangi adım atılacaksa; madem “millet bu çözüm sürecini istiyor” diyorsunuz, “millet de böyle bir adımdan yana” diyorsunuz, öyleyse millete soralım. Milletimizin söyleyeceği başımızın üstündedir.

- Bunu evet başından beri hep söyledik. Yani bu bence Meclisi de, milletvekillerini de, MHP’yi de, AK Parti’yi de, bizi de aşan bir konu. Çünkü gerçekten de annesini, babasını, evladını, eşini kaybeden insanlar söz konusu. Şehit aileleri var, gazilerimiz var; kolunu, bacağını, gözünü kaybetmiş, iki gözünü birden kaybetmiş insanlar var. Dolayısıyla bunlara bir sorulması ve milletin vereceği karara göre bir harekette bulunulması en uygun olacaktır diye düşünüyoruz.

- Referandum olsa hayır çıkar. Yani ben milletin de böyle bir noktada “evet” diyeceğini düşünmüyorum. Çünkü gerçekten de on binlerce insanın ölümüne yol açmış bir kimse.

- Ve ben hep söylüyorum; Kürt halkıyla, Kürt kardeşlerimizle PKK'yı ve Abdullah Öcalan'ı özdeşleştirmek de doğru bir şey değil. Yani “Kürt meselesinin çözülmesi için Abdullah Öcalan'ın özgürlüğüne kavuşması lazım” demek çok kestirme bir yaklaşım ve çok yanlış bir yaklaşım olarak değerlendiriyorum ben.

- Bir defa Doğu'da, Güneydoğu'da evet sorunlar var ama orada sadece Kürtler yok; Arap vatandaşlarımız var, Zazalar var, Türkler var. Bununla beraber yine Kürt vatandaşlarımızın çok önemli bir kısmı DEM Parti’ye de oy vermiyorlar ve PKK’ya da çok ciddi şekilde karşılar.

- Ama biz Kürt vatandaşlarımızın sorunlarının çözümünde bütün her şeyi Abdullah Öcalan’a ve PKK’ya bağlarsak bu da doğru bir yaklaşım olmaz düşüncesindeyim.

- Sürece karşı olmamız söz konusu olamaz. Çünkü bir kardeşlikten söz ediliyor, huzur ve barıştan söz ediliyor, demokrasinin hakim olması, yine bölgedeki haksızlıkların, eşitsizliklerin ortadan kaldırılması…

- Yani Kürt kardeşlerimizin de eşit yurttaşlar olarak Türk’le, Arap’la, Laz’la, Çerkez’le herkesin sahip olduğu haklara sahip olması gerektiğini ifade ediyoruz. Ve Milli Görüş olarak da hep söylediğimiz şu: Biz aslında PKK kurulmadan önce bu hakları gündeme getiren bir hareketiz."

"KÜRTLERİN HAKLARINI İLK ERBAKAN HOCAMIZ DİLE GETİRDİ"

"- Erbakan Hoca yola çıktığında, 70’li yıllarda Milli Selamet Partisi döneminde bu hakları dile getirdi. 76–77’de de bir ağır sanayi hamlesi gerçekleştirildi. Milli Selamet Partisi’nin iktidar ortağı olduğu dönemde o ağır sanayi hamlesinde en büyük payı Doğu ve Güneydoğu bölgesi aldı.

- Diyarbakır’a 1976’da TEMSAN kuruluyor. TEMSAN, 10 bin insanın çalışacağı bir fabrika. Diyarbakır’ın merkez nüfusu o dönemde 100 bin. Bugünün Diyarbakır’ına 100 bin insanın çalışacağı bir fabrika kurmakla eşdeğer bir adım.

- Dolayısıyla Kürt kardeşlerimizin haklarıyla ilgili olarak en temiz geçmişe ve en köklü geleneğe sahip olan hareket aslında Milli Görüş Hareketi’dir. Dediğim gibi PKK kurulmadan Kürt kardeşlerimizin haklarını savunan bir harekettir.

- Rahmetli Erbakan Hocamızın 1992 Bingöl konuşması var biliyorsunuz. “Ne mutlu Türk’üm diyene ne dersek, onlar da ‘Ne mutlu Kürt’üm’ diye der. Ben de Kürdüm, daha doğruyum, daha çalışkanım der” diye meşhur bir konuşması var ki o dönemde, hele 90’lı yılların Türkiye’sinde, çok uç bir çıkıştı bu. Ve bundan dolayı da tabii ceza aldı, siyasi yasaklı duruma düştü.

