Felç geçirmenin bu ince belirtisini asla tahmin edemezsiniz
Kabul etmesi ne kadar zor olsa da felç (inme), her an bizim veya bir sevdiğimizin başına gelebilecek ciddi bir sağlık krizidir. İstatistikler, dünyada her birkaç dakikada bir kişinin felç nedeniyle hayatını kaybettiğini gösteriyor. Bu durum sürekli bir korkuyla yaşamamızı gerektirmez; ancak belirtileri erkenden fark edecek kadar bilinçli olmamızı zorunlu kılar.
Hareketsiz yaşam, sigara, alkol tüketimi ve yüksek tansiyon gibi risk faktörlerinden kaçınmak ilk adımdır. Felcin klasik belirtileri tıp dünyasında "BE FAST" (Denge kaybı, Görme bozukluğu, Yüz sarkması, Kol güçsüzlüğü, Konuşma bozukluğu ve Zaman kaybetmeme) formülüyle bilinir. Ancak damar cerrahlarına göre, birçok insanın hiç bilmediği, oldukça şaşırtıcı ve rastgele bir belirti daha var: Geçmeyen hıçkırıklar.
Hıçkırık nasıl bir felç belirtisi olabilir?
Hıçkırığın inme ile bağlantısını anlamak için beyin mekanizmasına bakmak gerekir. Damar Cerrahı Dr. Christopher Yi, hıçkırığın aslında beyin sapında yer alan "medulla" bölgesindeki bir refleks zinciri tarafından koordine edilen, diyaframın istemsiz kasılması olduğunu belirtiyor.
Beynin arka kısmını etkileyen ve "arka sirkülasyon" adı verilen inmelerde (özellikle Wallenberg Sendromu olarak bilinen lateral medüller felçte), bu refleks bölgesi hasar görür.
Hızlı yemek yemekten veya gazlı içeceklerden kaynaklanan normal hıçkırıkların aksine, felç kaynaklı hıçkırıklar hiçbir geleneksel yöntemle (su içmek, nefes tutmak vb.) geçmez; sürekli ve kontrolsüzdür.
Vasküler Nörolog Dr. Adeel Popalzai, "Tek başına hıçkırık neredeyse hiçbir zaman felç belirtisi değildir. Ancak inatçı hıçkırığa başka nörolojik semptomlar eşlik ediyorsa, bu çok ciddi bir uyarı işaretidir" diyerek gereksiz paniğin önüne geçiyor.
Felcin sıklıkla gözden kaçan diğer hafif belirtileri
Birçok insan felcin aniden ve çok dramatik (felç kalma, bayılma gibi) başlayacağını düşünür. Ancak beynin arka kısmını etkileyen en tehlikeli inmeler, oldukça hafif ve yanıltıcı belirtilerle maskelenebilir.
Uzmanlar, hıçkırıkla birlikte görülebilecek ve sıklıkla gözden kaçan şu semptomlara dikkat çekiyor:
Vertigo ve Baş Dönmesi: Aniden başlayan şiddetli sersemlik hissi.
Koordinasyon Kaybı: Yürümede zorluk, sarhoş gibi bir yana savrulma veya el sakarlığı.
Görüş Bozuklukları: Çift görme, odaklanamama veya ani görme alanı kaybı.
Yutma Güçlüğü: Boğazda takılma hissi veya yutamama.
Mide Bulantısı: Özellikle baş dönmesiyle birlikte gelen kusma hissi.
Zihinsel Bulanıklık: Konuşulanları anlamada güçlük, ani kafa karışıklığı ve yönelim bozukluğu.
Şiddetli Baş Ağrısı: Aniden ve çok şiddetli gelen, beyin kanamasına işaret edebilecek ağrılar.
Ne ne zaman acilen doktora başvurulmalı?
Normal bir hıçkırık nöbeti ile hayati tehlike arz eden bir durumu ayırt etmek için Dr. Christopher Yi şu "Altın Kuralı" paylaşıyor:
Hıçkırık 48 saatten uzun sürdüyse, şiddetleniyorsa ve yaşam kalitenizi sabote ediyorsa,
Hıçkırığa yukarıda sayılan nörolojik belirtilerden (baş dönmesi, çift görme, yutma güçlüğü, dengesizlik) en az biri bile eşlik ediyorsa...
Eğer bu belirtiler aniden ortaya çıktıysa, vakit kaybetmeden derhal 112 Acil Servis'i aramalı ve hastaneye ulaştırılmalısınız. Özellikle yüksek tansiyon, diyabet, sigara geçmişi olan kişilerde bu durum acil müdahale gerektirir.
Nörolog Dr. Popalzai’nin de belirttiği gibi: "İnme anında saniyeler içinde doğru ve hızlı hareket etmek; beyin fonksiyonlarını, hastanın bağımsızlığını ve en önemlisi hayatını kurtarır."