Fidel Casro'nun kızı babasını yerden yere vurdu

Dünya siyasetine damgasını vuran ve 2016 yılında hayatını kaybeden Küba Devlet Başkanı Fidel Castro'nun evlilik dışı ilişkisinde dünyaya gelen kızı Alina Fernandez, babasını sert sözler eleştirdi.

Küba Devrimi'nin efsanevi lideri Fidel Castro’nun çalkantılı özel hayatı ve evlilik dışı ilişkilerinden doğan çocukları, tarih boyunca hep büyük merak konusu oldu. Castro'nun, elit bir ailenin kızı olan Natalia Revuelta ile yaşadığı gizli aşktan dünyaya gelen kızı Alina Fernandez, bu çocukların arasında en dikkat çeken isim olarak biliniyor.

Gençlik yıllarından itibaren babasının savunduğu komünist rejime taban tabana zıt bir dünya görüşü benimseyen Alina, babasının soyadını taşımayı reddetmesi ve Küba rejimine karşı yürüttüğü sert muhalefetle tanınıyor.

Yıllarca saklanarak yaşayan ve sonunda ülkesinden kaçan Fernandez, babası Castro ve Küba'daki yaşamı hakkında çarpıcı itiraflarda bulundu.

Doğu Avrupa merkezli kanal Nova TV’ye özel bir röportaj veren Alina Fernandez, babası Fidel Castro ile iletişim kurmanın imkansızlığına dikkat çekerek, onunla konuşmanın tamamen faydasız olduğunu ve Küba liderinin sadece kendi sesini duyabildiğini ifade etti.

BABASI OLDUĞUNU 10 YAŞINDAYKEN ÖĞRENDİ

Yaklaşık 10 yaşındayken annesinin kendisine gerçeği itiraf ettiğini belirten Fernandez, bu durumu öğrendiğinde şaşırmadığını, aksine Castro’nun çocukluğunda sürekli eve gelip giden, kendilerine nazik davranan bir figür olarak hayatlarındaki varlığının resmiyet kazandığını aktardı.

Annesini olağanüstü güzel ama devrim fikrine ve Fidel Castro’ya saplantılı bir kadın olarak tanımlayan Fernandez, bu tutku nedeniyle annesiyle ergenlik döneminden itibaren büyük fikir ayrılıkları yaşadıklarını dile getirdi.

MUHALİFLERİN SAFINA KATILDI

Küba'nın içinde bulunduğu harabe halindeki durumdan her zaman rahatsızlık duyduğunu söyleyen Fernandez, çok sevdiği annesinin rejim savunucusu cevaplarının kendisini hiçbir zaman tatmin etmediğini ve bu yüzden ilişkilerinin hep çok zorlu geçtiğini belirtti.

1980’li yıllarda Küba'da açıkça muhaliflerin safına katıldığını ve bu yüzden hayatının her anını büyük bir korku içinde geçirdiğini ifade eden Fernandez, 1993 yılındaki tarihi kaçış sürecini de anlattı.

Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ardından Küba’nın elektriksiz ve yakıtsız kaldığı derin bir krize sürüklendiğini, bugünkü döneme çok benzeyen o günlerde Castro’nun kızı olarak hem hükümetin baskısından hem de halkın tepkisinden ciddi şekilde endişe ettiğini vurguladı.

Kendisinden ziyade kızının geleceğini kurtarmak adına birkaç başarısız denemenin ardından, arkadaşlarının yardımıyla sahte bir pasaport temin ederek Küba'dan kaçmayı başardığını, daha sonra ise kızını ülkeden çıkardığını söyledi.