- Yani bundan şunu kastediyorum: Kürt vatandaşımızın hakkının savunulması ve onların eşit yurttaşlar olarak muamele görmesi için bedel ödeyen, mücadele eden ve bunu sadece sözde değil, fiilen de 76–77’deki ağır sanayi hamlesinde hayata geçiren bir görüştür.

- Dolayısıyla bizim tabii kardeşlikten, barıştan yana olmamamız, onların talep ettikleri hakların verilmesine mani olmamız gibi bir durum söz konusu değil."

'DEM PARTİ KÜRTLERİN TEMSİLCİSİ DEĞİL'

"- DEM Parti’yi Kürtlerin temsilcisi olarak görmüyorum. Çünkü Kürtlerin de çok önemli bir kısmı DEM Parti’ye oy vermiyor. DEM Parti yönetiminin, özellikle çekirdek kadronun hayat görüşü, dünya görüşü, meselelere bakışı, ideolojisi Kürt vatandaşlarımızın çok kahir ekseriyetinin görüşüyle ve ideolojisiyle uyuşmayan bir düşünce.

- Dolayısıyla “DEM Parti eşittir Kürt vatandaşlarımız” veya “PKK eşittir Kürt meselesi” demek çok doğru bir yaklaşım değil. Bunları ayırmamız lazım diye düşünüyorum.

- Ve Abdullah Öcalan’la ilgili de, PKK’nın üst yönetimiyle ilgili de kararları milletin vermesinin daha uygun olacağını düşünüyorum."

BAHÇELİ ÖCALAN İLE GÖRÜŞÜR MÜ?

"- Türkiye sürprizler ülkesi. Sayın Bahçeli'nin böyle bir çıkış yapacağını kim tahmin edebilirdi birkaç sene öncesine kadar? Dolayısıyla belki böyle bir şey de olur mu bilemiyorum tabii. Kesin olmaz diyemem.

- Dem Parti'nin desteğini alalım ve anayasayı değiştirelim, sonra da Cumhurbaşkanlığı seçiminde Dem Parti'nin desteğini alalım şeklinde bir yaklaşım mı var? Bu konuda ben de ciddi şüphelere sahibim dediğiniz gibi.

- Dem Parti'nin Cumhur İttifakı adayına destek vermesi söz konusu olabilir. Vermese bile kendisi bir aday çıkartıp muhalefet bloğunun oyunu, 7–8 puanlık ya da 10 puanlık bir oyu oradan alabilir, bölebilir. İkinci turda Sayın Cumhurbaşkanı’na destek olabilir.

- Böyle düşüncelerle, bu gibi saiklerle mi böyle bir yaklaşımın içerisine girildi? Bununla ilgili de tabii şüphelerim var gerçekten."

HÜDAPAR'A NASIL BAKIYOR?

"- HÜDAPAR’ın kendisi, bizzat Sayın Genel Başkanının ifadesiyle, “Biz tabii PKK’yı Kürtlerin temsilcisi olarak görmüyoruz” diyorlar. Yine Dem Parti’yi de tamamen Kürt vatandaşlarımızın temsilcisi olarak görmediklerini ifade ediyorlar.

- Onlar da bizim gibi aslında sürecin dışında kalmayalım, içerisinde bulunalım; kardeşliğe, barışa, demokrasiye, kucaklaşmaya bir katkı sağlayacaksa bu komisyon, biz baştan istemezlik tabiri caizse demeyelim ve burada bulunalım diye düşündüler.

- Bizim de aslında Yeniden Refah Partisi olarak pozisyonumuz o şekildeydi. Bizim parti içinde tartışmalar oldu. “Efendim komisyona hiç girmesek mi?” diye, İYİ Parti’nin yaptığı gibi mesela. Ama bunun da çok uygun olmayacağını düşündük. Başından bu işi tabiri caizse kestirip atmak yerine, içinde olup bir katkı sağlayabilir miyiz noktasındaydık.

- Ama tabii dünkü açıklamalar —gerçi CHP tarafından da yalanlandı— bizde bununla ilgili komisyon üyemiz, İstanbul Milletvekilimiz Doğan Bekin Bey’in akşam saatlerinde bir açıklaması oldu. Yani orada bir mutabakat, “umut hakkı” ile ilgili bütün partilerin ortak bir görüşü diye bir şey söz konusu değil tabii. Yani ortak bir metin yazılsın gibi bir durum yok.

- Referandum konusu çok önemli bizim için. Yani millete sormak ve milletin onaylayacağı bir şekilde bu işi yürütmek. Çünkü hak sahibi burada ve söz sahibi asıl olarak millettir.

