Gece yarısına 85 saniye: Üçlü kıyamet kapıda, Hawking yıllar önce uyarmıştı

Kıyamet saati 85 saniye kaldı. Nükleer, iklim, yapay zekâ üçlüsü bir araya geldi. Hawking yıllar önce uyarmıştı.

İnsanlık tarihi boyunca savaşlar ve salgınlarla mücadele etti; ancak bugünü geçmişten ayıran en önemli fark, küresel krizlerin aynı anda yaşanması ve birbirinin yıkıcı etkisini katlayarak artırmasıdır. 

Kıyamet Saati'nin gece yarısına (yok oluşa) bu kadar yaklaşması tek bir krizin değil, üst üste binen çoklu risklerin sonucudur.

Atom Bilim İnsanları Bülteni'nin belirlediği bu tarihi zirveyi tetikleyen 3 ana eksen bulunuyor:

DÜNYAYI TEHDİT EDEN 3 BÜYÜK KRİZ

Nükleer Tırmanış: 

INF ve Yeni START gibi tarihi silahsızlanma anlaşmaları iptal edildi veya yenilenmedi. Üstelik jeopolitik gerilimler, yeni aktörlerin (örneğin Kuzey Kore) nükleer güç haline gelmesine yol açtı. 
Mevcut cephaneliklerin modernize edilmesi ve "gerilimi tırmandırma" doktrinleri, tek bir stratejik hatanın milyonların hayatına mal olabileceği kırılgan bir zemin yarattı.

İklim Değişikliği:

Küresel ısınma artık uzak bir tahmin değil, kapımızdaki bir gerçeklik. Kırılan sıcaklık rekorları ve artan ekstrem hava olayları, sistemin ne kadar dengesizleştiğini gösteriyor. Bu kriz, ani bir patlamadan ziyade yaşam alanlarını daraltan, kaynakları tüketen ve küresel çatışmaları sessizce şiddetlendiren sinsi bir çöküş sürecidir.

Teknolojik Riskler: 

Yapay zeka, biyoteknoloji ve otonom silah sistemleri, yasaların ve etik denetimlerin hızına kıyasla katlanarak gelişiyor. 

Hawking'in bizzat uyardığı gibi, denetimden çıkmış teknolojik sıçramalar, insanlık için faydadan çok felakete giden yolu kısaltma potansiyeli taşıyor.

HAWKING'İN "UZAYA KAÇIŞ" VİZYONU 

Stephen Hawking, insanlığın hayatta kalabilmesi için gezegenler arası bir medeniyete dönüşmesi gerektiğini, uzayın bizim için bir "sigorta poliçesi" olduğunu savunmuştu, ancak bu vizyon, önümüzde duran devasa bir engelle çarpışıyor: Kısa görüşlülük.

İklim değişikliği ve yapay zeka gibi varoluşsal tehditler nesiller boyu sürecek bir planlama gerektirirken; siyasetçiler sadece birkaç yıllık seçim dönemlerine, ekonomiler ise üç aylık şirket kârlarına odaklanıyor. 

İnsanlık teknolojik olarak daha önce hiç bu kadar güçlü olmamıştı (genleri kopyalıyor, uzayı izliyoruz), ancak kendi yarattığımız krizleri çözmekte hiç bu kadar savunmasız kalmamıştık. 
Kendi kendini yok etme eğilimimizi yenemezsek, sorunlarımızı sadece kozmosun derinliklerine taşımış olacağız.

BİR GERİ SAYIM DEĞİL, BİR UYANDIRMA ÇAĞRISI

Kıyamet Saati'ndeki "gece yarısına 85 saniye" ibaresi kaçınılmaz bir ölüm fermanı veya kehanet değildir. Aksine, umutsuzluğa kapılmamızı önlemek ve ne kadar dar görüşlü olduğumuzu yüzümüze vurmak için tasarlanmış "ahlaki bir aynadır." İnsanlık en büyük ilerlemelerini genellikle kriz anlarında kaydetmiştir; dünyanın sonu kaçınılmaz bir kader değil, önleyebileceğimiz sayısız senaryodan sadece biridir.