- Kendi çocuğunu, eşini, evladını, annesini, babasını şehit vermiş insanların burada karar verici olması gerekir. Bu yetkiyi biz Meclis’e de alamayız, partilere de alamayız, kendimiz de bunu yapamayız. Bizim düşüncemiz bu."

'YPG'NİN DE SİLAH BIRAKMASI ÖNEMLİ'

"- Bununla beraber PYD ve YPG’nin —yani PKK ile birlikte diğer unsurların da— silah bırakması ve Suriye’de kurulacak olan, kurulmakta olan orduya entegre olmaları bizim için önemli.

- Son aşamada böyle bir gelişme oldu. Hatta Amerika’nın PYD, YPG’yi de yarı yolda bıraktığına ilişkin birtakım açıklamalar oldu. Bunu biz olumlu görüyoruz. Yani Suriye’de bütün etnik kökenden, bütün mezhep kökenine sahip insanların temsil edildiği çoğulcu bir demokrasi olsun, bir yönetim olsun ve seçimler bir an önce yapılsın.

- Ama Suriye’nin toprak bütünlüğü ve üniter yapısı da korunsun. Bu bizim kırmızı çizgimiz. Bu toprak bütünlüğünün ve üniter yapının korunması için de orada tabii bir devletçik olmaması lazım. PYD’nin, YPG’nin, SDG’nin kuracağı bir devletçik olmaması lazım."

'BAŞKA PARTİYE GEÇMEK OMURGASIZLIK'

- Sayın Özgür Özel’in kulakları çınlasın, “kapkaç” diyor; biliyorsunuz, “siyasi kapkaç” diyor. Biz de bunu “siyasi şantaj” diye anlatıyoruz.

- Tabii iktidarın çok ciddi imkanları var. Ellerinde önemli nimetler bulunuyor. Gerekirse tabiri caizse sopayla, gerekirse havuçla insanları etkileme ve mobilize etme imkanı, kabiliyeti var. Biz de bu süreci yaşıyoruz.

- Mesela bir örnek: Giresun’da bir belde belediye başkanımız var. Bağlı olduğu ilçenin belediye başkanı Cumhur İttifakı’ndan. Beldenin suyunu kesiyor, su vermiyor. Bütün belde halkı susuzluktan perişan halde.

- Şimdi bu, Gazze’deki insanların susuz ve aç bırakılmasından ne farkı var? Bana oy vermediniz diye milleti cezalandırmış oluyorsunuz.

- O belediye başkanımız çok temiz, düzgün bir insandı. Ama dedi ki: “Ben milletin yüzüne bakamıyorum. İnsanların perişan olduğunu görüyorum, ben de perişan oluyorum. Bu su meselesinden dolayı mecburen Yeniden Refah Partisi’nden ayrılacağım.” Ve ayrıldı.

- Hangi beldeydi? Giresun’da bir belde. İsmini çok şey yapmak istemiyorum ama bağlı olduğu ilçe, dediğim gibi, Cumhur İttifakı’ndan bir belediyeye bağlı.

- Bazı yerlerde de insanların yapısı buna müsait oluyor. Bir takım menfaatler devreye giriyor. “İller Bankası’ndaki işiniz çözülecek, ciddi bir ödenek alacaksınız, iş makineleri transfer edeceğiz. Ama Yeniden Refah Partisi’nde kalırsanız bu imkanlara kavuşamayacaksınız” deniyor.

- Tabii bu sadece Yeniden Refah Partisi ile ilgili değil. Diğer partilerde de oldu, CHP dahil. Maalesef bir siyasi şantaj ve Sayın Özgür Özel’in tabiriyle siyasi kapkaç olayları yaşanıyor.

- Yani seçimde sandıkta alamadıklarımızı, seçimden sonra baskıyla ya da menfaatle kendi saflarımıza katalım anlayışı. Ama bu, oradaki seçmenin AK Parti’ye katıldığı anlamına gelmiyor. Siz belediye başkanını transfer ediyorsunuz ama oradaki seçmen muhalif duruşunu muhafaza ediyor. Hatta daha da çok tepki oluşuyor, ters tepmeye yol açıyor.

- Bizden geçen belediye başkanlarının olduğu beldelerde, ilçelerde halkla buluştuğumuzda bunu görüyoruz. CHP’den AK Parti’ye geçenlerin olduğu yerlerde de halkın ciddi tepkisi var.

- Milletin iradesine rağmen, milletin seçimine rağmen, iktidar gücüyle, baskıyla, tabiri caizse sopayla insanları transfer etmenin bir manası yok. Çünkü seçmen size blok halinde gelmiyor. Tam tersine, bu durum iktidara karşı daha güçlü bir duruş ortaya çıkarıyor.

- Yeniden Refah Partisi’nden ayrıldıktan sonra nereye gittiğinin çok da önemli olduğunu düşünmüyorum. Asıl önemli olan, milletin seçimine saygı duyulması ve omurgalı bir duruş sergilenmesi.

- Millet, oradaki AK Parti belediyesinin yönetiminden rahatsız olduğu için değişiklik olsun diye muhalefet partisi olarak Yeniden Refah Partisi’ne oy vermiş. Adayın elbette payı olabilir ama esas olarak millet mevcut AK Parti belediyecilik anlayışının yerine yeni bir anlayış gelsin istemiştir.

- Siz bunların hepsini bir kenara atıp AK Parti’ye geçerseniz, bu uygun bir davranış değildir. Üzücüdür, omurgalı bir duruş değildir. Ama maalesef siyasetin içinde bu tür olaylar yaşanıyor."

'AKP'DE KOPUŞ GÖRÜYORUZ'

"- AKP'de kopuş görüyoruz ve ciddi bir tepkinin de oluştuğunu görüyoruz sahada Anadolu'da. Özellikle ekonomik sıkıntılarla, adalet ve çifte standart noktasında yapılanlar dolayısıyla çok ciddi bir tepki var ve oylarının da erimesi olarak bunun yansıdığını görüyoruz yani.

- Bugün işte MHP'nin barajı geçip geçmeyeceği tartışılıyor. 5 puan civarında bulan anketler var. Hatta iktidara yakın anketler var. Her seçim tartışılıyor, her seçimde bir şekilde yediğim oluyor. Şimdi ama tabii o da yetmiyor.

- 30'da AK Parti derseniz 35 yapıyor. Tabii 50 artı biri bulmaları çok zor. 40 artı biri bulmaları bile son derece zor. İşte bunu örtmek, bunu kapatmak için “Efendim 30 bin kilometre bölünmüş yolu yaptık.” Tabii elinize sağlık, çok güzel ama yani vatandaşın borcu da 6 milyardan 5.7 trilyona çıktı.

- Bin misli artmış AK Parti iktidar döneminde vatandaşın banka borçları. Bu dünyanın hiçbir yerinde görülmüş bir şey değil. Millet fakirleşti. Asgari ücretli açlık sınırının altında, emekli açlık sınırının altında.

- Bölünmüş yollar güzel de, hızlı tren de güzel, havaalanı da güzel ama vatandaşın yoksulluk sınırının altında ve açlık sınırının altında olduğu bir ülkede trenlerin, uçakların, havaalanlarının da çok bir anlamı yok derdim."

'OYUMUZ 8 PUAN ÜZERİYDİ'

"- (Son seçimde yüzde 7'ye yakın oy) Aslında bir yerde de bu oyu bekliyorduk ama şunu da söyleyebilirim, daha da yüksekti. Belki 8 puan veya üzerindeydi ama sandıkta biz çok oy kaybettik. Çünkü sandıklarda bizim maalesef müşahitlerimiz yeterli seviyede değildi.

- Biz 63 belediye değil belki 100'e yakın belediyede alabilecektik ama sandık hilelerine, sandık oyunlarına maalesef kurban gittik. Aslında 100'e yakın belediye ve %8–8,5'luk bir oy alabilecek durumdaydık. Sahada da bunu görüyorduk.

- Tabii burada iktidara olan tepkinin, tepki oylarının ciddi bir yansıması oldu. Yani sadece bir belediye seçimi olarak vatandaş değerlendirmedi. İktidara; ekonomiden dolayı, dış politikadan dolayı, işte Gazze'deki yaklaşımlarından dolayı bir ders verme olarak da değerlendirdiler.

-Ve ciddi bir tepki oluştu. O nedenle de AK Parti tabii çok sayıda belediyesini kaybetti. Bizim gibi muhalif partilerde de bir yükseliş oldu ama Yeniden Refah Partisi tabii üçüncü büyük parti haline geldi. Yani AK Parti, CHP arkasından Yeniden Refah Partisi yüzde 7 ile.

- (AKP ile yeniden ittifak) Onun kesinlikle olmayacağını ifade ettik. Çünkü denenmiş bir kez daha denenmez. Fedakarlıkla, çok büyük iyi niyetle biz bir ittifakta bulunduk. Maddelerimizi koyduk, şartlarımızı koyduk. Bunların hiçbirine uyulmadığı gibi tam tersi yapıldı."